Onay ihtiyacı nedir? İstediğiniz her şeyi yapabilirsiniz!

Sen isteğine doğru cesurca yürü; çevrende sana yaklaşan, yardımına koşan, beklemediğin güçler bulacaksın.” (Basil King)

İstediğiniz her şeyi yapabilirsiniz: Onay ihtiyacı nedir?

Hayatınızda istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz aslında… Tüm seçimler sizin… 

İstemediğiniz bir şey varsa bundan vazgeçip, tekrar başa dönüp başlayabilir, düşüncelerinizi değiştirebilir, farklı giyenebilir, dün düşündükleriniz hakkında bugün tamamiyle farklı düşünebilir, sizi yoran, sıkan şeyler yaşıyorsanız bunları bu şekilde yaşamamayı seçebilirsiniz. Sizi artık mutlu etmeyen şeyler, durumlar, kişiler ile yaşamak zorunda değilsiniz. 

Yapabilirsiniz iyi güzel ama bunu ne kadar yapabiliyorsunuz, bir de ona bakalım… 


Bulunduğunuz durumu değiştirip, farklı bir şeyler yaptığınızda eğer etrafınızda ‘Yapma, Olur mu hiç, sen bildiğinden şaşma, başarılı olamazsın, O da denedi olmadı’ diye sesler duyuyorsanız o zaman değişmek için güven eksikliğiniz, onay ihtiyacınız, destek ihtiyacınız, yapacağınız şey ile ilgili kendinize inanmama, şüphelenme, olabileceklerden endişelenme veya korkma durumlarınız olabilir. Sonuçta etrafımızdaki her şey ve herkes aynalarımızdır. 

Onay ihtiyacı neden kaynaklanır?

Bazen de unutmayalım ki olumsuzluklardan motive olup kendini kanıtlama kalıpları olan kişiler de olabiliriz. O zaman yine bir onay ihtiyacı ile yaşarız ama bu sefer ‘hayır’ olmalıdır aradığımız. Bundan tetiklenip tüm çabamızla onlara kanıtlarız kendimizi, ‘sen ne düşünürsen düşün, ben haklıyım ve başardım’ dermişçesine. Böyle deneyimleriniz varsa, durup bir düşünün, siz bir şey yaparken neyden güç alıp motive oluyorsunuz?

Bunun yanında hatırlamak gerekir ki insanlar her zaman kendi bireysel dünyaları içinde olup, kendi fikirlerini söyleyeceklerdir. Önemli olan onların düşüncelerini ne kadar önemsediğimizdir. Etrafımızdaki kişilerin bazen söylediklerini çoğu zaman muhakeme bile etmeden ‘doğru’ olarak değerlendirip kendi doğrumuz olarak benimseriz. Bu güvendiğimiz, sevdiğimiz, aşık olduğumuz ve kırmak istemediğimiz kişiler için geçerlidir. Bunun yanında aynı durum korktuğumuz, yanlarında ezildiğimiz kişiler için de geçerlidir. Dolayısıyla, onlar ne derse doğrudur. Hele bir de onları yücelterek ‘otorite’ olarak sınıflandırıp onay ihtiyacımız varsa her adımımızda onlara danışma ihtiyacımız olur ve onlar ancak onay verirlerse yapmak için kendimize izin veririz.

Bu kişiler olumlu düşünen ve iyiliğimizi isteyen kişilerse tamam, ama bir de hakkımızda olumsuz düşünüyorlarsa ne olur? Her bir şey yapmaya hevesle kalkıştığımızda durduruluruz. Her ne kadar olumlu düşünürlerse düşünsünler insandırlar ve onlardan onay ararmışçasına sorduğumuzda gelen cevap onlara ait ‘limitler’ içindedirler ve kendi limitlerini bize empoze ederler. Bu sefer sadece kendi limitlerimizle kalmayıp, ikinci bir kişinin limitleri içinde düşünmeye ve hareket etmeye başlarız. Zaten eğer etrafımızda sürekli bu tip kişilerle birlikteysek orada birbirimizden öğreneceğimiz karmik dersler olabilir.

Bir kişiden, her ne kadar size ıstırap veriyor veya taciz ediyorsa ondan alacağınız bir ‘öğrenim’ yoksa o kişi zaten hayatınızdan çıkacaktır. Buna her tür ilişki dahildir; katil-kurban, tecavüz-kurban gibi. Bir ruh olarak öğrenimlerimiz seçtiğimiz şekilde olabilir. Öğrenimlerimizin farkına vardığımızda bunları sonlandırabilir, yeni öğrenimler seçebiliriz. Ancak bazılarımız burada çıkmaz döngüler içine girip bunların içinden çıkmakta zorlanırız.


Düğümleriz kendimizi adeta. Bunun sebebi ise aynı şekil öğrenimin bir’den fazla boyutta olmasıdır. Örneğin, anneannemiz acı deneyimler geçirip, acı’dan öğrenmişse, annemiz de bu şekilde genetik olarak seçebilir ve bu şekil bize geldiğinde iki jenerasyon boyunca kuvvetlenmiştir, geçmiş yaşantılarımızda böyle bir kayıt varsa ve bir de Türkiye gibi acı’lardan öğrenmenin yaygın olduğu bir ülkede oturuyorsak veya ‘tesadüfen’ taşındıysak bu düşünce toplu bilinç olarak ta mevcuttur. Bunu bir ömür, bazen birkaç ömür boyunca sürdürebiliriz. Bıkmadan, yılmadan o bayrağı taşıyabiliriz ve acı artık benliğimizin bir parçası haline gelir. Veya farkına varıp ‘Yeter Artık’ diyebiliriz. 

Acıya tutunmak

Kişiler acı’ya bazen o kadar tutunurlar ki, acı çekmeden Tanrı’ya ulaşamayacaklarını düşünürler. Bu doğru değildir. Deneyim her zaman deneyimdir. Öyle olsaydı Tanrı, ‘Ali, sen yanıma gelme, Veli gelsin!’ derdi. Böyle ayırım olur mu hiç? Tanrı’nın gözünde hepimiz eşitiz. Deneyimlerimiz de öyle. Böylece zor deneyimlerden öğrenmeye ne gerek var? Artık gerek kalmadı.

Deneyimlerimizi de kendimiz seçiyorsak ve herkesin özgür iradesi olduğunu düşünürsek, bir şeyi istediğimizde, ‘yapamamamız’ mümkün değildir. Eğer bilincimizde bunu isteyip de, bilinçaltımızda bunu engelleyen kalıplar varsa o zaman seçtiğimiz konuda bir adım ileri, iki adım geri atarız, kısacası yerimizde sayıklarız. Ancak bilinçaltımız bilincimize paralel olduğunda ilerlemek istediğimiz noktaya kendimizi durdurma ihtiyacımız olmadan ilerleriz. Farkettiğiniz gibi aslında bizi durduran etrafımızdaki olaylar, kişiler, mekanlar değildir ama kendi bilinçaltımızdır. Seçtiğimiz deneyimlerimizi öğrenme şekilleri burada tutulur. Bilinçaltımız düşüncelerimizin yaklaşık %88’ini yönetmektedir. Burada olumlu programlar olduğu sürece hayatımızda isteklerimize kolaylıkla hiçbir pürüz veya engel olmadan kavuşabiliriz. 

Ne istiyorsak ona odaklanmamız çok önemlidir.

Odaklandığımız sürece bilinçaltımız istediğimiz şeye ulaşmamız için gereken ihtiyaçlarımızı bize getirecektir. Bu kişiler için aynı şekilde çalışmayabilir çünkü eğer sadece bir kişiyi istersek, bu kişinin isteği aynı değilse o zaman kendimizi limitlemiş oluruz. Burada aradığımız özellikleri belirtip bu şekilde bize en uygun olabilecek kişi için istekte bulunmamız en doğrusudur.

Dolayısıyla artık sadece ne hissediyorsanız ona odaklanın. Kim ne derse desin dinleyin ama etkilenmeden karar verin. Bildiğinizi ve istediğinizi yapın…

İstediğiniz Her Şeyi Yapabilirsiniz…           


Her An Yapabilirsiniz. Doğru An Şimdi’dir. Kalkın, üzerinizdeki olumsuz, sizi yoran düşünceler her ne ise silkinin ve gidin dosdoğru hedefinize. Bu an onu seçtiyseniz O Siz’siniz. Başka birine, lafa, söze ihtiyaç yok orada. İnanın kendinize ve gerçekleştirin her ne istiyorsanız… 

Özgürlük içte ve dışta engelsizlik