Engel Siz Olmayın

Başınız ya da bedeninizde her hangi bir yeriniz mi ağrıyor? Bu ağrıların en şiddetlilerini belirli bir sebep yüzünden hayatları boyunca çeken insanları düşündünüz mü?

3 aralık dünya engelliler günü

3 Aralık Dünya Engelliler Günü (International Day of Disabled Persons) 1992 yılından bu yana Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası bir gün olarak kabul edilmiştir.

Sadece ülkemizde bulunan 9 milyona yakın engelli vatandaşımızın her gününün sıkıntılar içerisinde geçtiğini düşünürsek, 365 gün 6 saatin her saniyesinin iyileştirme çabaları içerisinde geçmesi gerektiğinin düşüncesindeyim. Bizler çabamızı sürekli hatırlatarak yazarak, çizerek, pratiğe dökerek istikrarla vermeye devam edeceğiz. Ben bir engelli çocuk annesi olarak tıbbi, maddi, prosedürsel vb zorlukların yanında toplumsal algının iyileştirilmesinin çok çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Loading...

Oğlum Cansın ile bir alışveriş sırasında yaşadığım bir hikaye ile size bir örnek vermek istiyorum. Bir alışveriş sırasında zihinsel engelinin dışında bedensel kas zayıflığından dolayı sürekli çarpan, düşen aslan oğlum=)  bir bayanın omuzuna çarpıverdi. Hanımefendi büyük bir kızgınlıkla Cansın’a köpürmeye başlayınca, oğlumun bedensel ve zihinsel engelini hakkında açıklama getirip özür dilemek durumda kaldım.

Hanımefendinin verdiği cevap aynen şöyleydi: Zihnen ve bedenen bir engeli bile olsa, nasıl yürümesi gerektiğini öğrensin! Yaşadığım şaşkınlık ile birlikte hanımefendiye ‘ acil şifalar diliyorum’ dediğimde ‘ neden’ diye sordu. Ve işte cevabım: Çünkü bizimkinden çok daha büyük bir engele sahipsiniz. Bu kısa hikayenin yeterince açıklayıcı olduğunu düşünüyorum. Şimdi biraz sorular sorarak insanca düşünelim diyorum. Haydi başlıyoruz ve bakalım ne kadar düşünebileceğimizi görelim.

Başınız ya da bedeninizde her hangi bir yeriniz mi ağrıyor? Bu ağrıların en şiddetlilerini belirli bir sebep yüzünden hayatları boyunca çeken insanları düşündünüz mü?

Minicik anlarda zihin kayıpları- sorunları yaşayıp, kendinizi güvende hissetmediğiniz zamanlar mı oluyor? Peki ya sürekli olarak zihinsel engele sahip olanların güvenliklerini kim sağlayacak?

Ayağınızı burkup, en basitinden topallıyor ya da bir süreliğine ayağa mı kalkamıyorsunuz? Hiç ayağa kalkamayanların ne kadar zor bir hayat yaşadıklarını ve ne hissettiklerini düşündünüz mü?

Gözleriniz bozuk ve net göremediğiniz için rahatsız mı oluyorsunuz? Hiç göremeyen insanların yaşamlarını nasıl devam ettirebildiklerinin hayalini kurabilir misiniz?

Konuşabildiğiniz halde çevrenizde sizi duyamayan insanlara kızgın mısınız? Peki ya hiç konuşamayanlar?  Onlar kendilerini size nasıl duyuracaklar?

Kolunuz mu kırıldı? Kısa bir süreliğine de olsa artık sevdiklerinizin elini tutacak bir kolunuz bile yok mu? Ya sürekli olsaydı?  Sürekli olarak bunları yaşayanlar sizce nasıl hissediyor?

İşte bu maddeler sadece en basit örneklerden birkaç tanesi. En sağlıklı dediğimiz insanlar bile her gün farkında olmadan kısa bir süreliğine de olsa pek çok engel yaşarlar. Ve kısa süreli olan tüm bu engellilik boyunca, çevrenizde (tanıdığınız ya da tanımadığınız)size yardım eden, hayatınızı kolaylaştırıp, güzelleştirebilecek insanlar varsa şanslısınız.

Engel siz olmayın!

Hepimiz potansiyel bir engelli değil, oysa hepimiz bir engelliyiz. Geçici engellilik ve kalıcı engellilik durumu arasındaki fark, en küçük zaman dilimlerinde değişim gösterme yeteneğine sahip olabilir. Bir saniye içinde kalıcı engele sahip olabilirsiniz. Her iki durumda da hayatı kolaylaştırabilecek tek şey; düşüncenizdir.


Hangi durumda olduğunuz değil, hangi durumu anlayıp destek verebildiğiniz önemlidir. Anladığınız noktada, işte o zaman hayat tüm engeller için kolaylaşacaktır. İnsan olduğumuzu; düşünce, anlayış, hoşgörü, fedakarlık, sevgi, saygı vb vasıflara sahip olduğumuzu ve bu vasıfları hayatımızın her alanında, her konuda kullanabileceğimizi unutmayalım.

Düşünce- anlayış engellerinin kalktığı ve dayanışma ellerinin birleştiği bir dünya diliyorum. Sevgiyle kalın ve engel – SİZ olmayın…

Dikkat! Bir Günlüğüne Zihnim Uyandı!

PAYLAŞ
Önceki yazıDikkat Eksikliği – Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) 1. Bölüm
Sonraki yazıUmut Treni Gönüllüleri- Uluslararası Gönüllüler Günü

1973 İstanbul doğumluyum. ‘İlgi alanlarım şunlar ya da bunlar’ diyemem. Her şey ilgi alanıma girebiliyor. Orta okul zamanlarımda tuttuğum günlük sayesinde, kalemin sırdaşlığını keşfettim. Sırdaşlık dediğim şey, zamanla kelimelerin dansına döndüğünde ‘yazmalıyım’ dedim ve iki senedir yazıyorum. Sosyal Sorumluluk Projelerine karşı olan hassaslığım, günün birinde beni İndigo Dergisi ile buluşturdu. Kutsal amaçlar üzerine gerçekten azimle mücadele veren; dernek, vakıf, kurum ya da kuruluşların çalışmalarına aktif olarak katılmaktan mutluluk duyuyorum. Engelli bireylerin aileleri ve toplum içindeki uyuşmazlıklarını çocukluk yaşlarımdan itibaren derin bir yara olarak görmüşümdür. On dört yaşındaki oğlum Cansın’da, engellerini azimle aşmaya çalışan bir delikanlıdır. Beni en çok mutlu eden şey; konuşamayan yüreklerin sesi olabilmektir.
Yazdım, yazıyorum ve yazacağım.
Yaptım, yapıyorum ve yapacağım.