Christopher Nolan’ın Yeni Filmi: Yıldızlararası

Bir film, yıldızlardan bahsediyorsa ve altında da Christopher Nolan imzası varsa o filmi hemen izlemekten başka bir seçenek yoktur. Senaryosunu Nolan Kardeşler’in kaleme aldığı Yıldızlararası, ülkemizde geçen hafta vizyona girdi ve bir yıldız gibi parladı.

Yine bir Dünya’nın sonu klişesini çok farklı bir anlatımla beyazperdeye taşıyan Nolan, yaratıcı ve duygusal bir sonla da noktayı koymayı başarıyor.

Yıldızlararası

Dünyamız gittikçe kötüye gidiyordur. Her yeri saran toz bulutu, insanları ve bitkileri öldürmektedir. Bilim insanları, Dünya’yı kurtarmanın yerine başka bir dünya bulmayı daha olanaklı görmektedirler. Kızının odasındaki doğaüstü olduğunu düşündüğü birtakım şifreleri takip eden çiftçi ve eski pilot Cooper, kendisini NASA’da bulur. İki çocuğunu ve babasını geride bırakıp, uzay yolculuğuna çıkmak zorunda kalır. Yıldızlararası, solucan deliği ve karadelik gibi kavramlarla bilimi çok ön planda tutan ve bununla beraber duygusal yanı da çok kuvvetli olan bir eser olmuş. Film, insanoğlu için yeni bir ev, yeni bir gezegen arama teması üzerinde dururken aslında ulaşılması amaçlanan nihai hedefin üst boyut olduğunu ifade ediyor. Üçüncü boyuttaki Dünya’dan beşinci boyuttaki insanoğluna doğru uzanan bu hikayenin sonunda ise en yüce kavram olan sevgi çıkıyor karşımıza…

Teknoloji ilerleyebilir, uzay bilimi gelişebilir, ama en kadim olan şey her zaman sevgidir. Elbette duygular, fiziksel kuvvetler değildir ve fiziksel dünyaya etki etmezler. Fakat sevgi, tüm kainatın varlık sebebidir. Tüm alemlerin ve tüm boyutların ortak gayesidir…

Filmin sonunda Cooper’ın kızına mesaj göndermeye çalışarak, içerisinde olduğu boyut, beşinci boyutu görsel olarak harika anlatmıştır. Küçükken kızı Murph’ün dile getirdiği “birtakım şifrelerin” de sırrı burada anlaşılacaktır.

Filmin süresi ise birçok izleyiciye uzun gelebilir. Ancak Christopher Nolan, hiçbir detayı atlamamak ve istediği duyguyu verebilmek için gerektiği kadar süre kullanmış.

Yıldızlararası Timeline
Infografik: Doğan Can Gündoğdu

Biz insanlar, bir şeyi kabul etmeliyiz. Dünyamız’a kötü davranıyoruz, ona hakettiği değeri vermiyoruz ve gelecek nesillere iyi bir miras bırakmıyoruz. Bunun vebali tüm insanların boynunda olacak. Çevre kirliliği, doğal kaynakların hızla tüketilmesi ve birçok sorun iyice artmadan kalıcı ve nihai çözümler bulmamız gerekiyor. Ya da hiçbir şey yapmayıp, filmdeki aşağıdaki replik gibi iyimser olmaya devam edebiliriz.

[quote]“Bir yolunu buluruz. Her zaman bulduk…”[/quote]

Filmde sıkça tekrarlanan Şair Dylan Thomas tarafından ölmek üzere olan babası için yazmış olduğu “Do Not Go Gentle Into That Good Night” (O Güzel Karanlığa Nazikçe Gitme) şiirinin ilk üç mısrasıyla yazımıza nokta koyalım. “Güzel Karanlık” olarak tasvir edilen şey, elbette ölümdür ve Profesör Brand tarafından zorlu görevlere giden astronotlar için söylenir.

“O güzel karanlığa nazikçe gitme,

Günün sonunda yaşlılık yanmalı ve kudurmalı,

Işığın ölümüne karşı öfke, öfke…”