Yaşamlarımızda kaos ve stres içiçe

Global değişim, bir diğer deyişle  küresel değişim ve bireysel değişim giderek yaşamlarımızı tam bir kaos haline getirmiş durumda. Bireyselde başlayan ve genele yayılan değişim farklı algı içindeki insanları tam bir çıkmazın içine sokmakta ve karmaşa yaratmaktadır. “Benim bildiklerim doğrudur. Bu işin doğrusu budur” gibi söylemler iletişimde karşı tarafı kabul etmeye zorlamaktır. Sonucu kaos ve strestir.

Kaos

Genel, hepimizi içine aldığı için kendimizi oluşumun dışında tutmak gibi bir şansımız da olamayacağına göre içinde olmak ve kabul etmekten başka şansımız yok gözüküyor. Yaşamlarımız teknolojik gelişimlerle bilişim alanına teslim oldu neredeyse. Kayıtlı bilgi insanları değişime zorluyor. Ancak yeninin yapılanması süreci de oldukça sancılı geçeceğe benziyor. Çünkü eskinin ustaları yeninin acemileri durumunda kalıyorlar.

Geçenlerde bir beyefendiye rasladım bankamatik önünde , kendi kendine bankamatikle ka
vga ediyor, kızgınlığını ifade ediyordu. Yapmaya çalıştığı hesabına para yatırmaktı sadece ama para biraz buruşuk diye bankamatik kabul etmiyordu. Adamcağız söyleniyordu ” Yahu yandaki bankamatikten aldım bu parayı , sen ne gördün de kabul etmiyorsun! ” Sanki birşeylere uymak için  mecbur ediliyoruz  gibi gelse de yeni düzeni kavrayıp tam olarak yerine getirmek gerekmekte , aksi durum bizleri strese sokabiliyor. Gerçekte değişime ayak uydurmaya mecburuz da bir taraftan. Ancak bu süreçte oluşan stresi kontrol edebilmek çok önemli. Anlamak ve anlaşılmak adına bir şeyler yapılmalı.

Örneğin geçenlerde evimdeki klimaya yazlık bakım için servis çağırdım. Bana randevu verdiler; yaklaşık 6 saatlik bir süreç içinde belirsiz bir zaman dilimiydi. Yaz şartları kabul ettim, o gün evde kaldım, bekledim ne gelen ne giden ve  haber veren olmadı. Günlerden cumartesiydi. Pazartesi yeniden aradım “işlerimiz  çoktu erteledik” dendi.  Bende “Peki bundan benim haberim olmadı dedim ve yeniden randevulaştık.

Bu sefer ben yaşadığım deneyimden tecrübe edinerek ” Eğer bu sefer de gelmezseniz üretici firma ile bağlantıya geçip onlardan yardım isteyeceğim ” dedim , doğal olarak tüketici haklarımı kullanmak niyetiyle. Aldığım cevap ” Beni tehdit mi ediyorsunuz ? Buyurun gidin o zaman ” idi. Ben satın aldığım ürünün satış sonrası servisinin hizmetini talep ederken karşımdaki kişi bana olayı tamamen kişisel algılayarak bir çeşit saldırı şeklinde kendini savunmaya geçti. Oysaki her şey o kadar açık ki.

Servis hizmet vermek üzere üreticiyle anlaşmış, ben de ürünü satın alarak servis sonrası hizmet beklemekteyim. İşin içine kişisellik girince durum değişti. Bu deneyimden çıkardığım sonuç: profesyonel hayatın içinde hiçbir şekilde kişisel algılamanın olamayacağı ve herkesin üzerine düşen sorumluluğu kişiselleştirmeden yerine getirmesi.

Her bilinç gerçekliği kadar doğru vardır

Şahit olduğum bir başka deneyim de birlikte yaşadığımız ve/veya  çalıştığımız insanların herhangi bir şeyi anlatırken veya bir şey talep ederken eksik olarak ifade etmeleri  ve karşısındakinin anlayacağını varsayarak konuşmaları. Anlaşılmayınca da karşısındakini suçlamaya geçilmesi.

Böylesi durumlarda stres ve kaos ortamı oluşturmamak için  tam olarak karşımızdakine ne söylediğimizin bilincinde olmamız, anlaşıldığımızdan emin olmamız, varsayımlarımızı bırakmamız ve kesin ifade içinde bulunmamız gerekmektedir. Bir diğer kaos nedeni de “benim bildiklerim doğrudur” veya “bu işin doğrusu budur” gibi söylemlerin iletişimde karşı tarafı kabul etmeye zorlamaktır. Oysaki herkesin gerçeği farklıdır ve herkes  olayları, konuları kendi gerçeğine göre değerlendirebilir. Doğru bir tane değildir. Her bilinç gerçekliği kadar doğru vardır.

5117441485_473cfb7e13

Bireyselde durum böyleyken bütünselde bütünün değer yargıları devreye gireceğinden herkesin ortak paydada kazanması söz konusu olduğu için orada uyum gerekmektedir. Özetle bu büyük değişim çemberinin içinde kaostan uzak ve stres içinde olmadan yaşamak istiyorsak kendi sorumluluğumuzu almamız şarttır. Kendi sorumluluğumuz aynı zamanda bizlerin diğer insanlar yada kurumlarla iletişimimizde olan sorumluluğumuz anlamına gelir. Böylece eğer her birimiz yapmamız gerekeni en iyi şekilde yapıp anlaşılır olursak anlaşmazlıkları da devre dışı bırakmış oluruz. İşte ancak o zaman küresel değişimin içinde etkilenmeden var olabiliriz.

Kutuplaşmaya dur diyelim! Yolumuz ışık, rotamız sevgi olsun