Stratejik Karar ve Odaklanma

Neye odaklanırsak onu yaşamımızda var ediyoruz. Yaşamın içinde düşünce zincirlerinde bunun hiç farkında değiliz. Dahası, inanç sistemimizin farkında değilsek robot gibi yaşıyoruz demektir, ne yarattığımızı bilmeden…

iş hayatı dünyasi kariyer karar koçluk kişisel gelişim odak hedef

Farkında olalım ya da olmayalım başımıza gelen olaylar, yaşadığımız deneyimler, başarılarımız, kayıplarımız, hayal kırıklıklarımız, sevinçlerimiz, üzüntülerimiz her biri bizim odaklandığımız şeylerdir aslında.

Yaşamın içinde düşünce zincirlerinde bunun hiç farkında değiliz. Dahası inanç sistemimizin farkında değilsek robot gibi yaşıyoruz demektir ne yarattığımızı bilmeden. Sonra da başımıza gelenler için şikayet ediyoruz. Birilerini suçluyoruz ve başımıza gelenle kendi ilişkimiz olup olmadığına bakmıyoruz.

Her şey bir plan dahilinde olmakta şüphesiz. Eğer inanç sistemimiz devredeyse odaklanmamızla ilgili ne bir farkındalık geliştirebiliriz nede yaşam döngümüzde değişim yaşayabiliriz. İnançlar kontratlar gibidir. Bir yeni kontrat devreye girene kadar eskisi hükmünü sürdürür.

Neye inanıyoruz?

Peki nedir bu inançlar? Öncelikle kendimize ve yapabilirliklerimize inanmıyoruz. Her şey bizim dışımızda oluşmakta ve iyi şeylerin başımıza tesadüfen, şans eseri gelmekte olduğuna inanıyoruz. Kötü şeyler için ise kötü kader deyip geçiyoruz. Hiç ne düşündüğümüze, neye odaklandığımıza bakmıyoruz. Düşüncelerimizin bir manyetik alan yarattığını, çekim yasası nedeniyle de ne düşünürsek onun gerçekleşeceğini aklımız almıyor. Somut olarak gördüğümüz şeylere daha kolay inanıyoruz da soyut kavramlar inançlarımızın ötesine geçiyor. Bilimsel verilere soyut da olsalar daha kolay inanıyoruz. Örneğin evlerimizde izlediğimiz televizyonda görüntü nasıl oluşuyor bunu somut olarak göremiyoruz , görüntünün olmasında yola çıkarak inanıyoruz. Ya da X ışınlarını veya röntgen ışınlarını da görmüyoruz ama onlara inanıyoruz. Çünkü bu işlemlerin sonucunda elimizde kanıt oluyor.

Düşüncelerimizin kanıtıysa yaşadığımız deneyimler, başımıza gelen olaylar da kanıt sayılırlar eğer ilişkilendirirsek. Örneğin çok kullanılan bir deyim vardır “korktuğun başına gelir” veya “ne ekersen onu biçersin” gibi. Bu deyimler insan deneyimlerinin yaşanmışlıklarından ortaya çıkmış söylemlerdir. Demek ki yaşanan deneyimler genellendiğinde, olan oluşumların insanla ilişkisi anlaşılmış durumda. Bir diğer örnekte de, bir şeyi tüm kalbimizle istediğimizde olur ve bunun olacağına inanırız değil mi? İşte bu inancımızın altında da odaklanmak yatmaktadır.

Karar verirken isteğimize odaklanmak…

Öyleyse yapmamız gereken gerçekten ne istediğimize karar vermek ve onu hedefleyerek odaklanmak. Düşüncenin yaratacağı manyetik alan bizi her geçen gün hedefimize yaklaştırır. Yeter ki vazgeçmeyelim, yeter ki istediğimiz şeyi odağımızdan çıkarmayalım.

Bunu daha iyi anlamak için yaşamınızda küçük deneyler yapabiliriz. Örneğin bir şey aradığınızda onu aramak için odaklandığınızda o şey hiç beklenmedik şekilde önünüze gelir. Ya da bir şey satın almak istediğinizde mutlaka istediğiniz şeye ulaşırsınız. Bunlar tesadüf değildir, kendiliğinden oluşmaz. Sizin odaklanmanız sonucunda oluşur. Odağınızdan çıkarın, bakın, etki ve oluşum nasıl dağılıyor, tespit edebilirsiniz.

img01Şimdi eğer gerçekten odaklanarak yarattığınız çekim gücünüze inanmaya başladıysanız o zaman bakın bakalım odağınızda ne var? Kendinize mi yoksa dışınızdakilere mi odaklanıyorsunuz? Neye odaklanıyorsanız yaşarken korkuya mı? Sevgiye mi? Zihninizin kalıplarına mı? Ruhunuzun özgürlüğüne mi? Ne görüyorsunuz baktığınızda? Gördükleriniz odaklandıklarınızdır. Odaklandıklarınızı yaşarsınız. Yaşamınızın değişmesini gerçekten istiyorsanız öncelikle kendinizin sorumluluğunu almanız ve olanı olduğu gibi kabul etmeniz gerekir. Ondan sonra odağınıza neyi koyacağınıza karar verin. Düşüncelerinizi, zihninizi izleyin. Zihniniz mi sizi kontrol ediyor yoksa siz mi zihninizi, düşüncelerinizi kontrol ediyorsunuz? Sevgiye odaklanırsanız sevgiyi yaşarsınız, nefrete odaklanırsanız nefreti deneyimlersiniz, barışa odaklanırsanız barış içinde yaşarsınız.


Bizler kocaman bir bütünüz. Her birimizin davranışları bütünün oluşumunda rol oynamaktadır. Bu nedenle de neye odaklandığımız çok önemli. Örneğin dış dünyaya odaklanıp orada yaşanan olumsuzlukların bizimde başımıza geleceği endişesi yaşarsak, eninde sonunda düşlediğimiz endişeyi hayatımıza çekeriz. Bu durum sadece bizim hayatımızı etkilemekle kalmaz aynı zamanda da dışımızdaki olumsuz alana da katılarak destek vermiş oluruz. Tam tersine dışarıdaki olumsuzluğu kabul edip kendi sorumluluklarımıza odaklandığımızda hem kendi yaşamımıza hem de dünyaya olumlu katkılarımız olur.

Büyük değişim kendinize odaklanmakla başlar, daha sonra gerçeğinize uygun olan doğru odaklanma sizi hedeflerinizle buluşturur. Fark edelim, fark ettirelim.