Hayat bir yolculuk

Dünyaya gelirken yanımızda boş bir bavul ile geliyoruz ve zaman içerisinde bu bavula birçok şey dolduruyoruz. Özellikle de farkındalık ile yaşamıyorsak, bu bavula kendimize ait olmayan birçok şey koyuyoruz. Onun şusu, bunun şusu, bize ait olmayan bizi yansıtmayan birçok şey…

hayat-bir-yolculuk-indigodergisi

Bavulu açıp içine bakmak ise çok uzunca bir süre aklımıza gelmiyor,gelse de erteliyoruz çoğu zaman,belki de kaçıyor ve yüzleşmek istemiyoruz; içeride ne var ne yok görmek istemiyoruz.

Bir zaman sonra bu bavul o kadar ağırlaşıyor ki,taşırken ellerimizi acıtıyor hatta kanatıyor bile. O zaman durup düşünmeye başlıyoruz, yola devam edeceksek bir düzenleme yapmak zorundayız.

Bu düzenlemeyi yaparken ise şunu farkediyoruz: bavulun içinden çıkan birçok şey ne BİZ’e (ilişki yaşadığımızı sandığımız kişiler ile oluşturulan biz) ne de BEN’e ait değil. BEN’e ait değil, neden? Çünkü hep kendimizi unutup karşımızdaki kişiye odaklanmışız ve sonuçta bavulumuz hep ona ait olan şeyler ile dolmuş. BİZ’e ait değil, neden? Çünkü aslında gerçek bir ilişki,gerçek bir beraberlik yaşamamışız, bir an bile çırılçıplak kalamamış, hep sahte BİZ’ler yaratmışız. O maskeli baloda bir an bile maskelerimizi çıkarmamışız

İnsan BİZ demeden önce BEN diyebilmeli, önce kendini sevmeli, kendine değer vermeli, içindeki BEN’i ortaya çıkarmalı, onu iyice tanımalı, sarıp sarmalamalı, kucaklamalı, alıp pamuklara sarmalı. Tabi bunun aynısını beraberlik yaşayacağınız kişi de yapmış olmalı. Ancak bunlar gerçekleştiğinde ortaya bir BİZ çıkıyor. Ben buna sağlıklı BİZ diyorum.

hayat bir yolculuk3

Hayat bir yolculuk

Ve hayat bir yolculuksa eğer, bu yolculukta bize eşlik eden bir sürü insan olacak. Sen yolunda sessizce yürürken birileri gelip senin omzuna dokunacak, gel sana anlatacaklarım var dinle öğren; hem senin de bana anlatacakların öğreteceklerin vardır diyecek. Ve hepsi sana bir şeyler katacak, olmak istediğin SENİ yaratman için, düşünü gerçekleştirmen için…

Ruhsal boyutta yapılan anlaşma gereği, tesadüf diye adlandırdığımız fakat asla tesadüf olmayan anlarda birileri ile sürekli karşılaşıyoruz. Dersler tamamlandığında ise maalesef ki teşekkür edip yolumuza devam etmek, ilk başta karşılaştığımızda birbirimize söylediğimiz merhaba kadar kolay olmuyor. Bu noktada ise karşılıklı olarak bağımlılık geliştirdiğimiz ortaya çıkıyor. Çünkü BEN olmadan, BİZ olmaya çalıştık hep…

hayat bir yolculuk2Yaşanan sağlıksız evliliklerin ve uzun süreli ilişkilerin içinde de bu durumu gözlemliyoruz. Örneğin dersini ve öğrenmesi gerekenleri üç yıllık bir süre içinde tamamlayabilecek birisi bunu otuz yıla kadar uzatabiliyor. Aradaki yirmi yedi yıllık süre ise, gelişmeden, büyümeden geçirilen yıllar olarak çöp kutusuna gidiyor. Evren özgür irade yasası gereği senin seçimlerine müdahale etmiyor, sen istemeden…

Peki bu zaman israfını önlemek için ne yapmalıyız? Bazen düşünüyorum da şu sınırlı aklımızla ne kadar da çok şeye müdahale ediyoruz. Düşünceler üretiyoruz, düşünceler, düşünceler… Oysa ki evrende işleyen ilahi bir mekanizma var: evrensel zeka… Bizim küçük bir bakış açısıyla gördüğümüz bir olayı, alıp evirip çevirip tüm boyutları ile görebilen, olabilecek tüm olasılıkları hesaplayan… Ve sonunda bizim en yüksek hayrımız için olanı bize sunabilecek bir potansiyel. Bu potansiyele güvenmenin adı ise teslimiyet. Teslim halinde olduğumuzda akış halinde oluyoruz ve karşımıza çıkan her şeyi sonsuz bir güven ve sevgi ile kabul ediyoruz.

Tabi teslimiyet denildiğinde bu kelime bazı kişiler tarafından yanlış da yorumlanabliyor: otur bekle hiçbir şey yapma gibi… Ama hayır bu böyle bir şey değil. Gerçek teslimiyet sana şunu anlatıyor; Bavulunu aç, elinden gelenin en iyisini yap ve bavulunu düzenle. Sonra yola çık. Yoluna çıkan her şeyi ve herkesi kendi BEN ‘i ne de sorarak sevgi ile kabul et, en ufak bir şüphe dahi duymadan, tam teslimiyetle…

Her şeyin yolunda olduğunu derinden hissederek yola devam et…