Bırakmak ama neyi ve neden? Hemen şimdi sihirle bırakın!

Hayatımızın hemen her yerinde biriktirdiğimiz bir şeyler var. Eşyalar, ilişkiler, bitmiş ama zorla devam edilen işler, eski hatıralar… Bağımlılıkları bırakarak hayatımızda yenilere yer açabiliriz. Daha güzel imkanlara / fırsatlara yelken açabiliriz.  Bırakın diyoruz peki ama nasıl?

Hayatımızın çoğu alanında bırakmak kavramının etkisi altındayız. Nasıl oluyor da bu kelime hayatımızı bu kadar derinden etkileyebiliyor?

Bırakmak…

Çok basit gibi görünen veya çoğu zaman yanlış algılanan bu kavram, aslında kişisel gelişim süreci açısından çok büyük önem arz etmekte. Öyle ki nefes alışverişlerimizden tutun; iş yaşantımıza, ikili ilişkilerimize, gelecekteki beklentilerimize kadar hayatımızın çoğu alanında bırakmak kavramının etkisi altındayız. Nasıl oluyor da bu kelime hayatımızı bu kadar derinden etkileyebiliyor? Neyi bırakıyoruz? Kimi bırakıyoruz? Neden bırakıyoruz?

Her birimiz belli süreçler geçirerek büyüyoruz. Çocukluk dönemi, okul dönemi, ergenlik dönemi, gençlik dönemi, aşk, evlilik, iş, kariyer, yaşlılık… Peki dönüp geriye baktığınızda çoğu zaman keşke öyle değilde böyle olsaydı dediğiniz şeyler var mı? Şayet geçmişe dönebilme imkanınız olsaydı değiştirmek isteyeceğiniz anlar olur muydu? Mesela okul dönemine geri dönüp lise yıllarında yapmış olduğunuz yanlış bölüm tercihinizi değiştirmek yada istemeyerek yaptığınız / yaşadığınız bir şeyi düzeltmek gibi? Öyleyse sizlerinde bağımlılıkları, bırakamadıkları bir çok olay, nesne, kişi veya yaşanmışlıklar var.

Evinizde hemen şimdi küçük bir gezintiye çıkın. Dolapları karıştırın, çekmeceleri karıştırın bakın bakalım işinize yaramayan ama evde tuttuğunuz atmaya yada vermeye kıyamadığınız neler çıkacak? Eski kitaplar, CD / DVD koleksiyonları, biblolar, kalemler, kağıtlar, anısı olan ıvır zıvırlar… Dolaştıkça göreceksiniz ki evin içi aslında tam bir çöplük. Bu kadar eşya ne zaman alındı nereden geldi? Neden hala saklanıyor? İşte şimdi ben size işinize yaramayan kullanmadığınız eşyalarınızı birilerine verin desem ne hissedersiniz? Onları gerçekten sevgiyle gülümseyerek bırakabilir misiniz? Mesela çocukluk oyuncaklarınız? Eski mektuplar? Bitmiş ilişkilerin fotoğrafları? Bırakmak ne zor geliyor değil mi? Çünkü her birine karşı bağımlılıklar var.

Eşyalardan uzaklaşalım ve iş konusuna değinelim.

Türkiye’de ve Dünya’da çoğu insan işini severek yapmıyor. ‘İş’ denilince öfke, sinir, ve stres tavan yapıyor. Her gün işe giderken, iş esnasında ve sonrasında zihninizden eminim şu cümleler geçiyordur: “ama mecburum, gitmem gerek, para kazanmam gerek, ödemelerim var, kredim var, evde çocuk var…” adeta bir robot gibi sevmediğiniz, istemediğiniz işe gidiyor veya kendi kurduğunuz fakat sizi tatmin etmeyen iş yerinizi devam ettirmekte direniyorsunuz. Bu direnç sizi sadece iş yaşamında değil özel hayatınızda da huzursuz yapıyor. Hayattan keyif alamıyor, bunalıyor, sürekli feryat ediyorsunuz.

Aşk hayatı ise apayrı bir konu.

Büyük bir sevgiyle başlayan ilişkiler, yerini zamanla kopmalara, aldatmalara, kavgalara bırakabiliyor. Severek yapılan evlilikler zamanla çiftlerin uyumsuzluğu sonucu kaosa dönüşebiliyor. Ortada çocuk varsa, yaşanmış yıllar varsa ilişkiler bitirilme safhasına gelse dahi zorla devam ettiriliyor.

Soruyorum sizlere ‘BIRAKMAK’ kavramı sizce de önemli değil mi? Hemen şimdi geçmişte yaşadıklarınızı sevgiyle ışıkla bırakın. Çocukluk döneminiz, ergenlik döneminiz, gençliğiniz, yaşadıklarınız tatlısıyla acısıyla, iyisiyle kötüsüyle yaşandı. O sizdiniz. Sizin kararlarınızdı. Sizin bir yüzünüzdü. Kendinizi kabul edin ve “evet yaptım, evet seçimim öyle oldu, iyi ki yaptım” deyin. Çünkü o zamanki size göre doğru olan oydu. Şimdi bırakın gitsin. Geçmişte yaşadıklarınızı bir okyanusa saldığınızı hayal edin. Minik kaplumbağalara dönüşüp dalgalara sırt verip hızla gittiklerini hissedin.

Evinizde kullanmadığınız ne var ne yok toparlayın ve verin birilerine. Hayatınızda yenilere yer açın. Siz verdikçe birileri alacak. Siz verdikçe evinizde yer açılacak. Yeni eşyalar, daha güzeli, daha iyisi size gelecek. Deneyin ve sihri görün!

Severek gitmediğiniz işinizi neden bırakmıyorsunuz?

Zihniniz size oyunlar oynuyor değil mi? Dışarıda her gün yeni iş yerleri kuruluyor. Her gün yüzlerce iş ilanı veriliyor. “Başvuru yapıyorum ama dönen yok” dediğinizi duyar gibiyim. Birde şimdiki işinizi bırakarak deneyin. 3 hafta içerisinde yepyeni bir işin size göz kırptığını göreceksiniz. Niyet edin. “Yeniyi hayatıma sevgiyle ışıkla çağırıyorum ve geçmişi bırakıyorum” deyin. Üzerinizdeki yüklerden kurtuldukça inanılmaz rahatlayacaksınız ve sihri üzerinize çekeceksiniz!

Eşinizle anlaşamıyorsunuz ama zorla ilişkinizi devam ettiriyorsunuz. Çocuklar, yaşanmışlıklar ve benzeri bahaneler kendinizi kandırmanızdan ve egonuzun kocaman bir oyunundan ibaret. Ben size yuvanızı yıkın demiyorum kesinlikle. Onarabileceğiniz şeyler varsa tıbbi destek alın ve toparlanmaya çalışın. Fakat artık kavgalar, dövüşler, aldatma durumlar sizi yıpratmaya başlamış ise, düzeltme gibi bir imkanınız da kalmadıysa bırakın gitsin. Dünya’da boşanan milyonlarca insan var. Anne ve babası ayrılan milyonlarca çocuk var. Sevgisiz, sinir – stres dolu bir ortamda büyümektense emin olun o çocuk huzurlu, keyifli bir ortamda büyümeyi tercih edecektir. Bırakın gitsin. Gülümseyerek veda edin. Yenilere hayatınızda yer açın.

Olumlama

Yazımın başında nefes alışverişinden bahsetmiştim. Evet bırakmaya başladıkça daha rahat nefes almaya başlayacaksınız. Çünkü içinizde tıkanan o havayı da bırakabileceksiniz. Sağlığınızda büyük değişmeler yaşanacak. Kendinize güveniniz gelecek. Daha düzenli nefes alıp vermeye başlayacaksınız. Daha derin, daha serin ve daha huzurlu. Sağlık demişken; hastalıklarınıza olan bağımlılığınızı da bırakın. Tam anlamıyla iyileşmeyecek dahi olsa, siz eski düşüncelerinizden arındıkça mucizeler size doğru akmaya başlayacak. Kendinizi sevin. Organlarınızı sevin.


İçinizde bir ışık büyüdüğünü hayal edin. Genişliyor ve sizi iyileştiriyor. Kendiniz ve sağlığınız hakkındaki tüm olumsuz, negatif düşünceleri bırakın gitsin. Yerini yeni düşüncelerle doldurun. “Hızla iyileşiyorum, bugün çok daha iyiyim, artık kendi başıma yürüyebiliyorum, vücudumdaki tüm kötü hücreler akıp gidiyor, yepyeni bir insana dönüşüyorum, değişiyorum ve yenileniyorum.” Siz söyledikçe rahatlayacaksınız ve iyileşme de başlayacak. İnanın gerçekten bu olacak. Psikolojik anlamda ve evrenin çekim yasaları gereğince hayatınız mucizevi bir şekilde değişecek.

Bırakırken asla nefretle, kinle, öfkeyle yapmayın.

Kin, nefret, öfke… Bu kavramları hayatınızdan çıkartın. Onları da bırakın. Sevgi hayattaki en önemli şey. Yaptığınız her şeyi, aldığınız tüm kararları sevin. Severek bırakın. kocaman bir gülümsemeyle bırakın. Unutmayın evren yok etmeyi bilmez. Sadece dönüştürmeyi bilir. Ölüm bir yok oluş değildir dönüşümdür. Hayattaki her şeye bu gözle bakarsanız, bıraktığınız zaman dönüştürmeyi de öğrenmeye başlayacaksınız. Daha çok bırakmak isteyeceksiniz. Siz bıraktıkça hayatınız inanılmaz bir dönüşüm sürecine girecek. İşte şimdi bırakma dönemindesiniz. Bırakın ve yeniye sevgiyle ışıkla yer açın.

Hepinizi en içten teşekkürlerimle kucaklıyorum. Mutluluk her daim üzerinizde olsun.


Bir aşk bu kadar çok olabilir mi?