Organ Bağışı ve Nakline Yakından Bakış: KANOPE

KANOPE’yi kurarken benim ve tüm arkadaşlarımın gönlünde, oluşacak bu birliğin amacına ulaşmış ve tüm Türkiye’yi etkilemiş olması vardı. Adım adım bu amaca doğru ilerlediğimizi düşünmekteyim.

Eren Erdoğan

organ nakli

Organ Bağışının Türkiye’de olduğu gibi, tüm dünyada da yetersiz olduğunu biliyoruz. Yetersiz bilgiden kaynaklı olduğunu düşündüğümüz bu durum için İndigo Dergisi olarak üzerimize düşen görevi yapmaya devam ediyoruz. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Hemşirelik Yüksekokulu öğrencileri bir araya gelerek, organ ve kan bağışı alanında teorik olarak bir proje geliştirip, pratik olarak hayata geçirmişler. KANOPE ismini verdikleri bu proje hakkında, KANOPE’nin Başkanı Eren Erdoğan’dan çalışmaları hakkında bilgi alalım.

KANOPE
KANOPE

Röportaj: Serpil Çavuşoğlu

Sevgili Eren Erdoğan, öncelikle kurduğunuz kulüp hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? Ne zaman kuruldu?  İlk hangi konumda ve hangi amaçla başladınız bu işe?

Kan ve Organ bağış kurulu olarak başladık aslında ilk olarak bu işe. Kurul 7 Ekim 2013 tarihinde Güney Marmara Kan Merkezi ‘nde, KIZILAY ve Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakil Koordinatörlüğü ile işbirliği içinde gerçekleştirilen bir toplantı sonucu oluşturuldu. Bu toplantıya giderken ortada böyle bir fikir yoktu ve ben ve arkadaşlarım insanları bilinçlendirme, başkalarının hayatlarını kurtarma amacıyla bu işe gönül koymuştuk. İkinci bir toplantıdan sonra da oy birliğiyle birliğimizin adını KANOPE koyduk.

Kan ve organ bağışı odaklı toplumu bilinçlendirme amaçlı kurulmuş bir kulüp olduğunuzu söylediniz; ismi neden KANOPE ?

Öncelikle Kanope’nin anlamıyla başlayayım. Eski Mısır da mumyalama sırasında ölen kişinin iç organlarının konulduğu kavanozlara kanope denmektedir. İç organlar böyle kaplara konuluyordu; çünkü inanışlarına göre ölümden sonraki hayatında kişi tekrardan dirilebilmek için o organlara ihtiyaç duyuyordu. Bizde bu düşünceden esinlenerek insanların aynı bedende olmasa bile, aynı organlarla tekrardan yaşamalarına aracı olabileceğimizi düşündük ve KANOPE ismini koyduk. Böylece hepimiz birer kanope olduk ve kan ve organ bağışında bulunan kişilerin organ ve dokularının geçici olarak muhafaza edilmesinden sorumlu kişiler yaptık kendimizi.

İndigo Dergisi Editörü Serpil Çavuşoğlu ve KANOPE'nin Başkanı Eren Erdoğan
İndigo Dergisi Editörü Serpil Çavuşoğlu ve KANOPE’nin Başkanı Eren Erdoğan

Şu zamana kadar yaptığınız her hangi bir çalışma mevcut mu? KANOPE deki işleyiş ve dönem içerisindeki ilerlemeden bahseder misiniz?

KANOPE’ nin kurulma aşaması tamamlandıktan sonra ilk etkinlik tarihi olarak Organ Bağış haftası olan 3-9 Kasımı seçtik. Pendik Eğitim Araştırma Hastanesi, Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Kampüsü ve Pendik meydanı olmak üzere üç farklı mekânda ikişer gün olmak üzere etkinliklerimizi gerçekletirdik. Etkinlikte çalışacak arkadaşları facebook üzerinden oluşturduğumuz grubumuza katılan arkadaşlar oluşturdu. KANOPE nin genel işleyişi de bu şekilde aslında. Kulüp oluşturulurken başkan, başkan yardımcısı, genel sekreter Tıp Fakültesinden, asil üyeler ise Eczacılık Fakültesi, Hukuk Fakültesi, Hemşirelik Fakültesi, Mühendislik Fakültesi, İletişim Fakültesi ‘n den de ikişer kişi olacak şekilde seçildi. Biz sadece Tıp Fakültesi odaklı olmak yerine tüm üniversiteyi kapsayacak bir kulüp yaratmak istedik çünkü kan ve organ bağışı sadece sağlık çalışanlarını ya da öğrencilerini ilgilendiren bir mesele değil. Etkinlikler sonunda, Kızılay’ın ve Organ Nakil Koordinatörleri’nin aldıkları günlük bağışları neredeyse iki katına çıkarmayı başardık. Bu da kulübümüzün amacı doğrultusunda başarıya ulaştığının en büyük göstergesiydi.

Yapılan etkinlikler sonucunda sağlanılan faydalar nelerdir?

Organ Bağış haftasında yaptığımız etkinlikte, gelen insanlara hazırlamış olduğumuz anketleri de çözdürdük ve anket sonuçları, hastanedeki popülâsyonun, öğrenci popülâsyonunun ve sokaktaki popülâsyonun kan ve organ bağışı konusundaki bilinçlilik düzeylerini yansıtıyordu. Bu sonuçlardan ders alarak hangi kesime daha fazla yayılım göstermemiz gerektiğini, hangi kesimde bilinçlendirme faaliyetlerini arttırmamız gerektiğini öğrendik. En önemlisi ama kulübümüzün amacına ulaştığını gördük ve bu işi sürdürmeye devam etme konusunda daha da heveslendik.

organ nakli 2

KANOPE nin kuruluş ve ilerlemesi aşamasında ne tür destekler aldınız? Destekçileriniz şu an ki durumdan memnun mu?

KANOPE nin fikir aşamasından itibaren yanında olan çok önemli iki kurum var ki destekleri olmasaydı buralara gelmemiz çok zor olurdu. Daha önce de bahsettiğim gibi KIZILAY ve P.E.A.H Organ Nakli Koordinatörlüğü bize öncülük eden kurumlar. KANOPE nin tanıtılması sürecinde pek çok kuruma daha tanıttık kendimizi ve Üniversitemizin Sağlı Bilimleri, Tıp, Eczacılık Fakültelerinin dekanlıkları dışında Pendik Belediyesi, Güney Marmara Kamu Hastaneleri Birliği,  Umut Treni Derneği, Anadoluport Dergisi ve sizin yardımlarınızla İndigo Dergisi’nin desteğini aldık. Yapılan etkinlikten alınan pozitif sonuçlar doğrultusunda destek sayılarımızı ileriki dönemde daha da arttırmayı düşünmekteyiz.

2014 Yılı ve sonrası için ne gibi hedefleriniz var? KANOPE yi 10 yıl sonra nerede görüyorsunuz?

KANOPE yi kurarken benim ve tüm arkadaşlarımın gönlünde, oluşacak bu birliğin amacına ulaşmış ve tüm Türkiye’yi etkilemiş olması vardı. Adım adım bu amaca doğru ilerlediğimizi düşünmekteyim. İleride benim ve arkadaşlarımın yerine gelecek kişilerin de bu bilinçle hareket edeceğine ve KANOPE yi çok daha geniş kitlelere ulaştırabileceğine inanıyorum. 2014 yılı için düşünürsek Sağlık Bakanlığının desteğini almış olmak KANOPE nin geleceği için önemli bir adım olacak. Fakat 50 yıl sonrasını düşünecek olursam; KANOPE nin sembolünü gören herkesin aklına kan ve organ bağışının gelmesi herhalde olabilecek en büyük gelişme. Umarım en yakın zamanda KANOPE yazılarını televizyon dahil her yerde göreceğiz.

knp3


Evet, Sevgili Eren Erdoğan’ a verdiği bilgilerden dolayı çok teşekkür ediyorum.  Gördüğünüz gibi şimdiki gençlik yerinde durmuyor. Ben diyorum ki “ vardır bir bildikleri.’ Bu kadar güzel amaçlar uğruna, insanlık uğruna mücadele veren; üreten, hayata geçiren dinamik gençliğin alnından öpüyorum. Şahsım ve İndigo Dergisi adına daima yanınızdayız. Başarılarınız daim olsun sevgili Türk Gençliği.

Biyografi: Eren Erdoğan

05.10.1993 İstanbul doğumluyum. İlkokulu Üsküp İlköğretim okulunda okuduktan sonra 2007 yılında Cağaloğlu Anadolu Lisesinde eğitim hayatıma devam ettim. Lise hazırlık ile Almanca öğrendim ve “C1 Sprachdiplom” aldım. 2012 senesinde ise Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne başlayarak eğitim hayatımı devam ettiriyorum. Sosyal sorumluluk özelinde ilkokuldan gelen izcilik deneyimimle ilkokulunda izcilik faaliyetlerinin oluşmasına katkı sundum. Lisede kardeş okul projelerinde yer aldım. “Avrupa Birliği Goal Project” ile Almanya’nın ev sahipliğinde 30’a yakın ülkenin katıldığı ve ortak proje fikirleri üretmeye çalışıldığı organizasyona Türkiyeyi temsilen gittim. Üniversitedeki 1. yılımda EMSA (European Medical Students Association) ve TURKMSIC (Türk Tıp Öğrencileri Birliği) kulüplerinde LPO Asistanlığı göreviyle farklı bölgelerde (Beşiktaş Meydan, Ataşehir, İlkokullar) diyabet taraması, organ bağışı etkinlikleri ve Kızılay ve Ataşehir Belediyesi ortaklığıyla “Kuzeydoğu Anadolu’ya Sağlıkta Kardeş Ziyareti” projesini gerçekleştirdim. Dönem 2 itibariyle “KANOPE” nin kurucu başkanlığı yanında TURKMSIC LPO (Halk Sağlığı Direktörlüğü)luğu görevini eş zamanlı yürütmekteyim. Bu doğrultuda Kadıköy, Pendik ve Marmara Üniversitesi Kampuslarında kan ve organ bağışı etkinlikleri yaptık. Çalışmalarda toplamda 994 kan bağışı ve 424 organ bağışı toplayarak motive olmuş KANOPE kulübünü Umut Treni Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile entegre çalışmalarla daha ileriye taşımak gayesindeyim. “Geleceğe Hayat Ver!” sloganıyla çok daha iyi işler yapabileceğimizi düşünmekteyim ve bu bağlamda medya ayağında İndigo Dergisi ile ilk tecrübemizi yaşamamız KANOPE için büyük bir şans ve bu şansı bize verdiğiniz için öncelikle Serpil Hanım size ve tüm İndigo ailesine teşekkür ediyorum.


PAYLAŞ
Önceki yazıVicdani Ret
Sonraki yazıDNA’mdaki kamil insandan Ego Can’a mektup!

1973 İstanbul doğumluyum. ‘İlgi alanlarım şunlar ya da bunlar’ diyemem. Her şey ilgi alanıma girebiliyor. Orta okul zamanlarımda tuttuğum günlük sayesinde, kalemin sırdaşlığını keşfettim. Sırdaşlık dediğim şey, zamanla kelimelerin dansına döndüğünde ‘yazmalıyım’ dedim ve iki senedir yazıyorum. Sosyal Sorumluluk Projelerine karşı olan hassaslığım, günün birinde beni İndigo Dergisi ile buluşturdu. Kutsal amaçlar üzerine gerçekten azimle mücadele veren; dernek, vakıf, kurum ya da kuruluşların çalışmalarına aktif olarak katılmaktan mutluluk duyuyorum. Engelli bireylerin aileleri ve toplum içindeki uyuşmazlıklarını çocukluk yaşlarımdan itibaren derin bir yara olarak görmüşümdür. On dört yaşındaki oğlum Cansın’da, engellerini azimle aşmaya çalışan bir delikanlıdır. Beni en çok mutlu eden şey; konuşamayan yüreklerin sesi olabilmektir.
Yazdım, yazıyorum ve yazacağım.
Yaptım, yapıyorum ve yapacağım.