Bize Ne Oluyor?

Şubat ayı, “kadına şiddet” konusunu bir kez daha Türk halkının gündemine getirdi. Özgecan’ın katledilmesi bu sorunun Türkiye’nin bir ayıbı olarak kamuoyu tarafından yüzümüze vuruldu. Bu da “Bize Ne oluyor?” sorusunu sormamıza neden oluyor.

kadın kadına yönelik şiddet

Bize Ne Oluyor?

Evet, “Bize ne oluyor?”… Ülke olarak ne kadar hızlı değişen bir gündemimiz var. Gündem o kadar yoğun ki çok seri gelişen olaylar dizisi insanları bir konuda uzun süre düşünmesini, fikir geliştirmesini ve bilgi üretmesini engellemektedir.

Gece gözünüzü kapatıyorsunuz ve sabaha uyandığınızda yeni bir haberle akşamki haberin sıcaklığını yitirdiğini görüyorsunuz. Akşamki haber için konuşmak, tartışmak istediğinizde yeni bir olay vuku buluyor. Bugünlerde yoğun bir gündem yaşandı, konular seri bir şekilde değişti; ancak en önemlisi de kadın cinayetleri oldu. Bu cinayetler, insanların kanını donduran cinsten. Bu haberlerin her biri Türk halkını derin üzüntüye boğdu. Her biri ayrı bir acı oluşturdu. Sadece Şubat (2015) ayı içinde birçok kadın, erkek şiddetinden dolayı hayatını kaybetti. Ne yazık ki herbiri birbirinden kötü bir şekilde, hiçbiri birbiriyle kıyaslanamayacak boyutta… Özgecan Aslan ile başlayıp devam eden seri kadın cinayetleri…

Eskiye özlem mi duymaya başladık?

Peki ne oluyor Türk halkı olarak bize? Ben de yaşlı insanların söylediklerini söyleyeceğim bu noktada. Yaşlı biriyle oturup sohbet ettiğinizde, eski günler için “Eskiden daha güzeldi… Ah nerede o eski günler! Yokluk vardı; ama mutluyduk. Eskiden şöyleydi, böyleydi” derler. Ben de onlar gibi söylemeye başladım. Nedenini bilmiyorum. Belki de hayata karşı yaş almamdan kaynaklanıyor. Sanki eskiden daha güzeldi. Sanki artık eskiye özlem duyar hale geldik. 1990’lı yıllarda bu kadar kadın cinayeti olduğunu hatırlamıyorum. Bunun çeşitli psikolojik, sosyolojik nedenleri olabilir. Ekonomik, toplumsal nedenler gibi… Unutmamak gerekiyor ki hiçbir neden, kadın cinayetlerini masumlaştırmaz! Bununla ilgili İndigo Dergisi yazarımız Fatma Uğuz kadına şiddet konusunda şu tespitte bulunuyor:

“Bazı çevreler, “Eskiden de oluyordu ama bu kadar göz önünde değildi” diyor. Fakat istatistikler kadın cinayetlerinin 2002 – 2009 yılları arasında % 1400 arttığını gösteriyor. Ülkelerin gelişmemişlik sebeplerinden biri kadın erkek eşitliğinin olmamasıdır. Kadınına değer vermeyen bir toplumda, insanlığa verilen değer sorgulanmalıdır. Çünkü erkekleri de kadınlar yetiştirir. Bir kadın aynı zamanda bir annedir ve toplumda rolü büyüktür. Türkiye’de kadına şiddetin bu kadar yaygın olmasının altında yatan sebeplerden en önemlileri, eğitimsizlik ve adalet sistemindeki aksaklıklardır.” (1)

kadın çocuk şiddeti
Türkiye İnsan Hakları Derneği (İHD) raporuna göre 2014 yılında Türkiye’de 575 kadın, erkekler tarafından şiddet gördü. 257 kadın katledildi. 776 kadın yaralandı. 142 kadın taciz ve tecavüze uğradı.

Kadınların toplumsal talepleri neler?

Aslında kadınlar toplumdan çok fazla bir şey beklemiyorlar. İstedikleri yalnız kendilerine gelebilecek zararları ortadan kaldırmak. Bunun için de kabul edilir edilmez ama şu talepleri bulunmaktadır: (2)

  • Devletin kadınlara yönelik her türlü şiddet eylemini açık bir şekilde kınaması
  • Şiddete uğrayan kadınlar için başvuru ve sığınma evleri sayısının artırılmasını, ücretsiz danışmanlık, psikolojik ve tıbbi destek ve yasal yardımın yapılması
  • Cinsiyet ayırımcı politikalar, yasalar ve uygulamaların kaldırılması, eylem ve eğitim projelerinin kadın örgütleriyle birlikte hayata geçirilmesi
  • Aile içi şiddeti ve genel olarak kadın ve çocuklara yönelik şiddeti önlemek için kampanyalar, ana-baba eğitim programları başlatılması
  • Kadınların ekonomik özgürlüğü için çalışmasının önündeki engellerin kaldırılması, sosyal güvenlik, parasız eğitim ve parasız sağlık hakkından yararlanılmasının sağlanması
  • Medyanın, kadın ve çocuklara yönelik şiddeti teşvik edici yayınlar üzerinde kendi oto-denetim mekanizmasını kurarak kadın ve çocuklara yönelik şiddeti bir malzeme olarak kullanmaktan vazgeçmesini,
  • Evde, sokakta, iş yerinde, gözaltında, cezaevinde yaşanan kadına yönelik şiddetin sorumlularının yargılanmasını ve caydırıcı yasal tedbirler alınması
  • Toplumsal barışın sağlanması için, anadil üzerindeki tüm yasakların, koruculuk sisteminin kaldırılması
  • Anayasanın 10. maddesine cinsel yönelim ibaresinin eklenmesi; bu değişikliğin hayata geçirilebilmesi için kanunlardan tüzüklere, yerel yönetimlerin işleyişinden yönetmeliklere tüm ayırımcı yasal düzenlemelerin kaldırılması, “genel ahlak”, “yüz kızartıcı suç” gibi ifadelerin eşcinsellere karşı kullanılmaması, vatandaşların yaşamlarını işten atılma, yurttan atılma gibi ayırımcılığa, şiddete, tehdide karşı güvence altına alacak şekilde gerekli değişikliklerin eşcinsel örgütleriyle işbirliği içerisinde düzenlenmesini beklemekteler.

Bu tür acıların son bulması için de devletin geliştireceği hukuksal, toplumsal çözüm önerileri sosyal hayatı düzene sokabilecek temellerin atılmasına yardımcı olacaktır. “Yine mi?” demeden “Bize ne oluyor?” sorusunu sorarak…

Kaynaklar:

1. Kadına Şiddet: Nerede Hata Yapıyoruz? – İndigo Dergisi

2. İnsan Hakları Derneği – Kadına Yönelik Şiddete Hayır Deklerasyonu

 

PAYLAŞ
Önceki yazıTüketim Çılgınlığını Durduralım!
Sonraki yazıUnutuldu Canlar! Affedin Bizi!
Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…