Anlamak Dinlemekle Olur

Neden barış içinde yaşamayı öğrenemiyoruz, neden hep kavga ediyoruz birbirimizle? Neyi paylaşamıyoruz, neden anlamıyoruz birbirimizi? Anlamak bu kadar mı zor?

anlamak

Kendimce cevaplayabildiğim bu soruları soran ne kadar çok insan var. Şikayet ediyoruz hep kavgalardan, küslüklerden. Peki düzeltmek için ne kadar çabalıyoruz? Kendimizle bile kavga ederken bir başkasına karşı nasıl anlayışlı olabiliriz ki? Bundan kurtulmak belki de çok basittir ama bunu eyleme dökmek mi bizi korkutuyor acaba, kavgalarımızı devam ettiriyoruz?

[quote]Tartışırken sık sık duyduğumuz “beni dinler misin düşündüğün gibi değil” türden sözlerle belki de çoğu zaman farkında olmadan çözümün ne olduğunu dile getiriyoruz. “Dinlemek!”[/quote]

Dinlemek!

23723_10151658366569899_1934899095_n

Evet, dinlemek sorunların üstesinden gelebilecek, özümüzde var olan ama birçok sebeplerden dolayı yitirdiğimiz yeteneklerden biridir bana göre. Dinlemekteki sözlerimle işitmek anlaşılmasın, bahsettiğim işitmenin ötesine geçerek duyulanı anlamaya çalışmaktır. Karşı tarafa “beni dinle” dediğimizde “söylediklerimi anla, beni anla” demek isteriz aslında. Yani dinlemenin temelinde anlamak vardır.

Dinlemekteki asıl amaç anlamak iken diğer yeteneklerimiz gibi bunu da kaybediyoruz. Deneyimlerimiz ve bize öğretilenlerin sonucunda asıl maksadımızdan kopup farklı amaçlarla dinlemeye başlıyoruz karşımızdakini. Görünüşte dinler gibi yapıp aklımız kendi içimizdeki sorunlarla savaşıyor yahut söylenen her sözü üstümüze alınıp acaba ne cevap veriyim gibi kendimizi savunmaya geçecek sözler aramakla meşgul oluyoruz veya karşımızdakinin yanlışını bulmaya çalışıyoruz. Bu gibi sebeplerden dinler gibi görünüp dinlemiyoruz aslında.

Madem ki şikayetçiyiz kavgalardan o zaman kaybettiğimiz yeteneğimizi tekrar kazanmak için uğraşmalıyız. Egomuzdan kaynaklanan gereksinimlerimizin karşılanması için oluşturduğumuz niyetlerden sıyrılıp, kendimizi karşı tarafı dinlemeye odakladığımızda yani söylediklerini bir resim gibi kafamızda canlandırdığımızda, iletişim uzmanlarının “aktif dinleme” diye adlandırdığı dinlemedeki davranışlar (başını anladığını göstermek için sallama, anladığının veya anlamak istediğinin geri bildirimini yapma) kendiliğinden ortaya çıkar ve böylece dinlemedeki asıl amaca ulaşmış oluruz.

PAYLAŞ
Önceki yazıKoşulsuz Sevgiyi Yaşayanlar: Ruh ikizi
Sonraki yazıFacebook ve birbirimizi bağlayan ağlar
Her canlı gibi aslıma doğru bir yolculuktayım ve bu yolculukta hem öğretmen hem öğrenciyim. Esnekliği seviyor olmam, yaratıcılık düşüncesinin sınırlar olmadan daha iyi gelişeceğine inandığımdan ve her ne olursa olsun insanın kendi yeteneği doğrultusunda sevdiği işi yapmasının gerekliliğini savunduğumdan serbest olarak kendi hedeflerim doğrultusunda yürüyorum. İletişim benim yeteneğim diyorum, neden? Çünkü içsel ve dışsal gözlemleyen benliğimin baskın olması karşımdakinin vücut dilini ve altında yatan duyguları ve algılamaları sezgisel olarak çözmemi sağlıyor. Bunların doğruluğunun da ortaya çıkması ve iletişim hatalarını hemen fark ediyor olmam benim en baskın yeteneğimin bu olduğunu keşfetmemi sağladı. Ayrıca iletişim üzerine aldığım eğitimlerle de bunun doğruluğunu bir kez daha kendi kendime kanıtlamış oldum. Öncelikle bunu kendime kanıtlamam gerekiyordu çünkü uzun bir zaman bu yeteneğimi görmezden geldim ve hep bastırdım. 2002 yılından beri iletişim ve algılama psikolojisi üzerine araştırmalar yapmaktayım ve son 3 yıldır da buna ağırlık vermekteyim ve ayrıca iletişim üzerine olan eğitimimi bu alanda daha verimli olabilmek için hem öğreticiliğimle hem öğrenciliğimle ilerletme çabası içerisindeyim.