Nasuh Mahruki: Doğa için Toplumsal Mücadele

Yola çıkış amacımız, pek gündeme gelmeyen ve topluma doğru yansıtılmayan “Tabiatı ve Biyoçeşitliliği Koruma Kanunu”nun iddia edildiği gibi neler götürebileceğini gündemimize taşımaktı. Milli parklarda ve sit alanlarında hidro elektrik santrallerinin yapılmasına izin veren bu değişiklik tasarısına dikkat çeken,  STK’lara gönüllü destek verip önemli bir imza kampanyası başlatan, aynı zamanda yaptığı örnek çalışmalarla Türkiye’nin gurur kaynağı olan bir isimle, Nasuh Mahruki ile görüştük.

Nasuh Mahruki ve Murat Tali
Nasuh Mahruki ve Murat Tali

Röportaj | Nasuh Mahruki

“Doğaya verdiğiniz zararı parayla geri alamazsınız!”

Şu an meclis gündemine gelmesi beklenen “Tabiatı ve Biyoçeşitliliği Koruma Kanunu” hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Nasuh Mahruki : Çıkartılmaya çalışılan kanunun günümüzde kabul edilebilir yanı yok. Doğada bulunan canlılar, bitkiler ve doğal yaşam alanları bu hale kolaylıkla gelmedi; bu süreç yüz binlerce hatta milyonlarca yılda oluştu. Doğada var olan küçücük bir parça eksildiğinde ya da değiştiğinde bütün denge altüst olabilir. Bu durum geriye dönüşü mümkün olmayan zararlar verebilir ve bir türün yok olmasından doğanın yaşadığı kayıp da çok büyük olur.

Bizim derdimiz o yani doğayı kazanmak geri kalan ne varsa satabilirsin. Örneğin Kuleli Askeri Lisesi binasının satılması. Bu binaları satmakla bir şey kaybetmemiş oluyorsunuz yarın bir gelişme olur bu tarihi bir binadır dersiniz ve geri satın alırsınız böylece çözüme ulaşırsınız fakat doğa öyle değil. Doğaya verdiğin zararı parayla geri alamazsın. Bunun geri dönüşü yok. Bitti mi bitti, milyonlarca yıllık evrim sürecinin sonucunda oluşmuş o güzelim denge o muhteşem flora ve fauna silinecek ve üzerinden dozer geçecek. Bizim derdimiz ne? Bunu durdurmaya çalışmak. Şunun geri dönüşü yok, yani burada yapılan ve yanlış uygulamaların bu kadar sivil toplum kuruluşunun (şu anda yüzün üzerinde) verdiği mücadele bu yüzden.

Derdimiz hükümeti karşımıza almak değil, yanlış uygulamanın farkındalığını yaratıp bu yasanın geri çekilmesini sağlamak.

Derdimiz hükümeti karşımıza almaya çalışmak değil, yapılan yanlış uygulamanın farkındalığını yaratıp bu yasanın geri çekilmesini sağlamak. Burada verilen mücadele tamamen Türkiye için verilen bir mücadeledir. Bir nevi bu mücadele ile hepimiz kendimizi ateşe atıyoruz. Türkiye’nin doğası için girilen bu mücadelede tüm sivil toplum kuruluşları ve bizler bir farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Türk milletinin hakkı olan o doğa parçaları için verilen bir mücadele daha da büyük düşünürsek gezegen için verilen bir mücadele bu aslında.

Dolayısıyla herkesin bu konuya böyle yaklaşması ve hükümetin de bu konudaki ısrarından vazgeçmesi gerekiyor. Çünkü yanlış yerden bakıyorlar bu olaya. Bu kadar muğlak ifadelerle böyle bir kanun çıkartılması zaten anayasaya da aykırı. O zaman bütün yetkileri verelim bakanlığa bakanlık ne istiyorsa yapsın. Hiçbir kontrol mekanizması olmadan, bu konuları medyada bile konuşmadan bakanlığın uzmanları ile yürütülsün bu işler. Olmaz öyle şey! Dünyanın hiçbir yerinde olmaz.

Kamu sektörünün tabi ki kendine göre tanımları var ama bir taraftan da bütün dünyayı takip eden bu konuda uzmanlaşmış ve bilgi sahibi sivil toplum kuruluşları var. Çağdaş dünya şunu öngörüyor: Kamu, sivil toplum kuruluşları hatta özel sektör beraber hareket ediyor. Bu tarz çalışmalar yapılırken bütün kamuoyunun desteği alınarak kararlar alınıyor. Bu tarz bir çalışmada şuna dikkat edilmesi gerekiyor: O araziler sadece kamuya ait araziler değil, vatandaşa da ait arazilerdir. Yani bu araziler, vatandaşın doğal güzellikleri ve ortamları oluyor, böyle yaklaşmak gerekiyor.

Biz bu kanuna tepki koyarken tüm bu kriterleri göz önünde bulundurarak hareket ediyoruz. Sayısal çokluğa ulaşarak bu tasarıyı durdurmayı hedefliyoruz. Bir sonraki adımda ise, tekrar masaya oturulacak. Burada Avrupa Birliği uyum yasaları ve Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası anlaşmalar ve Barcelona Konvansiyonu çerçevesinde sivil toplum kuruluşları ve uzmanlarla birlikte devletin yetkilileri, sorumluları ve bakanları ile masaya oturulup bu tasarı yeniden yazılacak ve ondan sonra yeniden meclise getirilecek. Yani iki aşamalı bir mücadelemiz mevcut.

1. Aşama: Tasarının bu halde meclise girmesini engellemek.

2. Aşama: Tekrar masaya oturup, yeniden maddeleri değerlendirmek. Gelecek için bunları bir daha yeniden en sağlıklı haliyle yazmak.

RizeIkizdere nasuh mahruki

“Pes etmek yok. Ne kadar gidiyorsan git ama mutlaka ileriye doğru git” – Nasuh Mahruki

Kendi doğasına sahip çıkmayan bir hükümetle karşı karşıyayız öyle mi?

Nasuh Mahruki : Bu kanun tasarısını bu şekilde çıkartmayı planladıklarına göre, kafalarının arkasında bir hesap var demektir. Bu tasarıyı bu kadar sonsuz bir hareket alanı sağlayacak şekilde çıkarmaya çalışıyorsanız ben bunun altında bir şeyler ararım. Bu kanunun çıkmasını görmezden gelirsek ileride yaşanacaklar karşısında alacağımız cevaplar, “Yeni yasa bu, yasanın gerekliliğini yapıyoruz, aykırı biz durum söz konusu değil” olacaktır.

Halen petrol ve türevlerine, nükleer sistemlere, HES türü bütün biyolojik çeşitliliği etkileyecek sistemlere yatırım yapmak çok yanlış! Artık bitiyor bunlar, bunların devrinin sonuna geldik.

Dünya, doğal kaynakları korumaya çalışırken, ülkemizde tam tersine bir durum mu söz konusu? Son çıkan enerji kanununda tesis kurulumları için doğal sit alanları denilebilecek araziler tahsis edildiğini hatırlıyoruz.

Nasuh Mahruki : Bu yapılanlara da inanamıyorum ben. Dünyada sonsuz denilebilecek enerji kaynakları var. Sonsuz ne demek? Yani hiçbir zaman bitmeyecek.  Mesela rüzgar, sonsuz enerji kaynağı. Dalga, sonsuz enerji kaynağı, hiçbir zaman durmuyor bu dalga belli yerlerde.  Güneş, sonsuz enerji kaynağı. Dolayısıyla alternatif ve sonsuz, devam eden enerji kaynakları var.

Halen petrol ve petrol türevlerine, çok riskli olabilecek nükleer sistemlere, HES türü bütün biyolojik çeşitliliği etkileyecek sistemlere abanarak yatırım yapmak çok yanlış bir şey. Artık bitiyor bunlar, bunların devrinin sonuna geldik. Gelecekte dünyada, güneş, rüzgar ve dalga enerjileri kullanılacak. Biz neden bu sistemlere şimdiden geçiş yapmıyoruz? ARGE’lerimizi yoğunlaştıramıyoruz da, geçmiş sistemlerin son ürünlerini halen kullanmaya çalışıyoruz?  Elbette dünyada bunları kullanan ülkeler var ama unutmayalım hepsi değişecek. Çünkü sonsuz enerji kaynaklarına yönelik sistemler üretilecek.  Sebebi ne biliyor musunuz? “Çünkü bedava.”

Nasuh Mahruki: “Gelecek nesillere ne olacak? Uzun soluklu hesaplar yapmalıyız”

Üstelik Türkiye’nin doğal enerji potansiyeli de çok yüksek, öyle değil mi?

Nasuh Mahruki : Benim Türkiye ile ilgili gözlemim nedir sana söyleyeyim. Ben şu an 45 yaşındayım. Önceden dağlarda dolaşmaktan bu konuları çok fazla takip etmezdim ama şimdi görüyorum ki Türkiye’de ilginç bir toplum sistemi kurulmuş. Adam üç kuruş kazanacak diye devletin zarar görecek olmasını umursamıyor. Ucu çok açık kanunlarla bunları üst üste koyduğum zaman altından ne çıkacağını bilmediğim için korkuyorum açıkçası. Belki “bunu böyle yapmayacağım” denilecek, öyleyse bunu tasarıya yaz ki bizler de görebilelim. Bu tasarının karşısında durma sebebimiz, bu tasarının bir fren sistemi yok. Neyin ucunun nereye gideceği, tüm doğal yapımızı ne için, nasıl kaybedeceğimizi anlamayacağız. Elli yıl sonrası ne olacak? Bugün varız, yarın yokuz diye önemsemeyelim mi? Gelecek nesillere, çocuklarımıza, torunlarımıza ne olacak? Uzun soluklu hesaplar yapmalıyız.

Bu tasarıyı zaten Anayasa Mahkemesi reddeder. Çünkü uluslararası anlaşmalara aykırı bir tasarı. Türkiye’deki belki iç hukuk buna yetmez ama uluslararası hukuk engel olur.  Fakat Uluslararası hukukun engel olabileceği zamana kadar geçen sürede doğanın kalitesi ne olur, düşünmek gerek.

Şu an doğa ile ilgili yapılabilecek en iyi şey nedir?

Nasuh Mahruki : Kamuoyunda farkındalık yaratılacak. Yaratılan farkındalık ile önce yasayı durduracağız. Çünkü yasa çıkarsa, sonradan gelecek itirazların hiçbiri işe yaramayacak. Yapılan her şeyin çıkan yasaya göre yapıldığı savunulacak. İşte o zaman yapabileceğimiz hiçbir şey kalmayacak.

Aladağlar Milli Parkı (Fotoğraf: Ali İhsan Gökçen) nasuh mahruki
Aladağlar Milli Parkı (Fotoğraf: Ali İhsan Gökçen)

Milli parklar, inşaat şantiye alanı olacak; doğal sit alanları hidro elektrik santralleri ile dolacak.

Başlattığınız bu imza kampanyasında, etkin olabileceğiniz imza adedi nedir?

Nasuh Mahruki : Şu ana kadar 38.000 civarında imzayı toplandı. Amacın haklılığından dolayı, bu imza kampanyasının haklılığından dolayı aslında rakamların çok çok yüksek olması gerekmektedir. Ama en azından 50.000 adet imzayı bulmamız kampanya için çok iyi olacak. Sosyal medyanın verdiği tüm imkanları kullanarak bu rakamları elde ettik.

Peki bu çalışmalarda sosyal medyada ulaştığınız kişi sayısı ve geri dönüşlerini düşündüğünüzde yeterli bir rakam mı? İnsanlar bu tarz çalışmalarda korkularının esiri olup tepkilerini net ortaya koyamıyorlar. Sizin bu konu hakkındaki düşünceleriniz nedir acaba?

Nasuh Mahruki : Sosyal medyada ulaştığımız bu rakam aslına bakarsanız pek yabana atılır bir rakam değil. Nihayetinde ulaşmak istediğimiz şey daha fazla kitleye ulaşıp bu insanların kaybedeceklerini fark ettirmeyi sağlamak. Çalışmalarda tek başına da hareket etmiyoruz şu anda. Yüze yakın sivil toplum kuruluşu, bu etkinlikte aktif ve onların da katkısı çok yüksek. Birincide, olmazsa ikincide şansımızı dener ve bu yasayı iptal ettiririz. İstediğimiz ve mücadele ettiğimiz şey; bu ülkenin vatandaşının, üzerinde yaşayan canlılarının, bitkilerinin ve doğal kaynaklarının korunması üzerine. Biz gelecek yılları kurtarmanın kavgasını veriyoruz. Bu konuda bizimle hareket eden herkese de teşekkür ediyorum…

[divider]

Nasuh Mahruki kimdir

Ali Nasuh Mahruki

Ali Nasuh Mahruki (d. 21 Mayıs 1968; İstanbul), Türk dağcı, yazar, fotoğrafçı.

Şişli Terakki Lisesi’nin ardından 1992’de Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. Dağcılık sporuyla 1988 yılında Bilkent Üniversitesi Doğa Sporları Topluluğu’nda tanıştı. Üç yıl boyunca topluluğun başkanlığını yaptı. Dağcılık dışında mağaracılık, aletli dalış, yamaç paraşütü, motor sporları, bisiklet ve yelken sporuyla ilgilenmektedir.

1992-1994 yılları arasında eskiden Sovyetler Birliği’nin sınırları içinde kalan 7000 metreden yüksek beş dağa tırmanarak Kar Leoparı unvanını aldı.

1995 yılında Everest Dağı’na tırmanan ilk Türk ve dünyadaki ilk Müslüman dağcı oldu. 1996 yılında yedi kıtanın en yüksek dağına tırmanarak Yedi Zirveler projesini tamamlayan 45. sporcu ve en genci oldu. Sonraki yıllarda da birçok zorlu tırmanış gerçekleştirdi. En önemlileri, Oksijen desteksiz olarak gerçekleştirdiği Cho Oyu, Lhotse ve K2 dağlarıdır. 15 yıl aradan sonra bir kez daha Everest Dağı’na tırmandı.

Liderlik, takım çalışması, kişisel gelişim, kendini tanıma, hedef odaklılık, kararlılık, disiplin, risk yönetimi gibi konularda motivasyon konuşmaları ve seminerler düzenlemektedir ve Bahçeşehir Üniversitesi’nde “Takım Çalışması ve Liderlik” dersi vermiştir. Çeşitli gazete ve dergilerde köşe yazarlığı yapmıştır ve çeşitli televizyon kanallarında belgesel programları hazırlamıştır.

AKUT’un kurucu üyesidir ve halen yönetim kurulu başkanlığını sürdürmektedir.

Nasuh Mahruki, Himalayalar’da Bhutan Krallığı’na yaptıkları bir motosiklet yolculuğu sırasında geleneksel bir düğün töreniyle Mine Mahruki ile evlendi.

Kampanyaya imzanız ile destek vermek için tıklayınhttps://www.change.org

[divider]

Tabiatı ve Biyoçeşitliliği Koruma Kanunu değişiklik tasarısı