Siyah Kuğu: Hayat dediğimiz şeyin karanlık ve aydınlık tarafın bir mücadelesi olduğu gerçeğini, attığımız her adımda çok daha net olarak farkına varabiliyoruz. İyi ve kötü taraf, bir imgenin ötesinde bir yerlerde duruyor yaşamın içinde.
Nina, Beyaz Kuğu için en iyi aday, ancak siyah kuğu
Siyah Kuğu’nun Nina’sı sadece aydınlık tarafını tanıyor olmanın eksikliği ile yaşarken hayatın bu gerçeği ile karşılaşınca bir seçim yapmak zorunda kaldı. Nina Beyaz Kuğu için tartışılmaz en iyi adaydı. Ancak karanlık tarafı bilmediğinden onun varlığını tanımadığından Siyah Kuğu’nun gerçek duygusunu dansına yansıtamıyordu.
Kuğu Gölü Balesi’nin yeni bir yorumunu sahneye koyan yönetmen birçok aday içinden birini seçmek zorundaydı. Nina’dan başka Siyah Kuğu’yu oynamak üzere birçok aday vardı ve onlar karanlık tarafın içinde yaşamakla kalmıyor danslarına bunu yansıtabiliyorlardı.
Nina’nın seçilmesi, diğerleri tarafından, zaten zihinlerini kuşatmış olan karanlık tarafın düşünme biçimini harekete geçirdi. Nina gibi silik bir kızın çok daha iyiler arasından geçerek başrolü kapması ancak bir şekilde mümkün olabilirdi; yönetmenin yatak odasında ona istediği şeyi vermek!
Peki, akıllarına gelen bu yolu kendileri denememiş miydi?
Film bu detaya girmiyor; ancak Nina’dan çok daha rahat ve samimi diğer balerinlerin yönetmenin yatağında bir gece geçirmemiş olmalarının da mümkün olmadığını izliyoruz.
Bütün bunlara rağmen yönetmen bakire Nina’yı tercih ediyor.
Nedir bu seçime neden olan şey?
Elemelerin ilk sahnesinde yönetmen Nina’nın kulağına ne fısıldamıştı; “Eğer bale sadece beyaz kuğu üzerine yazılmış olsaydı senden başkası bu rolü hak edemezdi.”
Bu çok önemli ayrıntı, zaman içinde siyah kuğuya dönüşecek Nina’nın başrolü almasına giden tohumu da barındırıyor olmalıdır. Nina bakire yaşamıyla belki karanlık tarafı bilmiyor olabilir ancak diğerlerinin hiçbir zaman yapamayacağı bir değere sahiptir; o saflığın imgesidir ve Beyaz Kuğu ondan başkası tarafından kesinlikle oynanamaz!
Geriye ne kalıyordu; Nina’yı karanlık tarafla tanıştırıp bütün dünyayı baştan çıkaracak Siyah Kuğu’ya dönüşmesi sürecini sağlamak.
Filmin geri kalanında Nina’nın bu karanlık tarafla tanışması, onunla yüzleşmesi ve bütünleşmesi aşamalarını izliyoruz. Nina, kendi varoluş biçiminden hızla koparken, karanlık dünyanın bütün duygularını teker teker yaşıyor. Yönetmen belki de onun içindeki bu potansiyeli görüyor ve tohumun üzerine yavaş yavaş su döküyor. Gerisinin ne kadar kolay olduğu ortadadır.
Nina, rolünün hakkını verirken aydınlık tarafla olan bütün bağını yitiriyor.
Bu ne büyük bir çelişkidir ki hem sanat hem yaşam bize aydınlık tarafta kalmanın yeterli olmadığını, esas başarının ödülünü almanın karanlık tarafa geçebilmekle mümkün olabileceğini gösteriyor.
Akademi üyeleri de Oscar ödülünü bu dönüşümü bize en iyi ve gerçekçi bir şekilde gösteren Natalie Portman’a hak ettiği şekilde teslim ediyor. Natalie Portman bize zaten Leon’daki oyunculuğu ile sinyaller göndermişti.
Leon filmi denilince aklımıza Sting’in unutulmaz şarkısı “Shape of may heart” geliyor. Şimdi bu şarkının son bölümünü şöyle bir hatırlayalım ve yazımızı sonlandıralım.
Hiçbiri kalbimin şekli, kalbimin şekli değil
Ve eğer sana seni sevdiğimi söyleseydim
Bir şeylerin ters gittiğini düşünebilirdin
Ben çok yüzlü bir adam değilim
Taktığım maske bir tane
Konuşanlar hiçbir şey bilmiyor
Ve hayatları pahasına öğreniyorlar
Çok fazla yerde şanslarını lanetleyenler gibi
Ve korkanlar kayıp şimdi
Biliyorum ki maçalar bir askerin kılıçları
Biliyorum ki sinekler savaşın silahları
Biliyorum ki karolar bu sanat için para anlamına geliyor
Ama hiçbiri kalbimin şekli değil.
İlgili Yazılar
2015’te Sinema Dünyasında Neler Olacak?
Karanlığın Aydınlık Yüzü Sinema