Ayrılıkta Olmayınız Birlikte Olunuz Kavuşunuz

Sevgi vardır o sessiz alanda… Her olan O’ndandır bilirler. Aşk konuşur her kavuşmalarından. Ölüm geceleri düğün geceleridir kavuşmanın şevkinden…

Hakkın bahçesinde iki gül… Mevlana ve Şems… Gül bahçesinin içinde, gül kokusunu içlerine çekerek yürürler. Kendilerinden de  yayılan gül kokusu karışıverir bir oluşa… Bu  vecd ile çeşme başına gelir otururlar. Baş başa sohbet ederler akan çeşmenin başında…

mevlana ve sems

Sevgili Okuyucu, ‘Ayrılıkta Olmayınız Birlikte Olunuz Kavuşunuz ‘ yazısı sesiyle birlikte doğdu. Aşağıdaki videoyu izlerken özünüzün derinlerine dikkatinizi çevirmenizi ve oradan tanıklıkla okumanızı diliyorum. Diliyorum ki BİR Olalım…Tanık olurken bir alanda özdeki Birliği hatırlayarak  BİR olalım. Aşk ile Kucaklaşalım.

[quote]Hakkın bahçesinde iki gül… Mevlana ve Şems… Gül bahçesinin içinde, gül kokusunu içlerine çekerek yürürler. Kendilerinden de  yayılan gül kokusu karışıverir bir oluşa… Bu  vecd ile çeşme başına gelir otururlar. Baş başa sohbet ederler akan çeşmenin başında…[/quote]

Akan suyun sesi ‘yansımalar’  tadında yankılanır yüreklerinde… Şemsi Tebrizi der ki; ‘beni görmeni diledim.’ Hani gizli bir hazineydim bilinmek istedim der ya, ben de bilinmek istedim. En bilecek sendin. Muhammedi nurdan yansıyan sanadır. Sende Yaradan eli kolu dili oluvermiş. Sen kalmamış aşk, ben de kalmadı aşk der. Mevlana dinler. Gülümser… Geriye aşk kaldı cancağazım der. Otururlar bir vakit… Şemsi Tebrizi, yolunu kestiğimde sana o soruyu sorduğumda, sen kendi içine süzülürken seninle görünmek istedim. Seninle geçirdiğimiz yoğun günler oldu. Onlara doyum olmadı biliyorsun deyince, Mevlana ‘O’ na yaklaşan ondan gayrı durur mu’ diye cevap verir. Pervane olurken mum olup yanmak şükürdür der.

Geçmişte bir günlerine döner bakarlar. Bir gün öyle bir an gelir ki Mevlana’nın Şems’e yoğun ilgisi gözlerden kaçmaz. Onunla geçirdiği zamanlar içerisinde ailesi sağlıkla sınanır. Mevlana’ya ihtiyaç vardır. Şemsi Tebrizi bunu görür ve biraz uzaklaşır. Ararlar her yerde, aslında Şam’da değil çok yakındadır ve Mevlana bunu bilir. Şemsi Tebrizi de bilir ki evlat gibi görünen de mürit gibi görünen de mürşit gibi görünen de, herkes ilahi planda Yaradanın bir ismini tecelli edip, onu en güzele döndürmekle meşgul olandır. O yüzden ihtiyacın giderilmesi üzerine ışığını çeker.

Asırlar geçer. Mevlana ve Şems gibi iki aşık karşılaşırlar. İçlerindeki ayna birbirlerini görebilmek ister. Halvete girerler ve bu aşıklardan birinin  yakını suretindeki Yaradanın veçhesinin, sağlıkla ilgili ışığını yükseltmeyi hatırlamaya ihtiyacı vardır. Gel der. Gel hatırlatan ol. Aşık duramaz yerinde… İkilemde kalır. Gönlü aşktadır, ama bilir ki çağıran da aşk. Sığamaz içine… Sohbet yine olur, ama onun başka bir esmadaki çağrısına ses vermeden olmaz. Gider. Giderken duramadım, sen kal deyince darlandım der. Aşkın aşka en açık haliyle kabalık diye düşünmez. Kırmak aklından geçmez. Kızgınlık mı? Asla kızgın değildir. Bu kadar sevildiği için minnettar, bu kadar sevdiği için şükürdedir. Ne yaşanıyorsa, ne olduysa Ondandır. Bunu bilirler. Aynı yerde günlerce birbirlerini görmezler. Kısacık haberleşirler. Varlık yoktur, ama bilirler ki gönülleri bir.

Purple-Light-Colors-Wallpaper1-1200x1920

Asıl olan kavuşmadır. İçlerinde bir ses…İçlerinden  doğan Mevlana ve Şems onlara der ki bir şeyin bir kere yaşanması yeterlidir. Ayrılıkta değil, birlikte olunuz. Kavuşunuz. İçlerinde bir sestir bu… Deniz nasıl geri çekilir ve sonra kıyıya vurursa geriye çekilen cancağazım kucaklaşalım artık, sarılalım der aşıklardan biri… Çok özlemiştir. Sadece öylece yazar. Ne yazdığını bilmeden… Ayrılıkta değil Birlikte Olunuz Kavuşunuz…

Sevgili Deniz Shiva Oflaz’ a gönlünü katarak hazırladığı güzel video için sonsuz teşekkür ederim.