Küresel Ekonomi’de Tedirginlik

2015 yılına yalpalayarak giren dünya ekonomisi, yeni yılın ilk çeyreğinde mevcut görünümünü bozmazken, önemli kurumlar tarafından yapılan açıklamalardan kaynaklanan huzursuzluğu da beraberinde ikinci çeyreğe taşıdı.      

ekonomi kriz abd fed dolar euro çin asya bankası sermaye piyasa

Petrol fiyatları ve dolar kuru üzerinde oluşan hareketlilik sürekli resesyon endişesini daha da artırdı. Stabil bir kararlılığı zaten olmayan küresel piyasalar ve ekonomiler durgunluğun süreç içerisinde devam etmesi ihtimalinden dolayı endişe biriktiriyorlar. Artık çöküş kavramı pek kullanılmasa da süregelen bir şekilde yaşanan resesyon, durgunluğun bir sabit gibi algılanmasına neden oluyor. Böylece, hep daha çok üretim ve daha çok tüketime göre tasarlanmış olan sistemde döngüyü kırmakta zorlanıyor.

Amerikan Merkez Bankası (Fed)’nın Mart ayı (2015) toplantısı sonuç bildirisinde faiz artırımına yönelik olarak ‘sabırlı’ ifadesini kaldırması ve Avrupa Merkez Bankası (ECB)’nın agresif politikaları sonucu olarak volatilite (oynaklık) ortamı da hazırlanmış gibi görünüyor. Kıdemli ekonomistlerin bile kur hareketliliği yönünde net ve birbiri ile anlaşmaya varabilmiş düşünceleri olmadığını da hesaba katarsak, bu durum kurların hareketliliğinin henüz ekonomi analistleri tarafından bile net olarak yorumlanamadığını bizlere gösteriyor.

Aynı görüş ayrılığı altın piyasaları ve fiyatları içinde geçerli. Altın konusu daha somut olmasına rağmen üzerinde anlaşmazlığın en yoğun olduğu konu gibi görünüyor. Değerli maden fiyatlarının manipülasyonu da olaya dâhil olmuş durumda. Bu nedenle Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı, dünyanın en büyük bankalarının altın ve gümüş gibi kıymetli metal fiyatlarını manipüle edip etmediğine yönelik soruşturma başlattı.

Diğer taraftan; Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası benzeri bir yapılanma kurmaya çalışan Çin’in Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) hamlesini desteklediğini bildirerek ABD’nin tüm dikkatini çekmeyi başardı. Gelişme ABD tarafından endişe ile takip ediliyor. Dünya Bankası ise bildiğimiz kadarıyla henüz sessiz. Beyaz Saray, Asya Altyapı Yatırım Bankası’nı, Dünya Bankası’na rakip olarak görüyorken,  Pekin’in bölgedeki nüfuzunu genişletmek için bu hamleyi yaptığını düşünüyor. Almanya, İngiltere, Yeni Zelanda, İtalya ve Fransa’nın da Çin’in liderliğindeki Asya Altyapı Yatırım Bankası’nı desteklediği biliniyor. ABD, müttefiklerinin Asya Altyapı Yatırım Bankası’na yönelmemesi için bir süredir yoğun çalışmalarını yürütüyordu. Asya Altyapı Yatırım Bankası’nın henüz 30’dan fazla üyesi bulunuyor.


Gizli bir güç merkezi ve kendisinden mecbur olmadıkça pek de söz ettirmeyen Rusya ise ülkenin ileri gelenlerinin dışarıdaki Rus ulusal sermayesini ülkeye getirmeleri için çağrıda bulundu. Moskova’da düzenlenen bir kongrede konuşan Vladimir Putin, Rus ulusal sermayesinin ülkeye dönüşünü önlemeye yönelik girişimler olduğunu söyledi. Putin, uygulanan yaptırımlar çerçevesinde para transferlerinin engelleme riski bulunduğunu söyledi. Geçtiğimiz yıl Rusya’dan rekor düzeyde, 151.5 milyar dolarlık sermaye çıkışı olduğu bildirilirken, yurtdışından gelecek olan varlıklar için vergiden muafiyet içeren “Sermaye affı” yasa tasarısı öneriliyor.

Öyle görünüyor ki ekonomideki daimi dar bant iniş çıkışlarına alıştırılmış olan yorumlayıcılar bile bir tedirginlik içinde ve süreci yöneten birçok faktörde aynı tedirginliği yaşıyor. Bu sefer daha da farklı bir tedirginlik var ve bu diğerleri gibi değil!..

Önceki süreçlerde oyun kurucular hiç tedirgin olmamışken bu sefer oyun belirleyiciler bile tedirgin görünüyor!.. Görünüşte zaten bilindik iniş çıkışlar yaşanırken bu zaten yaşanılanları belirleyenler niçin tedirgin diye de sorabiliriz. Olayı kavramış gibi görünenler ise süreci devam ettirme adına tek kutbu terk edip çift kutba odaklanmaktadır. Sistem değişikliği öngörülüyor gibi. Direnenler var ve değiştirmek isteyenler var. Karar, verilmiş diye düşünüyoruz. Değişime direnenler bugüne kadar süreci uzattı ama bundan sonrasını nasıl devam ettirecekleri ise henüz belirsiz! Sistem değişikliğinin değer unsuru üzerinden olacağını düşünüyoruz. Değer sistemi değiştirilmek isteniyor olabilir ve bu köklü bir dönüşümdür.