Bugün Yanımdan Özgüven Geçti

Şems-i Tebrizi’ nin dediği gibi Dünya’ nın altının üstünden daha iyi olup olmadığını bilemediğimizden; o deneyimleyerek görmek isteyenlerden… Düşmeye değil atla koşmaya odaklanmış… Düşse de onun için her şey bir…

at ve adam

Bu sabah  hafta sonu etkinliği için ailece at çiftliğine gittik. Daha önceki gidişimizde oğlumuz üzerindeyken at şaha kalkmıştı ama binmeye devam etmişti. Bu olayın onu etkilediğini düşünmemiştik. Çocuk  parkında oynadıktan sonra ata binmek istediğini söyledi. Atı hazırlayıp getirdiler. Bir an aklına geçmiş deneyimi geldi. Ya bir daha şaha kalkarsa diyerek binmekten vazgeçti.

Ne yapsak, nasıl onun hislerini anladığımızı göstersek ama bir yandan da bu korkusunun üzerinden gelmesini sağlasak diye düşünürken yanımızdaki banka bir arkadaş  grubu oturdu.

Gençlerden biri daha önce hiç ata binmemiş ama illaki en büyük atı isterim diyor. Buradaki  bazı atların yarış atı olduğundan haberi yok galiba… Atı dört nala koşturacakmış. Yapma etme dedik. ”En fazla ne olabilir ki, çok arzu ediyorum. ” dedi.  At çiftliği yetkilileri başına geleceklerden onun sorumlu olduğunu kabul ettiğini beyan eden bir kağıt imzalattılar. Bir an bile düşebileceğini düşünmedi. Arkadaşları gülüyorlar. Hayatında atın yanından geçmemiştir diyorlar. Kazasız döneriz inşallah diyorlar. Hepimiz gülümsüyoruz ama içimizden başına birşey gelmeden bu macera hayırlısıyla bitse diyoruz. Özgüveni öyle yüksek ki hepimizi rahatlatıyor.  Onun cesareti oğlumuza dahi ışık oluyor ve korkusunun üzerinden geliyor.

at ve çocuk

O kendinden emin. Hatta deli cesaretine sahip denilebilecek türden… Aşıkken gözümüz birşey görmez ya; onun da görmüyor. Hepimizi; ölse bile mutlu ölecek diyebileceğimiz bir kıvama  getiriyor.

Şems-i Tebrizi’ nin dediği gibi Dünya’ nın altının üstünden daha iyi olup olmadığını bilemediğimizden; o deneyimleyerek görmek isteyenlerden… Düşmeye değil atla koşmaya odaklanmış… Düşse de onun için her şey bir…


Arkadaşları  bir gün önce at çiftliğine gitmeye karar verdiklerinde kendine Zorro maskesi ve bir pelerin yaptığını anlatıyorlar. İnanmıyoruz. Giyip geliyor. Gülmekten nefessiz kalıyoruz. ” Abla ne güzel hem kendim hem de sizler eğleniyorsunuz. ” diyor.  Bir ara seyis gencin cesaretinden korkuyor. Bir yandan dört nala koşturuyor; bir yandan ata sakin olmasını söylüyor.

Hadi hiç bilmeden ata binebilirsin, o giysiler ne? Dalga geçerler mi kaygısı hiç yok. Ona gülünmesinden en ufak rahatsız değil. Bir süre sonra ona; ‘deli galiba’ diyen herkesin sempatisini kazanıyor. Kendisini olduğu haliyle kabul ettiriyor. Ondan herkese bir mutluluk yayılıyor.

at çifliği

Bugün yanımdan özgüven geçti. Birçok öğretinin içindeyiz. Zihni bırak yüreğinin götürdüğü yere git diyoruz. Kendi önündeki engel yine sensin diyoruz. Diyoruz da kaçımız gerçekten yüreğimizin götürdüğü yere gidebiliyoruz?  Aşk diyoruz. Dilimizde sakız olmuş aşk… Bunun aşkla ne ilgisi var diyebilirsiniz. Bugün benim yanımdan tam anlamıyla canlı kanlı, çılgınca ata binen bir  aşk geçti. Üstelik üzerine bindiği atı son derece onurlandırarak… Ona tereddütsüz güvenen misafirinin gururunu bir nişan olarak hep taşıyacak asil bir attı artık o… Ben yapabilir miydim? Yapamazdım. Şems-i  Tebrizi bir vakit Hz. Mevlana’ ya  şarap taşıtmış. Hem de Hz. Mevlana’ ya… Taşımasını isteyince Hz. Mevlana sorgusuz sualsiz taşımış. Sen bu teslimiyetle şarabı taşır getirirsen aşkın huzuruna; O seni utandırmaz. Küpler kırılınca şarabı süt eder. Gönülden teslimsen o at  dört nala koştursan da seni düşürmez. İşte aşk böyle bir şey… İşte teslimiyet böyle birşey… İşte özgüven böyle birşey… İşte aşk, kendini içinde hayal ettiği maske ve pelerinle o ata binebilmek demek…