Biz yenilendikçe yenilenen yaşamlarımız

Acı çekiyoruz hepimiz. Sandığımızdan çok daha katmanlı bir varlık olarak bilsek de bilmesek de acı çekiyoruz…

Acı çekiyoruz hepimiz. Sandığımızdan çok daha katmanlı bir varlık olarak bilsek de bilmesek de acı çekiyoruz...

Biz yenilendikçe yenilenen yaşamlarımız

Yolculuk hepimizin içinde. Ve sadece içinde. İdrak etmesi ne kadar zor da olsa içimizden başka bir dış yok. Ruhun aracı olan bedendeki gözlerden algılarken dünyayı, güneşi ‘ben’ bütününe dahil etmek saçma gözükse gerek. Ama bizi sarmalayan bu ışığın içimize girmesine izin verdikçe aslında baştan beri ayrı olmadığımızı fark ediyoruz.

Acı çekiyoruz hepimiz

Zannettiğimizden çok daha katmanlı bir varlık olarak bilsek de bilmesek de acı çekiyoruz. Toplumca tanımlanmış olandan çok daha farklı anlamlara sahip acılar. Çünkü acı, normalleşmişken değil de ondan özgürleşildiğinde fark edilendir. Ve Buda’nın dediği gibi, hayatımız acı çekerek geçiyor. Kimlik anlamıyla bir ego ile varoluşun acıları. Kıskançlık duymanın, cimri olmanın, bencilliğin, kendini üstün görmenin, kendine güven eksikliklerinin yarattığı karanlıktan dolayı, kuşatıldığımız sevginin kalbimize ulaşamayışının verdiği acılar. Aydınlıktan mahrum kalmanın acıları, aydınlığa adım atıldıkça anlaşılır.

Gözlerimiz kendi karanlıklarımızla mühürlenmediğinde apaçık ortadadır hakikat. Ve tabi ki o karanlığın içinde göremez haldeyken, öyle bir hakikat olmadığını iddia etmek de hayli normaldir. Bir cimriye vermenin nasıl almaktan daha kazançlı olduğunu anlatamaz kimse. Bariz şekilde, bu renklerin görmeyene anlatılamayacağı gibi, yalnız tecrübeyle gelen bir bilgidir. Sevdiğini sadece benimsemek varken sahiplenip kinle başkalarından sakınmak; nasıl olup da asıl bunun kendini sevgiden mahrum bırakmak olduğunu kelimeler açıklayamaz. Çünkü henüz tecrübe edilmemiştir o tarif edilmeye çalışılan o olgu, aşkı anlatmak kelimelerin boyunu aşar.

rosenkrantz14Yolculuk işte bu içimizin karanlıklarında başlıyor körebe oynar gibi.


Yolu bildiğine inandığımız birine güvenerek de aşılabilir, çarpa çarpa yıpranarak da. Yaralarımız aydınlığın içimize gireceği kapılardır, ve aydınlık ancak içimize girebilirse içinde yüzdüğümüz karanlığı yok edebilir. Kim olursak olalım, nerede olursak olalım, tecrübe ettiğimiz şey sadece içimizdir. Nerede olursak olalım yolculuk sürmektedir.

Biz yenilendikçe yenilenen yaşamlarımız

Uzun süre geliştiğimizi hissetmediğimizde düştüğümüz bunalım yolculuğun duraksadığı anlamına gelir. Bu durumda devam etmenin yolu hayatımıza yeni unsurlar katmak, dinamiğin akmasına izin vermektir. Yeni bir dil öğrenmek, minyatür heykeller yapmaya başlamak, doğa yürüyüşlerine çıkmak… Herhangi bir şey olabilir bu. Öğrenmenin devam etmesi için herhangi bir zemin hazırlamak.

Biz yenilendikçe, yaşamımız yenilenir.

Katmanlarca karartı tutmuş en derin yaralarımızı giderek deşmek, zaten kuşatılmış olduğumuz ışığın girmesine izin verir. Yaralarınıza gözlemin ışığını düşürün. En büyük zaaflarınızı, hassas noktalarınızı fark edin, anlayın ve kabul edin. Bu sayede giren ışık tüm o karartıyı ve yaraları şifalandıracak. İçiniz, ve “dışarınız” parlayacak.


Kişisel Bütünlük: Bütünlük Yelpazesi