Her Devrin İnsanı: Mevlana

Evren mükemmel bir şekilde yaratılmıştır ve büyük bir nizam içerisinde hareket etmektedir. Evrendeki her yıldızın, her varlığın ve her cismin bu büyük ve ilahi plan içerisinde bir yaradılış gayesi ve vazifesi vardır.

İnsanoğlu, her zaman evreni anlamanın ve buradaki yaşam amacının peşinden koşmuştur. Evreni, dünyayı ve en mühimi insanı yani kendisini anlamaya çalışmıştır. İşte bu uğurda insanlık tarihinde insanoğlunun yolculuğuna ışık tutan mümtaz insanlar oldu. Fikirleri ve eserleriyle insanlığa ışık tutan bir insandan bahsedeceğim size. Dünyanın yeterince tanımadığı, bu toprakların bir insanından. Mevlana Celaleddin-i Rumi’den… Cancağızımız Pir Mevlana’dan…

mevlana-sonsuzluk-sessizlik

Bilimin ve teknolojinin böylesine geliştiği, uzaya dair nice keşiflerin yapıldığı yirmi birinci yüzyılda bile on üçüncü yüzyılda yaşamış olan bu büyük üstadın, düşünce adamının, mutasavvıf ve Çelebi Mevlana’nın bilinç ve fikir düzeyinin fersah fersah gerisindeyiz. Yaşamının üzerinden yedi yüz seneden fazla geçmiş olan bu muhterem insanın fikirleri hala gönlümüzdeki sevgisini ve ilgisini koruyor. Hoşgörü timsali olan bu büyük zatın öğretileri, gelecek nesillere de ışık tutmaya devam edecektir.

[pullquote_left]Ey özden habersiz gafil! Sen hala kabukla öğünüyorsun![/pullquote_left]

Mevlana’nın temel öğretisi, öncelikle tevhid düşüncesine dayanır. Tevhid, Yüce Yaradan’ın varlığına, tekliğine, yegane kudret sahipliğine ve eşi, benzeri bulunmadığına inanmaktır. Her şeyin tek kaynağı Allah’tır. Her şey yaratılmadan önce O’nun ilminde mevcuttu. Bu nedenle varlıkların suretleri ezelde Allah’ın zatı ile birdir. İnsanın Yaradan’la bir olmasından kastedilen budur. Tasavvufa göre Yaradan ile yaratılan arasında bir fark yoktur. Çünkü Allah’tan başka varlık yoktur ve insan da yine O’na dönecektir. Burada mühim olan şu, bunun için ölümü beklemeye gerek yoktur. Allah’ı bu fani ve geçici dünyada bulmak, nefsi terbiye etmek ve özdeki birliğe ulaşabilmeyi başarmaktır aslolan.

[pullquote_right]Pirlik, saçın sakalın ağarması ile elde edilmez. İblisten daha ihtiyar kim var?[/pullquote_right]

Mevlana’nın tasavvuf anlayışı, sadece mistik bir tasavvuf değildir. Kişisel ihtiraslardan tamamen sıyrılmak, mutlak bir birlik halinde tüm insanları kucaklamak ve kamil bir insan olmak üzerine kuruludur. Önce ilkel insan olan Ademoğlu, sosyal insan olmayı başarmıştır, ancak kamil insan olma yolunda alacağı daha çok mesafe vardır. Onun öğretilerini bilmek ve benimsemekse bu yolda yürüyenlerin tekamülüne çok katkılar sağlayacaktır. Pir Mevlana, evrensel bir değerdir. Ancak burada altını özellikle çizmek istediğimiz husus, onun evrensel bir insan olduğudur. O, insan ile evrenin birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğunun bilincindeydi.

 [pullquote_left]Ya olduğun gibi görün, Ya da göründüğün gibi ol.[/pullquote_left]

Hiç kuşku yok ki, onun Şems-i Tebrizi ile tanışması da, ilim ve irfanına büyük zenginlikler katmıştır. O, Şems’ten önce de büyük bir alimdi. Şems’ten sonra ise büyük bir arif ve gönül insanı olmuştur. Mevlana’nın tasavvufu, sevgi ve aşk felsefesidir. Evrenin yaratılmasına sebep olan şey, sevgidir. Gerçek aşk, insan ruhunun Yüce Yaradan’a karşı olan özlemidir. Mevlana’nın insan sevgisinin temelinde de ilahi aşk yatmaktadır. Mesnevi’de “İlahi takdirin insanlar arasında aşkı yarattığını” söyler. Dolayısıyla yaratılışta ve gelişmede aşk vardır…

Mevlana

“Gel, gel, ne olursan ol, yine gel” diyen Mevlana’nın bu sözlerle başlayan dizeleriyse onun insan sevgisini ve insancıllığını apaçık ortaya koyar.

2 – 9 Aralık tarihlerini kapsayan Mevlana Haftası’nda bu büyük düşünürü ve mutasavvıfı anmak, onun sözlerini hatırlatmak ve fikirlerini düşünmek için insana ve evrene dair sözlerinden bazılarını paylaştım.


[quote]İnsan, büyük bir şeydir ve içinde her şey yazılıdır. Fakat karanlıklar ve perdeler bırakmaz ki insan içindeki o ilmi okuyabilsin. Bu perdeler ve karanlıklar; bu dünyadaki türlü türlü meşguliyetler, insanın dünya işlerinde aldığı çeşitli tedbirler ve gönlün sonsuz arzularıdır.[/quote]

[divider]

Kaynaklar : * “Mevlana’nın Aşk ve İnsan Felsefesi”, Doç. Dr. İbrahim Arslanoğlu, G.Ü Gazi Eğitim Fakültesi * “Mevlana ve Felsefesi”, Prof. Dr. İbrahim Agah Çubukçu, Ankara Üniversitesi