Bir aşk bu kadar çok olabilir mi?

Bir kitap fuarında deli olmamak imkansız , bir de o kitapların kurdu iseniz. İşte! aşkın her rengi her türlüsü raflarda ve alabildiğince çoklar! Bir aşk bu kadar çok olabilir miymiş ? Olabilirmiş!

Bir aşk bu kadar çok olabilir mi?

İlk kitap fuarı maceram çoğunuza göre çok geç sayılabilecek bir dönemdi (lise son) ama öyle güzel bir açlıkmış ki o, hala doyuramadım.

Baştan çıkarıcı kitap kokusu ile başlar aşk. Elimi uzattığımda artık onlayım sabah akşam. Bir merak ki sormayın bu yabancıyı tanımaya, anlatacaklarını dinlemeye, öğreteceklerine şaşmaya…

O dakikadan sonra bir kitapla aramıza kim girebilir ki?

Saygının sevginin en yücesini hak eden dünya lideri Atamın mavi düşüncelerine satır-satır sevdalıysam kim karışır kor yüreğime? Haklılığıma ters düşen düşüncelere karşı elime sadece bir kalem alıp avukat olmam diploma ister mi bir kaç zararsız cümle için?

Tek bir cümlenin derinliğine dalsam günlerce hastalıktan mı sayılır? Hatta duvarlarıma yazdıysam saplantı mıdır? Sevgi, hasret, cesaret yüklü dizeler içinde kaybolmama engel mi var? Heyecanlı, kör düğümlü hikayelerde Sherlock Holmes olmama karşı çıkan da kim? Görmeden daha önce adını hiç duymamışken satırlarda gezdiğim ülkeler kimi rahatsız eder ki? Üstelik mevsim yağmurunda bile ıslanmışken…

Hüsranla biten bir aşk hikayesinin sonunu yeniden yazsam hayal etsem dilediğimce saygısızlık mı ederim? Ya da bir sürgünün özlem dolu ölümüne ağlasam – ağlasam suç mu sayılır? Bir başarının kahramanıyla yer değiştirmek istemem bencillik mi? Ya da kendi başarıma koşmak için paçaları sıvamış olmam delilik mi? Gökteki tüm yıldızlara erişmek isteyişim hakikaten çılgınlık mı hala? üstelik bir kaç tanesine kendimce isim bile vermişken!

İşte sokağın tavanı kadar ÖZGÜRLÜK !

Her bir kitap düşünceden düşünceye duygudan duyguya salıyor ve dolaştırıyor tüm dünyayı tanıştırıyor tüm dünya insanın duygusuyla başarısıyla hayalleriyle ve donatıyor bilgi dağarcığımızı ve empatiye sevk ediyor konu ayırmaksızın. Okumamaktan, düşünceye dokunamamaktan bütün mesele ülkemin meselesi.

Haksız mıyım?

Alışılagelmiş cümlelerden olacak ama kitap demek hakikatten yeni bir arkadaş bir öğretmen demek! Daha önce hiç kurulmamış hayaller düşler demek, benden öncekine bir göz atmak benden sonrakine gözlerini dikmek gibi bir şey. Çalışan hareket eden renklenen soran sorgulayan merak eden ufku açık aydınlık beyinler demek her bir kitap.

Bir aşk bu kadar çok olabilir mi?

 

Bırak imkan bulduğu fırsat yaratıldığı her yerde tanışsın kitapla her yaştan insan…

Yeri yurdu olur mu bir kitapla tanışmanın? Bence olmaz ama!

Kimilerine göre hesap kitap işleriymiş fuarlar, kimilerine göre her belediye artık bir haftada olsa fuar açabiliyormuş, kimilerine göre zaten yayın evleri imza günleri ve söyleşiler yapıyormuş, bir imza için bu kadar yorgunluğa değer mi, hafta sonları heba edilir mi panayır alanından farksız ki of bu cümlelere ne gerek var…

Bilgi ve teknoloji çağındayız!


Bir sonraki teknolojik adımın, bir sonraki keşfin, bir sonraki hayallerin tarifinin sınırları zorlanırken yanı başımızda… Medeniyet seviyemiz, eğitim sıralamamız kadar adamız yenidünya ülkelerinde, bırak hayaller(in) harekete geçsin, gerçekleşsin, katlansın taşsın!

Ve kendimizi ifade edebildiğimiz kadar özgürüz farkında (mı) sın? Kelimelerin ruhu içimize işlesin bırak, dağarcığımız genişlesin ve anlayalım artık anlayabildiğimiz kadar bu yarışa dahiliz!

Bırak imkan bulduğu fırsat yaratıldığı her yerde tanışsın kitapla her yaştan insan…


Bir “Kitap Fuarı” Masalı

Yüzyıllık Yalnızlık: Gabriel Garcia Marquez

Soru ve Cevaplarla Aşkım Kapışmak