Bir Toplum Mühendisliği Projesi: Türkiye Sanat Kurumu ( TÜSAK)

Türkiye Sanat Kurumu ( TÜSAK), toplumun dönüştürülmesi projesinde önemli bir duraktır.

‘Yarım porsiyon aydın, elitist, jakoben’ gibi sıfatlarla suçlanan sanatçılar, biat etmeyi kabullenmeyerek, bu saldırının karşısında direnç göstermekte; yaratılmaya çalışılan ‘ Yeni Dönem Sanatçısı’ tiplemesini rol olarak üstlenmeyeceklerini ve oynanan kirli oyunun senaristlerini de deşifre etmeye devam etmektedirler.

Sanatta Baskıya Sessiz Kalma!
Sanatta Baskıya Sessiz Kalma!

Toplumların kendini inkar etmesi, soyutlaması alışageldik bir durum olmasa da yıllarca baskı altında kalarak, ifade etmekten korktukları, sorgulamaya çekindikleri tabuları zaman içinde içselleştirdikleri ve bunun sonucunda yoz bir dönüşüme uğradıkları görülmüştür. Korkuların egemenliği, dayatılan yaşam tarzının kodlarında gizlidir; bireysel de olsa, bize biçilen rolün gerçekliğine kendimizi inandırmamız için, düzenin bekçileri tarafından zorlanırız: Okuduğumuz kitaplar, dinlediğimiz müzik türleri, sinema filmleri, tiyatro oyunları, televizyon dizileri ile ilk işgale uğramamız kültür dünyamızdan başlar!

Egemen gücün istediği yönde hareket etmemizi sağlayan ‘ Toplum Mühendisleri’ aldığımız her kararın ‘ Kendi Özgür İrademizle’ olduğuna bizleri inandırdığında, proje başarıya ulaşmış demektir. İnançlarımıza, siyasi görüşümüze, yaşam biçimimize göre, çok kutuplu bir bölünmüşlüğün içine itildiğimizin henüz farkında değiliz; liderlerimiz, her gün bizim yerimize düşünen yazarlarımız bizler için ayrılığın ve nefretin çizgilerini kalınlaştırmaktadırlar.

Türkiye Sanat Kurumu ( TÜSAK), toplumun dönüştürülmesi projesinde önemli bir duraktır. ‘ Yarım porsiyon aydın, elitist, jakoben’ gibi sıfatlarla suçlanan sanatçılar, biat etmeyi kabullenmeyerek, bu saldırının karşısında direnç göstermekte; yaratılmaya çalışılan ‘ Yeni Dönem Sanatçısı’ tiplemesini rol olarak üstlenmeyeceklerini ve oynanan kirli oyunun senaristlerini de deşifre etmeye devam etmektedirler.

Türkiye Sanat Kurumu ve Sanatın Desteklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı, 29 Nisan 2012 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Başbakan’ ının ‘ Sanatçıların yani yarım porsiyon aydınların, elitistlerin, jakobenlerin yönetime istedikleri gibi verip veriştirmesine…’ kızarak, devletin istediği oyunlara sponsor olmasına olanak vermek üzere, tiyatroları özelleştireceğini bildirmesi üzerine hazırlanmıştır.Taslak, ‘ Devlet Opera ve Balesi ‘ ile ‘ Devlet Tiyatroları’ kanunlarını lağvetmeyi ve sanat projelerine, kurulacak olan Türkiye Sanat Kurumu ( TÜSAK) aracılığı ile fon sağlamayı ön görmektedir. Tasarının asıl amacı, Ekim 2013′ te ‘ Gezi Parkı Olayları’ na destek veren muhalif tiyatrolara Kültür Bakanlığı’ nın desteği kesmesi ile görülmüştür.

Sanata Özgürlük!
Sanata Özgürlük!

TÜSAK tasarısı ne getiriyor?

1-Söz konusu taslak, Kültür Bakanlığı bünyesindeki üç genel müdürlüğü ( Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ve orkestraların bağlı bulunduğu Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü) lağvediliyor. Buna bağlı olarak, Devlet Tiyatrosu Kanunu ile Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Kuruluş Kanunu’ nu yürürlükten kaldırıyor.

2- Kültür ve Turizm Bakanlığı’ na bağlı Türkiye Sanat Kurumu ( TÜSAK) kuruluyor. Kurumun idari ve mali özerkliğe sahip olacağı belirtiliyor.

Kurumun karar organı Türkiye Sanat Kurumu’ dur. Üyelerin atamasını Bakanlar Kurulu yapar!

3- Kurumun temel hizmet birimleri olan beş adet destekleme grup başkanlığının görevi kuruma verilen projeleri incelemektir.

4- Destek miktarı: Proje giderlerinin yüzde ellisini aşamaz.

Kurumun gelirleri esas olarak:

1- Hazine yardımı;

2- Başbakan tarafından yapılacak ihtiyaç duyulması halinde yapılacak olan transferler;

3- Milli Piyango idaresi bilet satışlarından ayrılan tutarlar.

TÜSAK mali açıdan özerk olmayacaktır ve bu da tartışmanın başlangıç noktasını oluşturmaktadır: Hazine yardımı bir cari transfer niteliğinde olup, Türkiye’ nin bütçe geleneğinde bu yardımların merkez bütçeden dağıtımı konusu gerçekçi değildir. Tasarıyla devletin mevcut sanat kurumları lağvedilecek ve bu alanlarda artık sanatçı istihdam edilmeyecektir. Süreklilik gerektiren opera, bale, senfonik müzik ortamı zayıflayacak ve konservatuvarlara giden öğrencilerin azalması sonucunda yok olmak kaçınılmaz olacaktır. Devletin halkın ayağına götürdüğü sanat dalları nostalji olarak kalacaktır. Kurumun yapacağı harcama miktarını Başbakan’ ın belirlemesi ise tamamen tarafsızlıktan uzaklaşılmasına neden olacaktır.
Tüsak

Özerk Sanat Konseyi’ nin Alternatif Tasarısı:

Özerk Sanat Konseyi ( ÖSK) 1995 tarihinde, yetmiş altı sanat ve sanatçı kuruluşunun katılımı ile hazırlanan alternatif bir taslak sunmuş olup, 2005 tarihinde de güncellenmiştir. Özerk Sanat Konseyi’ nin taslağı anayasanın 64. maddesine vurguyla başlar: Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır! Taslakta asli görevlerden ilki, sanatsal özgürlüğün güvence altına alınması özellikle vurgulanmaktadır. Özerk Sanat Kurumu, Bakanlıklar üstü bir yapıyı öngörmektedir ve sanata ilişkin yatırımlarında hükümete danışmanlık yapmak da asli görev olacaktır.

ÖSK ( Özerk Sanat Kurumu), kuruma bakanlıklar üstü bir statü kazandırırken, yönetimi de seçim sistemi ile oluşturmaktadır. Geniş bir genel kurulun planladığı programda, genel kurul, ikisi devlet görevlisi, on’ u seçim ile belirlenen sanat alanlarından kişilerden oluşan yönetim kurulunu belirliyor.

[quote]Sanat eğitimi veren yüksek öğretim kurumları ile işbirliği yapmak, ortak projeler gerçekleştirmek, ilk ve orta öğretimde sanat eğitimi konusunda Milli Eğitim Bakanlığı’ na danışmanlık yapmak da ÖSK’ nın taslağında yer almaktadır. [/quote]

Ayrıca, Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi, Devlet Senfoni Orkestrası gibi kamu kurumlarıyla, ödenekli tiyatro statüsü kazanmış belediye tiyatrolarının, ödenekli kamu kurumu niteliklerini koruması, bu yapılara özerklik kazandırılması düşüncesini de taslağa eklemiştir.

TÜSAK ( Türkiye Sanat Kurumu) Taslağında ise, anayasanın sanatla ilgili maddesine göndermede bulunulmamakta, ifade özgürlüğü yok sayılmakta, yasal düzenlemeler için hiçbir kuruma danışılmasına gerek görülmemekte, kurulun üyelerinin seçimle değil, Bakanlığın ataması ile oluşacağı gibi antidemokratik maddeler dayatılmaya çalışılmaktadır.

Sivil toplum kuruluşlarından, yerel yönetimlerden veya sanatçı temsiliyetinin olmamasından dolayı, Türkiye Sanat Kurumu ( TÜSAK) idari açıdan herhangi bir özerkliğe sahip değildir; kültür ve sanat, kamu sorumluluğunun dışına itilmek istenmektedir.

Kültür Bakanlığı, ( Tüsak) Yasa Tasarısı’ nın İngiltere’ deki sisteme benzerliğini öne sürmesine rağmen, gerçeğin öyle olmadığı görülmektedir. İngiliz Sanat Kurumu ( ACE) Kültür Bakanlığı kaynaklarını kullanmasına rağmen özerktir: Kurul memurlardan oluşmaz ve yerel yönetimlerin seçtiği üyelerden oluşur. Türkiye Sanat Kurumu Tasarısı’ nda, sanat dallarının yönetimleri ve bütçeleri merkezileştirilerek birbiri içinde eritilecek ve projelere verilecek destekler gözlerden kaçırılacaktır. Bale, opera, senfonik müzik kaderine terk edilecektir. ACE ( İngiliz Sanat Kurumu) anlaşmalar yaptığı bölgesel sanat kurumlarına kesintisiz fon sağlarken, TÜSAK, sağlayacağı fonları tehdit olarak kullanmayı düşünmektedir.

[quote]Bakanlık, hem İstanbul hem de Ankara’ da yaptığı çalıştayları meşrulaştırmak ve Sivil Toplum Kuruluşlarının bilgisine sunduk demek için yapmıştır. Ama sadece yapmıştır (!) [/quote]

Toplum Mühendisleri’ nin uygulamalarına bakacak olursak, bu tip yaklaşımlara şaşırmamak gerekiyor. Uygulamaya sokulmak istenilen projeleri üç aşamada ele almak olasıdır:

1- Birinci aşamada, TÜSAK Yasa Tasarısı verilen demeçler ile toplumun görüşüne sunuluyor, tabi sanatın ve sanatçının küçük düşürülmesi de unutulmuyor, ne de olsa gereksiz zaman kaybı! Medya ( Gazete, televizyon, internet…) konuyu magazinleştiriyor ve konuyu gündemde tutuyor.


2- İkinci aşama, TÜSAK Yasa Tasarısı, yapılan çalıştaylarda sanatçılara tartışma ortamı yaratılarak, medyada röportajların çıkması sağlanıyor. Muhalif olanlar ile olmayanlar arasında ki kutuplaşma çoğaltılıyor ve konunun özünden uzaklaşılıyor.

3- Üçüncü aşama, Tasarının tartışmaya açılması ile asıl amaç odak noktasından uzaklaştırıldıktan sonra, bale, senfoni, opera gibi sanatlar halkın gözünde küçük düşürülüyor; konuya dikkat çekmek isteyen aydınlar elitist veya jakoben olmak ile suçlanılıyor.

Yaşam tarzı, belirli bir mezhepsel çizgiye çekilerek proje başarıya ulaştırılacaktır! Sanat ‘ Din’ eksenli olacak ve ‘ Modern’ küçümsenecektir. Toplum bu seçimin ‘Kendi Demokratik Seçimi’ olduğu yalanına inanacaktır.