Sizi Uyutabilir miyim?

Medyada yer alan sansür, engellemeler insanların siyasetten uzaklaşmasına neden olup, uyutulmasına mı neden oluyor?

sizi televizyon izliyor güzel kadın uyutabilir miyiz?

Sizi uyutabilir miyim Türkiye’m?

Şu an yoğun siyasi gündemin içerisinde olduğumuz kesin… Bir yanda 301 madencinin hayatını kaybettiğini Soma faciasının yıl dönümü, diğer yanda seçimler… Miting meydanlarında yapılanlar ise cabası… Kimin Başbakan, kimin Cumhurbaşkanı olduğunu unuttuğumuz bir seçime gidiyoruz. Diğer yanda HDP gibi Türkiye çapında tanınan bir partinin, tanınan bir lideri Selahattin Demirtaş’ın evine giden polislerin Demirtaş’ın evini arama isteği, “sehven” yapıldığı… Diğer yanda 4 savcı ve 1 hakimin meslekten ihraç edilmesi…

Başka bir tarafta bir zamanların padişahı, kralı, başkanı, kahramanı, ağası, paşası Kenan Evren’in gözlerini hayata yumması; ömrü boyunca tiyatrolarında hicvi ustalıkla kullanan, yıllarca muhalif ses olan büyük sanatçı Zeki Alasya hakkında “cenazesinin camiden kaldırılmaması düşüncesi”; MHP Milletvekili Meral Akşener hakkında ortaya atılan çirkin provokasyon olan kaset iddiası; Bülent Arınç’ın partisi hakkında muhalif davranış sergilemesi ve yaptığı açıklamaları; liderlerin meydanlarda birbirine hakarete varan açıklamaları; yine partiler arasındaki “yok mu arttıran” sloganına yönelik asgari maaş konusundaki ortaya attıkları düşünceler… Gündemi meşgul eden daha nice konu; ancak artık siyasileri eleştirmenin çokta anlamı yok. Çünkü, bu dönemde eleştirmek çok kişiye hayır getirmiyor! Ya da bir anlamda engellemeler… Medyada da oluşan sansür, insanların bu konular hakkında yazmasını engelliyor! Dergimizin bu ayki kapak konusu da medyada olup biteni eleştirel bakış açısı ile değerlendirilmesiydi… O yüzden, kalbur üssü insanları eleştirmek doğru değil! Bunları yazarak kimsenin kafasını bulandırmayalım şimdi! İnsanların bunlara kafa yormasına da bir de ben engel olayım. Düşünmeyin ey halkım! Size, ben de durun medyadan bahsedeyim biraz…

Günümüzün medya durumunu inceleyecek olursak; reklamlar, diziler kadar kendini izletir oldu… 2-3 yıl öncesine kadar kanal değiştiren bizlerin bir kısmı, artık zevk alarak izler oldu. Son zamanlarda gerçekten yaratıcı diyebileceğimiz reklamları da görebiliyoruz. Bu konuda başı çeken firmalar oldukça fazla; kendini izletmesinin yanında, merak uyandırıyor, duygulandırabiliyor, güldürebiliyor ve insanların o ürünü almasını sağlıyor. Algıda seçicilik doğru kullanılıyor, ince mesajlar iyi veriliyor. Bazen bilinen bir yüz, halkın sevgi ve güvenini kazanan bir ünlü isim oluyor; bazen de bu ünlü isim bizden’miş’ gibi gösteriliyor!

Hülya Avşar’ın kızı ile ekranların karşısına çıktığı “annaa” reklamı…

sizi hülya avşar sizi zehra çilingiroğlu sizi anneaKızı Zehra ile kamera karşısına geçen Avşar, burada Ankara’da deniz olmamasına dikkat çekerek reklamını yaptığı yaptığı firmanın Ankara’nın bu semtini daha çekici hale getirdiğine vurguda bulunuyor. Ankara’daki deniz eksiğini bu sayede tamamlanacağını anlatıyor reklam filminde. kızı Zehra’ya üniversite konusunda da Ankara’yı yazması için ısrarcı davranıyor. Reklam karelerinde ise Zehra da “Ankara mı; orda deniz yok annaa!” diyerek kendine has konuşmasıyla annesinin fikrini beğenmediğini, kendi düşüncesine uymadığını söylüyor. Avşar da buna cevaben firmayı anlatarak bu eksiğin kapandığını ve orayı tercih etmesini üsteliyor…


Bu anlattıklarım sizi uyutmaya yeter mi bilemiyorum!..

*

Not: Bu yazıya; kalemleri, düşünceleri, fikirleri ile katkıda bulunan arkadaşlarım Meliha Manavoğlu ve Sibel Zengin’e katkılarından dolayı teşekkür ederim…


 

PAYLAŞ
Önceki yazıThe Dave Brubeck Quartet: Time Out
Sonraki yazıÖdünç Hatalar

Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…