Mısır’ın gizemine keşif

Mısır hakkında her şeyi veya çok şeyi bildiklerini zannedenler, burayı gördüklerinde aslında her şeyin daha yeni başladığını hissedecekler. Bu gezegende henüz anlaşılmayan ve hiç bir tanıma sığmayan en garip yer.

mısır çöl piramitler çölde gece 8

Mısır’ın gizemine keşif

21 Aralık 2014, en uzun gecede, ertesi gününde yine günlerin uzayacağı ve yepyeni bir hilalle taçlanacağı gün dönümünde, kendimi çölde buldum. Kumların üstünde,  yıldızlardan bir örtüyle örtünüp, Orion‘u göz ucuyla izliyordum. Uzaklarda, piramitlerin renk dansı yaptığı bu en karanlık gecede, Giza’da Keops ile Sakkara piramitleri arasında özel bir enerji hattında, bulduğum her şeye bir mumya gibi sarınmış yatıyordum. Kendimi fark ettiğimde; tüm bu seyahatte oldukça geriden gelmekte olan zihnimin derinliklerinden gelen soru, cevap bekliyordu. Ben buraya nasıl geldim?

Manzara muhteşem, hissedişler bir defalıktı ve yanımda bana eşlik eden arkadaşım ve bizi koruyan Mısırlı üç rehberden başka kimse yoktu.

Garip bir mutluluk ve güven duygusu içindeydik. Bu tarihte çölde olmayı seçmiştik ve buradaydık. Çölün bu noktasını ise ismi Hosny olan Mısırlı rehber seçmişti.

O bir rehber olmaktan öte çölün üstadıydı ve Çölün Gülü diye takma bir ismi de vardı.  Çölde gül olur mu sormayı unuttum ama hepimizin bildiği gibi çölde bir bitki yok,  belki en fazla kaktüs. Çöl, sonsuz gibi uzanan, aslında bizim kum olarak bildiğimiz kuvars kristal zerre parçacıklarından oluşmuş sarı, sımsıcak bir okyanus…

Burada ne aradığımı bilmiyorum ve bir beklentim de yok. En çok böyle macerayı ve ruhsal rehberimi dinlemeyi seviyorum. Bilgi yok. Sadece oraya git ve biz de geldik. Çöldeyiz.

Bugün Mısır’daki dördüncü günümüz, iyice alıştık. Önce karmaşa, kaos ve gürültü, dünyanın her yerindeki megapoller gibi, sadece biraz daha fazla pis. Eğer bunlara odaklanırsa insan, bir sonraki gün dönmesi gerek. Hayır, tabi ki bunlar dünyasal engeller. Biz bir şey arıyoruz veya bir şey bizi arıyor; bu arada biz sadece iki kadınız. Türkiye’den iki kadın; daha büyük bir grupla gelmek için yola çıktık ancak geriye sadece ikimiz kalakaldık. Her yolculuğun kendi özelliği vardır ve biz de iki kişi olmamızdan dolayı çok esnek ve ani kararlarla olanakları kullanarak, eşlikçimiz Gizalı rehberle kapalı tüm kapıları açıyor, bilinmeyen ve turistlere kapalı tüm deliklere giriyor, yasakları deliyoruz. Üçlü uyum mükemmel, hemen spontane programlar yapıyoruz.

mısır güneş tapınağı Luxor

Güneş Tapınağı

Güneş Tapınağı mesela; şu an Mısırlı arkeologlar tarafından düzenlenmekte olduğu için girmek yasak. Daha henüz turistlere açılmamış. Rehberimiz bizi güneş batarken bu tapınağa götürüyor ve güneşin batışını bu tapınaktan izliyoruz. Günlerimiz böyle geçiyor ve birbirimize alışıyoruz. Bizi evine davet ediyor, bir kızı ve oğlu var. Eşi bize akşam yemeği hazırlıyor ve Mısırlı bir aile ile yemek yiyoruz.  Miniklerin hepsi İngilizce konuşuyor, sonra evinin terasından hipnotize olmuş gibi güneşin batışını ve pembe gökyüzünü seyrediyoruz.

Her boş saatimizde, otelimizin terasından da kıpırdamadan seyrettiğimiz piramitleri dolaşıyoruz zaman baskısı olmadan. Güneşi kovalıyoruz piramitlerin çevresinde, taşlara dokunmak, uzanıp gevşemek ve geçmişi hissetmek; kısacası tüm hücrelerimize kaydediyoruz Giza’yı. Mısır’da derinlerde bekleyen ve bizle buluşmak isteyen veya bizim içimizdeki bir yer,  birbirlerini çağırıyor. Henüz bilincimize yükselmiş değil, tam anlayamıyor, sadece buralarda dolaşmak istiyoruz.

Hosny bizi iki dakikalığına yalnız bırakıyor, hemen etrafımızı satıcılar sarıyor ve günlük alışverişimizi yapıyoruz. Bugün beyaz kefiyelerimizi takıyoruz başımıza, biraz daha benzemek için buralara. Hosny dönüp gelince şaşkın bakıyor bize, bir dakika yalnız bıraktı ve anında değiştik ve şimdi daha hazırız her ne ise ona. Sonra günler geçiyor. Sakkara, Dashur, Kızıl Piramit, Serapheum

Serapheum Sakkara mısır

Serapheum

Serapheum, 2012 senesinde açılmış ziyaretçilere… On bir kez Mısır’a gidip oraya bir türlü giremeyen bir arkadaşım daha sonra bizi ne kadar kıskandığını söyledi.

Serapheum’a geldiğimizde orada ne bulacağımı bilmiyordum, çünkü adını daha önce Mısır’ın ünlü gözde anıtları arasında hiç duymamıştım. Ancak bu keşfi yaptıktan sonra söyleyebileceğim söz şu olabilir; İşte Mısır, yeniden…

Mısır hakkında her şeyi veya çok şeyi bildiklerini zannedenler, burayı gördüklerinde aslında her şeyin daha yeni başladığını hissedecekler. Bu gezegende henüz anlaşılmayan ve hiç bir tanıma sığmayan en garip yer. 75 ton ağırlığındaki blokların kapakları da 20’şer ton ve içlerinde hiç bir şey yok. Yerin altındaki dehlizlerde bunlardan 24 tane var ve Sarkophage olarak isimlendiriliyorlar. Bu Sarkophage’lerin yapıldığı malzeme olan granit ise, Mısır’da sadece Aswan’da var, yani 800 km mesafede. Sakkara bölgesine bu kadar uzaktan bu granit nasıl geldi ve bunlar ne için yapıldı?

Rehberlerin anlatacak bir hikâyesi var ancak burası hakkında hiçbir şey tam olarak bilinmiyor, gizemini koruyan garip bir yer. Bende uyandırdığı his ise, başka varoluşların enerjilerini depoladıkları veya sakladıkları bir yer. İlk keşfedenler de içlerinde hiç bir şey bulamamış zaten. Lahit gibi yapılmışlar ve içlerinden tanımlanamayan dünya dışı varlık enerjisi geliyor. Serapheum alanında daha açılmamış tüneller var ve bunların nereye gittiği bilinmiyor. Kilitli bir odada ziyarete yasak olan dev bir Sarkophage olduğunu söylüyor bekçi. Sonra Hosny yine arayıp buluyor, kilitler açılıyor ve büyük bir odaya giriyoruz. Odanın tamamını dev bir lahit kaplıyor. Hayatımda gördüğüm en garip ve en tuhaf enerjisi olan yer burası…

giza piramit sfenks sphinx mısır

Mısır’ın çöllerinde at yolculuğu

Hosny bizi çöle götürmeden önce gerçekten tüm Mısır’a alıştırıyor.

Bu arada en çok dikkatimizi çeken şey,  muhteşem bir at kültürünün olması. Giza’nın ana sokaklarında olağan trafik varken ara sokaklarında da bir at trafiği var.  Bu sokaklarda herkes atlarla bir yerlere gidiyor. Bunların içinde kız ve erkek çocuklar da var. Genç kızlar saçları havada uçarak eyersiz çılgın gibi at sürüyorlar. Tüm ara sokaklar araba parkı yerine at harasına dönüşmüş. Burada herkes ata binmeyi biliyor, bir nevi bisiklet gibi. Arada bir muhteşem Arap atları da görüyorum, ata binmek bu kadar kolay ve olağan gibi görünürken bende de bir duygu oluşuyor tabi, “Ben de binsem mi acaba?” Hayatımda hiç ata binmedim oysa.

Günlerdir hiçbir turistik seyahat programında olmayan yerlere gittik, kilitli kapıları açtırdık. Hosny’nin Giza’da sayısını bilemediği kadar geriye dayanan aile soy bağları var. Tüm dedeleri Gizalı ve mezarları piramitlerin biraz ötesindeki mezarlıkta. Giza’dan çıkmak da onu hiç mutlu etmiyor. Sanki çölün bir kum tanesi gibi buranın canlı bir parçası. Onu herkes tanıyor ve de seviyor.

Bu arada ben de gittiğim her yerde ufak minik taşlar görüyorum. Muhteşem renklerde ve şekillerde; Kefren‘in önünde bir tane buluyorum, akik renginde harika bir taş kumların arasında bana bakıyor. Onu yerden alıp elimde tutup iç sesimle soruyorum; “Benimle gelmek ister misin?”, “Hayır” diyor ve usulca aldığım yere bırakıyorum. Sonra bir tane de Sakkara’nın güney ucunda buldum, o da yumuşacık rengi ve dokusuyla içime dokunmuştu, onu alıp götürmek istediğimde ise o da gelmek istemedi. İstemeden Mısır’dan hiçbir şey götüremeyeceğimi bildiğim için onu da bıraktım gönülsüzce. Demek buradan ayrılmak istemiyorlar. Bunu çok iyi anlayabilirim ama buradan bir parçanın benimle gelmesini çok isterdim.

giza mısır piramitleri akşam

Piramitler ülkesi Mısır

Beşinci günümüz özel olacak, bugün 21 Aralık. Rehberimiz, “Bugün tüm gün yine Keops, Kefren ve Mikerinos‘un çevresinde dolaşacağız ve büyük piramidin ziyaretçilere kapanışına yakın bir zamanda da kral dairesine gireceğiz” diyor. Çünkü orada fotoğraf ve film çekmek yasak.  Ayrıca lahite girmek de yasak ama rehberimiz ayarlayacak. Onun için sabahtan, kapanış zamanından yarım saat öncesine kadar burada piramit hacısı olacağız. Altın oran ölçüsünde eğimi ve pi sayısını veren ölçüleri ile dünyanın yedi harikasından biri olan büyük piramidin bir yüzü 229 metre, dört yüzünü dolaştığımız zaman 916 metre, neredeyse bir kilometre, diğer piramitleri de ekleyince iyi bir yürüyüş oluyor.  Mısır’da kaç tane piramit var merak ediyordum. Burada Giza’da 9 tane piramit varmış, tüm Mısır’da ise 109 tane. Mısır, gerçek bir piramitler ülkesi…

Arada dev blok taşların üstüne oturup konuşuyoruz. Olası geçmiş hayatlarımızdan biraz mizaha ihtiyacımız var; sen hangi firavundun, ben hangi kraliçeydim diye. Buralarda ana konumuz bu, şaka bir yana hepimiz bu alanla çok güçlü bağlarımız olduğunun bilincindeyiz. Bir de gece Orion’u tepe noktamızda yakalarsak, ne olacak bilmiyoruz ama bunu pek istiyoruz.

piramitlerin içinde ne var mısır

Yer Gök Granit Oda

Sonra beklediğimiz zaman geliyor ve şimdi kral dairesine gireceğiz, oldukça zahmetli. Önce dar bir tünelden geçiyoruz iki büklüm. Tünel belki o kadar uzun değil ama böyle yürüyünce sanki kilometrelerce uzun gibi geliyor ve içerideki ısı, dışarıdan oldukça yüksek. Sonra ilk tur merdivenleri çıkıyoruz, oldukça dik ve yorucu. Böylece bittiğini sandığımız bir ara dinlenme noktasından sonra “İşte gerçekten şimdi yıldızlara tırmanıyoruz” dedirten dik mi dik ve dar ikinci tur merdiven bizi bekliyor. Antrenmanlı olduğum halde tıkanacağımı sanıyorum ama bu fikri hemen kovuyorum. Sandığımdan daha hızlı ve sanki biri arkamdan itiyor gibi çıkıyorum ve çıkıyoruz. Hepimiz aynı anda lahitin olduğu, Yer – Gök Granit Oda‘ya giriyoruz.

Burada son kalan birkaç turist ve herkesi kovalamaya çalışan bir bekçi var, daha sonra bunun bir tiyatro olduğunu anlıyoruz. Hosny onu ayarlamış, o herkesi dışarı çıkartıp odayı bize hazırlıyor. Mısır’da işler böyle yürüyor. Şimdi lahite girelim birer birer. Olanı biteni yargılayacak lüksümüz yok, bu anı bir daha ne zaman bulabiliriz bilmiyorum. Her şey o kadar hızlı oluşuyor ki, daha sonra ağır çekimde bakmak lazım. Odanın bekçisi bize pozlar verdiriyor fotoğrafçı gibi, ama bu pozları nereden esinleniyor?

Anlamadığımız birçok şey oluşuyor etrafımızda ama onları sonra anlarız. Lahit, bir mezar değil tabi ki, burası Orion ile bağlantı kurulan en hassas nokta. Bizim de bu gece Orion ile randevumuz var çölde, en uygun zamanda buluşmak üzere niyetimizi sunuyoruz ve uyumlanıyoruz. Ve bu niyeti kendimiz oluşturuyoruz. Daha önce buraya gömüldüğü söylenen firavun Khufu‘nun da mumyası bulunamamış, o da bir niyetle Orion’a uçmuş olabilir. Zaten birçok mini piramidin içi, tavanları yıldız resimleri ile süslü, onlar gökleri hatırlıyorlardı. Biz ruhumuzda hatırlıyoruz ama zihnimiz ve bilgimiz buna yeterli değil henüz.

Bugün hem ruhsal rehberlerimizin hem de dünyasal rehberimizin gösterdiği yolda gittik ve içimizin sesini dinledik. Neler yaptığımızı anlamadık ama herhalde ruhumuz biliyordur.

Atlantis’in sonu Mısır’ın başlangıcı: Sais Tapınağı