Yüzyıllık Yalnızlık: Gabriel Garcia Marquez

Yıllar önce Bir Kayıp Denizci isimli romanını okuduğumda öylesine etkilenmiştim ki Gabriel Garcia Marquez’in dilinden, benim için en değerli yazarlar arasına girmişti, kitapları da hazinelerim arasına.

Gabriel Garcia Marquez

Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybedince, onunla ilgili yazmadan duramayacağımı hissetmiştim, kitaplarıyla milyonlarca insana ulaşan yazarın yolu ışıkla aydınlansın…

Çocukluk yıllarını tüm eserlerinin kaynağı olarak nitelendiren, 1928’de Kolombiya’nın kuzeyindeki yoksul Aracataca kentinde doğan ve büyükannesi ve büyükbabasının yanında büyüyen Garcia Marquez, demans hastası olduğundan yazmayı 2 yıl önce bıraktığını kardeşi açıklamıştı.

Hukuk öğrenimi görürken gazetecilik yapmak için okulu bırakan Garcia Marquez, 1954’te çalıştığı gazete tarafından Roma’ya gönderildi. O zamandan sonra ömrünün çok büyük bölümünü Paris, Venezuela ve son olarak da Mexico City olmak üzere yurt dışında geçirdi. Romanlarıyla ünlenmesine rağmen hep gazetecilik hep devam etti. William Faulkner’dan derin bir şekilde etkilenen Garcia Marquez, ilk romanını 23 yaşında yazdı. 

“Yüzyıllık Yalnızlık”, “Kolera Günlerinde Aşk”, “Kırmızı Pazartesi”, “Albaya Mektup Yazan Kimse Yok”, “Labirentteki General”, “Aşk ve Öbür Cinler” ve “Bir Kayıp Denizci” gibi unutulmaz eserlere imza atan Marquez, 1982’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. 

Gabriel Garcia Marquez

Marquez, yaşam öyküsünü anlattığı “Anlatmak için Yaşamak” adlı son eserini 2002’de yayımladı. 

Meksika’nın başkenti Meksiko’daki evinde 17 Nisan’da hayata veda eden yazar Gabriel Garcia Marquez, memleketi Kolombiya’da dün etkinliklerle anıldı.

Marquez’in doğum yeri olan Aracataca kasabasında da sembolik cenaze töreni düzenlenecek.

Etkinlikler kapsamında çarşamba günü, Kolombiya’da okuma etkinlikleri yapılacak ve Marquez, 29 Nisan’da açılışı yapılacak Bogota Kitap Fuarı’nda da anılacak.

İspanyol dilinin en büyük yazarlarından biri kabul edilen Kolombiyalı gazeteci yazar Gabriel Garcia Marquez 1982’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görülmüş, ardında, başta “Yüzyıllık Yalnızlık” olmak üzere çok sayıda kült eser bırakmıştı.

Çocukluğu zorluklarla geçen usta yazar, Yüzyıllık Yalnızlığı’na veda ederek 87 yaşında, bir süredir tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yumduğunda ardında büyülü bir gerçeklik ve hüzünlerle dolu sayfalar bıraktı.


Latin sıcaklığıyla damıttığı cümleleriyle bu dertli dünyanın umudunu yüreğinin en derininde, en büyük hazinesi olarak taşıyan ama acıyı ve acının yaşattıklarını inkâr etmeyen yazar, gerçekle masalı her daim ustaca harmanladı; gerçeğin acısını ve yalnızlığını, masalın umutları üzerinden taşıdı romanlarında.

Büyüyü metinlere katarak; dünü bugüne getirirken, okuyucusunu adeta sisler arasından yeraltının derinliklerine ve karanlıklarına indirmeyi bilen bir yazar Marquez…

Yüzyıllık Yanlızlık, Albaya Mektup Yazan Kimse Yok, Kırmızı Pazartesi, Kolera Günlerinde Aşk, Mavi Bir Köpeğin Gözleri ve daha nice eserini defalarca okuyarak, şiirini nesilden nesile yaşatarak anacağız. Ne mutlu ki yeryüzünde böylesine bir insan varoldu, bir yıldız geçti diyebileceğimiz, kuşaklar ötesine bile seslenebilecek her daim yaşayacak bir yazar Marquez!