Gerçek Sanılan Dünyalar

Bitmek bilmeyen sosyal medya çılgınlığı… Like ve mention kelimeleri yemek/içmek gibi oldu artık hayatımızda. O, beni dürtmüş, bu bana istek göndermiş ile başlayan sanal dünyamız…

Hadi şimdi biraz daha detaylı bakalım bu sanal dünyaya…

gerçek-gerçeklik-gerçek sanılan dünyalar-indigodergisi

Öncelikle, sosyal medya denilince aklımıza neler geliyor? Hemen hemen herkesin kendini “mutlu” zannettiği ve zannettirdiği yegane ortam. Sürekli elinde olmayana ulaşma isteği doğrultusunda kendi hayatımızı beğenememe durumu…

Bende mi var bir sıkıntı, yoksa bu insanlar mı çok sahte dedirten hesaplarımız… Sevdiğimiz/sevmediğimiz ne/kim varsa girip gizliden gizliye takip edip, sonrasında; ”Aaa , öyle miymiş? İlk kez senden duyuyorum!” ile başlayan samimiyetten noksan paragraflarımız… Gerçekten herkes bu kadar mı mutlu sanal alemde? Adı üzerinde ”sanal” olan bu mutluluğa bu kadar mı ihtiyacımız var? Gerçek dünyamızın mutluluklarını bir köşeye atıp, başkalarının hayatlarına imrenecek kadar da mı üstelik?

Tanıdığım bazı insanları düşündüğüm takdirde size bu konuyu az biraz atarmaya çalışacağım. Hiçkimse sandığımız kadar dört dörtlük değil bu dünyada. Sanal da olsa! Sürekli, kendimizi başkasına onaylatma durumundayız. Sanki hayatımız mükemmel derecede devam ediyor, zevkten dört köşe geziyor, gülüyoruz…. Elbette içimizde gerçekler de vardır. Ama çoğumuz maskelere bürünüyoruz sosyal ağlarda. O ne der? Bu ne düşünür? diye kemiriyoruz beynimizi. Hep bir mükemmeliyetçilik. Peki neden? Sen beni mutlu görünce, sana ne katacak? Yahut ben seni mutsuz bilsem dünyam mı aydınlanacak? Neye/kime düşmanız? İçinden çıkamadığımız adını koyamadığımız daha bir sürü olay var bu durumda. Kendimden örnek vereyim… Mutsuzluğuyla mutlu olabileceğim bir insan dahi yok. Sırf bunun için, herkes kendini sürekli bu mutluluk maskesinden arındırsa da kimin nasıl bir ruh halinde olduğunu görebilsek diyorum bazen de. Sahte olan her şeyden uzaklaşsak mesela? Kanıtlama ihtiyacımız kalmasa? ”Ben buyum! Evet, bu da benim mutluluğum/mutsuzluğum diyebilsek? Birbirimizin mutluluğuyla mutlu olsak. Eminim ki çoğu insan, sırf bu paylaşımı gerçekleştiremeyeceğini düşündüğü için, sürekli kendi kendime yeterim, bu benim hissim deyip kendini avutuyor. Binevi kendi kendimize yaşıyoruz sosyal medyada. Moralim bozuluyor, bir tweet ile aktarıyorum bu hissi. Moralimi bozan belli mi? Hayır! En çok da bu tuhaf ya zaten. Öyle anlar geliyor ki, aklına bir şey esiyor, bir başkası üzerine alınıyor. Akabinde iletişim çatışmaları yaşanıyor ister istemez…

Neden kağıda yazmak yerine ”mention” atarak öfkemizi istenilen kişiye aktarıyoruz? Niye normal olan kırgınlığımızı insanların yüzüne söylemeyip, sanal aleme atıyoruz suçu? Hayatımıza bu kadar müdahale eden sosyal medyanın her şeyi mi olumsuz diye düşünebilirsiniz. Elbette olumlu yönleri de var. Örneğin, kendi fikrimizi belirleyip, bunları insanlarla paylaşmak adına bulunmaz bir nimet. Herkesin kendi köşesi var sosyal ağlarda. Her ne kadar öfkemizi, mutluluğumuzu orada yaşasak da hayatımızın geriye kalan olaylarını paylaşabildiğimiz, insanlarla güçlü iletişim kurduğumuz bir ortam…

Sosyal medyayı aktif olarak kullanan biri olarak, kendimizi kontrol edebildiğimiz takdirde bu ortamın yararlı olacağına inanıyorum. Sosyal medyayı sadece ”like” butonu için kullanmamak da bahsettiğim kısma dahil. Sadece fotoğraf beğenip, onu/bunu takip edip, insanların yüzüne söyleyemediğimiz lafları bu alandan yüzlerine vurmak ve rencide/alay konusu yapmamakta da fayda var. Benim sevmediğim insan benim hakkımda çok şey konuşabilir, nitekim ben de konuşabilirim. Fakat insanlar arasındaki saygı çerçevesi bu durumda da devreye girmek zorunda kalıyor. Her yerde olduğu gibi saygı sosyal medyanın da olmazsa olmazı…

Gelelim ya sosyal medya olmasaydı durumuna… Kendi açımdan felaket diye tanımlandırdığım bu durum başkası için bu denli önem farz etmeyebilir. İzlediğim dizi/filmleri yorumlamadan, çektiğim/çekildiğim fotoğrafları filtrelemeden hayat nasıl olurdu düşüncesi dahi korkunç.. Aslına bakacak olursanız, her şey yine insanın kendinde bitiyor. Mantıken, ”benim” dediğim her şey sanal bu dünyada. İşe duygusal yönden bakacak olursak eğer, gerçek hayatımızdaki sahtelikler ne olacak? Hadi sanal alem sanal diyelim… Benim tanıdığım, gördüğüm sanal ve sahteliklere ne diyeceğiz? Zira hepsi gerçek hayatta yaşandı. Herkesin hayatında bu tarz kişiler ve olaylar olmuştur. Sanırım bu kaçınılmaz… Bana sosyal medyanın sanallığından bahsederken, gerçek dünyanın sanallığını izah edecek birileri lazım. Bu iki dünyayı karşılaştırdığımız vakit, gerçeğin sanalını, sanalın gerçeğinden ayırmak farz olur.


Benim sosyal medyayı tercih etmemin tek nedeni; gerçekte sanal olan her şeyden ve herkesten uzaklaşmak… Bu gerçek dışı sahte dünyada, sadece buna ihtiyaç var. Yani ben sanal dünyamı, gerçek dünyamdaki sanallara tercih ederim! Nitekim böylece herkes sahteleşmiş olur. Üzerimizde sahte/gerçek oyunları oynanmaz! Oynamadığı gibi, herkes kendi maskesini takınıp, verilen rolleri yerine getirmeye çalışır. Hayat aslında; baktığımızı görebilmek, gördüğümüzü yorumlayabilmek, yorumladığımızı düşündürebilmek kadar güzel…

İster sosyal medyada, ister gerçek hayatta yaşayın dünyanızı. Ne yaparsanız yapın bunun arkasında durun! Tıpkı Mevlana’nın da dediği gibi; ”Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.” Dürüstlük her alanda vazgeçilmeziniz olsun. Varsın sosyal ağlarda, varsın gerçek hayatta…

PAYLAŞ
Önceki yazıBir Üstad Var
Sonraki yazıTaçsız Kral: Ayhan Işık
3 Ocak 1995 doğumluyum. Belki de istediğim her şeyi gerçekleştireceğime inandığım yaşlara geldiğim vakit, yazma isteğimin oluştuğunu farkettim. Öncesi/sonrası olmayan hayatımızın sadece bir an'ını dahi yazarak kendimi avuttum. Sadece düşünmek ve düşündüklerini anlamlandırmak adına yazdım hep. İnsanları anlama konusunda güçlük çekip,sırf bu yüzden kişisel gelişime merak sardım. Uzun yıllar basketbol ve voleybol oynadım. Aynı zamanda fotoğraf ve dekorasyon meraklısıyım. Ve özellikle şuanda aldığım eğitimden dolayı yabancı dizi ve film delisiyim. İzlemekten en çok keyif aldığım dizi; House. Bunların haricinde yapmaktan en çok keyif aldığım şey; Kendimden daha bilgili/kültürlü insanlarla konuşup, onların deneyimlerinden faydalanmak. Binevi hayatıma yön verirken her şeyi düşünüp ona göre yol almak... En sevdiğim insan şekli; her açıdan kendini geliştirip, yarın'ını düşünen insan.. Bu arada şuanda eğitimime Celal Bayar Üniversitesi/ İngilizce Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde devam ediyorum.. Yazmaya/okumaya olan ihtiyacımızın hiçbir zaman eksilmemesi dileğiyle.. Son olarak,hayat felsefem; ''ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.''