Sadece İnsan Olmak

Sadece insan olmanın farkındalığında olmaya son günlerde çok ihtiyacımız var. Başarabildiğimizde herkesi kabul edip, herkesi sevgiyle kucaklayabiliriz. İşte o zaman birbirimizi anlar sorunlarımıza sorumluluklarımız çerçevesinde çözümcül yaklaşımlar bulabiliriz.

insan olmak

Dünyaya insan olarak geldik ve insan olarak gideceğiz. Tek bir amacımız var o da kendimizi gerçekleştirmek. Bu yolculuğumuza çocuk olarak başlıyoruz, tertemiz bir alan var içimizde, hiç bir kayıt, hiç bir yargı yok. Saf düşünceler, saf bir zihin. Büyüme yolculuğu başlıyor , ailemiz, çevremiz, ülkemiz, dünyamız her biri ayrı yansıyor  bilinçaltımıza. Kendimizi gerçekleştirme planımız doğrultusunda ihtiyacımız olanları kaydediyoruz. Bunu algıladıklarımızı silerek, bozarak, genelleyerek yapıyoruz. Sonuçta bizi ifade eden bir biçim alıyoruz ve davranışlarımızla da bunu yansıtmaya başlıyoruz. İnançlarımız var, değerlerimiz var artık ve kendimizi bilme bilincine gelene kadar bunları robot gibi, tekrar tekrar yaşıyoruz. Ne zaman kendimizi farketmeye başlıyoruz ki o zaman farkındalıklar başlıyor. Ondan sonra tekrar başa dönmeye yani bilinçaltımızdakileri farkederek dönüştürmeye ve çocuk saflığımıza geri dönmeye çalışıyoruz.

Bu süreç hep birlikte ve her birimizin farklı seviyelerden oyuna katılmamızla gerçekleşiyor. Hep bir arada ve hep birlikte deneyimlerin içindeyiz. Sonuç ve süreç hepimiz için aynı çünkü hepimiz insanız.  Kendini gerçekleştirme süreci uzun ve sancılı bir zaman gerektiriyor. Başlangıçta robotik düzen içinde kendimizi diğer insanlardan ayırıp robot gibi davranırken, kendimizi ifade, kendimizi koruma, yaşanan deneyimleri kontrol etme, insana hükmetme  ihtiyaçlarımızla buluşuyoruz. Ortaya çıkan ben akıl ile var olmaya çalışıyor ve kişisellik deneyimleri bireysellik deneyimlerine dönüşmeye başlıyor. Güçlenen ego ben bilirim algısıyla varlığını sürdürüyor. Bu durum deneyimlerle bize bizi göstermeye başladığında zorlayıcı da olmaya başlıyor.  İşte farkındalık bu aşamada ortaya çıkıyor ve dönüşüm çemberine geçiş gerçekleşmiş oluyor.

Biz hiç ayrı değiliz ki aslında

Şimdilerde insan üzerinde dünyanın evrimleşme enerjileri etkileşim yaratmaya başladı. Zaman algısının hızlanmasıyla dönüşüm  süreçlerinde de kısalmalar gözlenmekte. Artık deneyimlerimizdeki yansımalarımız çok güçlendi ve Dünyaya bakışımız da eskisi gibi değil. Kişisellikleri devre dışı bırakmayı seçiyoruz artık. Bireysellikler yerini bütünselliğe bırakmakta. Şüphesiz tüm bunları uyanan bilinçler gerçekleştirebilmekte. Durum böyle olunca da insan olmanın sorumluluğu artık uyanmış bilinçlerin yansımalarında saklı. Çünkü ne yaptığımızın bilinci ile hareket edebiliyorsak evrimleşme sürecinde henüz robotik davranışları bırakamamış insan kardeşlerimize empati duymak, onları anlamak ve kendi ulaştığımız gerçeklik farkındalığını onlara aktarma sorumluluğumuz da var demektir.


Böylesi bir davranış sağduyuyu, sakinliği, dinginliği,  olaylar karşısında seyirci kalabilmeyi ve birbirimize karşı şefkat gösterebilmeyi gerektirmektedir. İnsan olabilmenin sorumluluğu burada yatmaktadır. Sağduyu büyük resme bakabildiğimizde ortaya çıkarabileceğimiz bir davranıştır. Öyleki evrendeki herşeyin neden sonuç ilişkisi içinde gerçekleştiğini kavramak ve bu anlayış içerisinde olayların idrakine vararak davranabilmektir.

Kendi içimizde bir ve bütün olabilmek

İnsan olabilmek için herbirimizin içinden  geçtiği devinim süreçlerinde negatif algıyı da, pozitif algıyı da deneyimleriz . Her iki algı potansiyeli de içimizde var olmaktadır. Değişim , dönüşüm için olmazsa olmaz olan bu durumda negatif algılarımızla gerçekten yüzleşememişsek ve onları görmezden gelmişsek asla kendimizi gerçekleştiremeyiz. Negatif algı potansiyelimizi hiçbir zaman yok sayamayız çünkü o bizi bütünleyen bir diğer yanımızdır.  Yüzleşemediğimizi anlamanın yolu karşımızdakinde gördüğümüz negatif davranışlardır. Hala onları tanıyor ve hala yargılıyorsak bizde kendi sürecimizi tamamlayamamışız demektir. İçsel dünyamızdaki optimum denge kendi içimizdeki karanlığı  kabul edip onu aydınlatmakla olmaktadır. Böylece negatif yanlarımız güçlü yanlarımız olarak var olacaktır. Mutlak sorumluluk duygusu ve vicdan ile dengelerimizi kurabilirsek optimum dengeyi yakalamamız mümkündür.

Sadece insan olmanın farkındalığında olmaya son günlerde çok ihtiyacımız var. Başarabildiğimizde herkesi kabul edip, herkesi sevgiyle kucaklayabiliriz. İşte o zaman birbirimizi anlar sorunlarımıza sorumluluklarımız çerçevesinde çözümcül yaklaşımlar bulabiliriz.