Eyvah yok oluyoruz! Cep telefonları ölüm getirir mi?

Teknoloji çağı diye tanımlayabildiğimiz günümüzde, teknoloji ile yaşantımıza gelen makinelerin, yaşantımızın her alanında bize zamandan kazandırdığı, kolaylıklar, tasarruflar sağlayışının kabulüyle sadece birkaç soru beliriyor aklımda: Tüm işleri makinelere yaptırdığımız, gittikçe dijitalleşen, sanallaşan bir dünyada bizler ne ile meşgulüz, ne derece insan kalabiliyoruz, kalabiliyor muyuz?

teknoloji-bilişim-indigodergisi

Makineler bulaşıklarımızı, çamaşırlarımızı yıkıyor, kurutuyor hatta bir de ipe assa çok daha mutlu olacağımız, sevineceğimiz artık hepimiz için aşikar bir gerçek! Peki bu kadar kolaylaşan bir yaşamda bize neler oldu da bu denli mutsuz ve tüketen bireyler olduk? Doğal olarak makinelere gördürdüğümüz yaşamımızın daha verimli daha gelişime dayalı bir sistemde ilerlemesi gerekmiyor mu? Etrafımıza hele yanı başımıza daha çok bakınacak zamanı elde etmedik mi?

Geçmişin makineler yerine sermayesi yalnızca elleri ve yürekleri olan, her işte alın terini kullanan, kullandıkça elleri, yürekleri nasır tutan, her açıdan daha da sağlamlaşan, ortaya koydukları eserler bugün bile unutulmayan o hayat dolu insanları geliveriyor aklıma. Acaba maddi, manevi ortaya koydukları hayat mücadeleleri mi daha diri kılıyordu bu insanları hiç sordunuz mu kendinize?

Şimdi ise her şeyimiz var ama mutsuzuz, yoğun kalabalıklar içerisinde yalnızız… Aynı evde aynı odalarda gittikçe sanallaşan, makineleşen, dijitalleşen ve yalnızlaşan bir yaşam var avucumuzda.

Öte yandan teknolojinin getirdiği kolaylıklarla ile her şeyi daha çok bilir olmadık mı? Yaşantımız sonsuzlaşan bir bilgi pınarıyla kavuşmadı mı? Bugün yaşantımıza adeta kök salan internetin sağlamış olduğu iletişim ile sayesinde uzakların yakın olduğu gerçeğiyle ve iletişim çok daha ileri bir teknolojiye doğru bizi götürürken birer bağımlı olduğumuz da bir gerçek.

Bugün İnternetin en çok bağımlısı olan ülkelerin başında hangileri geliyor biliyor musunuz?

%36 Çin, %39 Japonya, %40 Almanya, %45 İngiltere, %51 ABD, %53 Hindistan, %56 Rusya, %61 Güney Afrika, %66 Nijerya ve %71 Brezilya takip etmektedir. Artık hepimiz Facebook, Twitter, İnstagram, Tumblr ve adını sayamadığım daha birçok sosyal medya sitesi ile dünyalar kuruyor ve dünyalar yıkıyoruz. En hızlı iletişim ağına bağlı, uzakları yakın eden ve bireylerin sosyalleşmesi amaçlanan bu medya iletişim aracıları ile bağımlılığımız gün geçtikçe artmakta.

Cep telefonları ölüm getirir mi? İnsan yaşamının yalnızca ülkemizde mi ucuz olduğunu sanıyorsunuz? 

Öte yandan elimizden bir türlü düşüremediğimiz telefonlarımızla ilgili yakın geçmişte duyduğum, ABD’de yaşanan bir olayı sizlere aktarmak istiyorum:

ABD’nin Teksas Eyaleti’nde yaşayan bir ailenin 13 yaşındaki Ariel adındaki küçük kızı, gece cep telefonunu yastığının altına koyar ve uykuya dalar. Aradan kısa bir süre sonra bir koku ile uyanır ve burnuna gelen bu kokuyu çok ciddiye almayarak tekrar uykuya dalar. Gecenin ilerleyen saatlerinde uyandığında ise kokunun odasını tamamen kaplamış olduğunu görünce, gördüklerine inanamaz adeta. Küçük kız yastığının bir bölümünün yanmaya başladığını ve yastığının altına koymuş olduğu cep telefonunun tamamen erimiş olduğunu görür. Ertesi gün aile, cep telefonu şirketini arar ve bu olanların bir açıklamasını isteyerek şirkete şikayette bulunur. Şirket cep telefonunun son derece güvenli olduğunu, şayet cihazın hava ile temasa geçemediği durumda yangın çıkarma tehlikesinin olduğunu zaten cihazın kullanım kılavuzunda belirttiklerini ifade ederler.

Bu uyarıyı görmediklerini belirten aile tekrar şikayette bulunur. Şirket eriyen cep telefonunu incelemek üzere bu kez de küçük Ariel’in yastığını, çarşafını, nevresimini ve bir adet cep telefonunun değişimini karşılamak üzere sorunu çözüme kavuşturur. Hemen aklımda bir soru beliriyor . Sonucu sakatlanma ya da ölüm getirebilecek böyle bir olay tedbiri olarak acaba şirket yedek kol, bacak, kafatası da bulunduruyor muydu deposunda? Fakat vb. saçma ama üzücü olaylar zinciri ile teknolojik yaşamımıza devam ederken bir yandan da telefonsuz geçirdiğimiz geçmiş günlerimizi düşünürken telefon olmadan nasıl yaşıyorduk sorusunu da sanırım hepimiz soruyoruz kendimize…

Gölgelerin gücü bizi nereye götürüyor?

İndigo Dergisi-Filiz Hallıoğlu.He-man

Teknolojinin kendini içine dahil etmediği bir alanın söz konusu olamayacağının bilinciyle, aklıma henüz ilk dönemlerde teknolojiyi tanımaya başladığımız çizgi filmler geliyor. Birçoğumuzun çocukluk döneminde izlemiş olduğu; insanların bazı enerjileri günlük kullanım aletlerine yükleyebileceğini, gökyüzünden gelen elektrik enerjisine benzer bir enerji ile bir kılıcın bile her şeyi yok edebileceğini “Gölgelerin gücü adına!” diyen “He-man” ve “She-Girl” adlı çizgi filmlerden, Robotların insanların yerine kullanılabileceğini, onlardan bir insan gibi faydalanılabileceğini “Voltran” adlı çizgi filmden, bir insanın bazı gizil enerjiler ile havada uçabileceğini “Süperman” denilen çizgi filmlerden zaten öğrenmiştik. Geçmişten günümüze doğru ilerlediğimizde ise bu filmlerin artık bilgisayar oyunu’ formatlarına dönüştürüldüğünü görmekteyiz. Bunların yanında yine günümüzde, teknolojik ilerlemelerin yoğunca izlendiği vizyona giren Bilim-kurgu filmlerinden ise; yapım “İnterstellar” (Yıldızlarası/2014 ) “Lucy” (2014),” Süperman” , “Transformers” Film serileri, biraz daha geriye gittiğimizde, “Dünyalar Savaşı” gibi filmler, bizi teknolojinin getirmiş olduğu güç ile savaşabiliriz mesajını durmadan kodlayan neredeyse hepimizin izlemekten son derece zevk aldığı filmler arasında.

Bizler bu kadar görsel etki altındayken dünyanın birçok ülkesinde neler oluyor? Dijital ve Holografik bir evrene doğru yol alışımızda bakın dünya ülkeleri neler tasarlıyor?

“Rüyalarımız ve kabuslarımız kayıt altında!”

İnsan beyninin dışarıya yaymış olduğu bildiğimiz radyo dalgalarına benzer bir elektromanyetik bir radyasyonun bilgisayar hafızasına kaydedilmesi ile rüyalarımız ve kabuslarımız artık bilinmez değil.

“Düşünce gücüyle kontrol ettirebilmek artık mümkün mü oluyor?”

2008 yılında sergilenen kablosuz elektrik aktarabilme işlemi ile günümüzde mikro elektrotlar ve çip’ler aracılığıyla insan beyni robotik uzuvlarla düşünce gücü ile kontrol edilebilmektedir.

“Evlerimize ‘Holografik’ televizyonlar mı geliyor!”

İndigo Dergisi-Filiz Hallıoğlu.Holografik Tv

Japonya’nın yayın kuruluşu olan NHK, ev için holografik televizyonlar üretmekte ve 2017 yılında piyasaya sürmeyi planlamaktadır.

“Sürücüsüz akıllı arabalar geliyor!”

Google’ın hızlı ya da tedbirli gitmesi için üretilen insansız(sürücüsüz) arabalar denemelerinde hiç kaza yapmadan bir milyon km. yol alabilmeyi başarabilmektedir.

“İnsan-sı Robotlar üretimde!”

Ve yine Japonya’nın Osaka Üniversitesi’nde tasarlanan; ‘Astroid F’ ve ‘Geminoid F’ adları verilen robotlar adeta insan kadar gerçek mimik ve seslerin taklitlerini yapabilmektedir.

Artık et yemek için hayvanlara gerek kalmayacak mı?

İndigo Dergisi-Filiz Hallıoğlu.jpgET

Hollanda’lı bilim adamlarının son yıllarda kök hücrelerini kullanarak geliştirmiş olduğu bir sistem ile et yetiştirebilmeyi başardılar. Dışarıda yediğiniz özellikle hamburger etlerine dikkat! Ha unutmadan bir de üretim piyasaya yerleşirse cebinize dikkat! Neden mi? Şu anda bile 1 tane etin üretimi üçyüz bin doların üzerinde olduğu bilgisiyle hamburger etini sevenler için şimdiden bol yiyebilirsiniz diyorum.

“Mekanik kostümlerin üretimi bizlere yeni bir savaş hazırlığı olduğunu mu bildiriyor?”

Koşmak, zıplamak ve ağır yük taşımak gibi eylemlerde askerlerin performanslarını attırarak aynı zamanda oksijen tüketim ihtiyaçlarını % 10 oranında azaltarak tasarlanan mekanik kostümler, bize savaşmanın zorunluluğunu tekrar bildiren yeniliklerden. Bazı modelleri ise bir insanın normal şartlarda kaldırabileceği ağırlığın 17 katı kadar fazlasını kaldırabilmesini bile sağlamaktadır.

“Siz hiç yok olmayı istemiş miydiniz? Cevabınız Evet! ise Bekleyin az kaldı yok oluyoruz!”


ABD’nin Irak Savaşı’nda birçok kez kullandığı görünmeyen askerleri hiç duymuş muydunuz? Hızla geliştirilmekte olan meta malzeme kullanım teknikleri cisimleri görünmez hale getirmektedir. Bu anlatıma benzer özellikte olan yine 2008 yılı, ABD yapımı, “Paul Vergoven“in yönetmenliğini yağmış olduğu bir bilim kurgu filmi olan “Hollowman” de görünmezliğin formülünün bulunuşu ve beraberinde yaşanan olayları anlatmaktadır.

Görünmez askerlerin paralelinde İngiltere’de bir fizik profesörü olan “Sir John Pedry” deneylerini gizli tuttuğu benzer özellikte bir buluşla “Görünmez Tank” projesini ilan etmiştir. Ayrıca John Pedry, İngiliz Savunma Bakanlığı tarafından desteklenen bu projesinin bir sonraki aşamasında görünmez malzemeler dışında üretimi araştıracağını da belirtmektedir.

Daha burada belirtmediğim birçok yeni buluşlar ile insanoğlunun yaşantısında geçmişten günümüze ne de çok değişim yaşamış olduğu gerçeğinin yanında, alternatif hayatlar üretme düşlerimizin hepimizin hayrına olması, bir zamanların makinelerinin artık demode olmaya başladığı gittikçe dijitalleşen dünyada yok olabilmeyi şimdi bir kenara koyarak var olabilmenin daima sevmekten geçtiğini unutmamamız dileklerimle ve şimdi bir He-man çizgi film repliğiyle sormak istiyorum:Gölgelerin gücü adına bizi nereye götürüyorsunuz?


Eyvah yok oluyoruz!