Bir Dilek

Sözün ve kalemin, en önemlisi insanlığın bittiği noktadayız. Bir mum yakalım ve geleceğimize ışık olmasını dileyelim. Katılaşmış kalplere aşk, adaletsiz ruhlara adalet, para gören gözlere merhamet, sert yumruklar yerine sevecen kucaklaşmalar dileyelim.

2861

Haberi ilk aldığımda bir acı oturdu yüreğime, ruhum sıkıştı… Gözlerimi kapadım, yerin metrelerce altında gördüm kendimi. Patlamayı, göçük altında kalmayı, karanlıkta ölümü beklerken dışarıda kalan eşi,çocuğu ve akrabayı yalnız bırakmanın hüznünü hayal ettim. Nasıl bir şeydi karanlığa terk edilmek ve orada çocuklarını geride bırakmak zorunda kalarak ölüme yürümek.. Yüreğim acıdı, gözlerim doldu. Bu kadar ucuz muydu insan hayatı? Değer miydi 3-5 kuruş için bunca acı?

Bu da yetmezmiş gibi, bir ölüm daha Cem Evi’nde cenaze başında bir cenaze daha. Hiç önemli değil mi insanların inancı, bu kadar mı saygı kaybedildi başka inançlara, kutsallığa? Ve sonra başka bir ölüm daha ve başka bir tane ve başka….

Bilgisayar başına oturdum, bir şeyler yazmaya çalıştım belki paylaşabilirim içimden geçenleri dedim, olmadı… Acımı anlatmak, yüreğim acıyor demek istedim diyemedim. İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı, çocukların ölmesi yetmiyor sıra onlarda mı diye ağıt yakmak istedim yapamadım, elim varmadı. Eleştirmek istedim sorumluları, belki hakaret ederdim de rahatlardım ama içimden gelmedi, yorulmuşuz haksızlıktan, adaletsizlikten… Yazamadım, hiçbir şey içimden gelmedi. Sessizce karanlıkta oturdum, sessizce bekledim.

Ve sonra sadece dua ettim ve bir mum yaktım. “Dilerim ki” dedim, “bu mum ışık olur onlara, ışık olur arkada kalanlara, ışık olur ülkemin geleceğine, ışık olur gün be gün sefaletle sınanan ve ölen çocuklarımıza…” Sessizce mumun alevine baktım, kalbimin alevine baktım, geride olanların acılarını paylaştım. Bir his bekledim,  bir umut, bir ışık istedim.

İnsan hayatı bu kadar ucuz işte, çocukluğunu yaşamak bu kadar zor. Farklı bir inanca sahip olmak mı, olanaksız… Adaleti bulmak mümkün değil, hakkı ve hakikati söylemek çok zor, şefkat ve merhamet imkansız geliyor artık. Nerede yaşıyoruz biz? Cennet vatanımızı en acı dolu cehenneme kim çevirdi? Kim bu bereketli toprağı nice işçiye mezar kıldı, kim binlerce yıldır çocuklara analık yapan bu ANAdolu’yu kirletti, kim tüm inançları kucaklayan bu şefkat dolu vatanı zalimlikle kana buladı? Ne oldu ülkemize, ne oldu bizlere…

Sözün ve kalemin, en önemlisi insanlığın bittiği noktadayız. Bir mum yakalım ve geleceğimize ışık olmasını dileyelim. Katılaşmış kalplere aşk, adaletsiz ruhlara adalet, para gören gözlere merhamet, sert yumruklar yerine sevecen kucaklaşmalar dileyelim. Belki yakacağımız ışık, bir umut olur geleceğimize. Bir dilek dileyelim bakarak kayan yıldıza, yüzlercesine mezar olmuş toprağa, umut veren ışığa. Belki tutar…

PAYLAŞ
Önceki yazıDertleri Zevk Edinmek
Sonraki yazıİndigo cocuğun kalbi – 4
İndigo Dergisi, Yazı Kurulu Üyesi || 1989, İzmir doğumlu. 2007 yılında Bornova Anadolu Lisesinden, 2011 yılında Celal Bayar üniversitesi Gıda mühendisliği bölümünden mezun oldu. Şu anda İzmir Yüksek Teknoloji Ensititüsünde Yüksek Lisans yapmaktadır. 2003 yılından beri spiritüalizm, okültizm, ezoterizm, tasavvuf, Reiki ve eski antik dinler - felsefeler üzerine araştırmalar yapmaktadır.