Koalisyon Yolunda Milliyetçi Hareket

7 Haziran 2015 Genel Seçim sonuçları ile birlikte Türk Yargısı bağımsızlaşacak mı, İç Güvenlik Yasası kaldırılacak, çevresel sorunlar çözülüp nükleer enerjiden vazgeçilecek mi? Basın üzerindeki iktidar baskısı sona mı erecek? 4+4+4 eğitim sisteminden geri dönülüp, laiklik öncelik kazanacak mı?

Kadın haklarına darbe olan imam nikahının meşruluğu, kadın cinayetlerindeki ceza indirimleri, türban konusundaki mahalle baskıları bitecek mi? İşçi haklarında ve güvenliğinde, iş barışında, yandaş kayırmada, sermayenin el değiştirmesinde mevcut anlayış değişecek mi? Gezi Parkı Direnişi’nde halkın isteğini okuyamayan zihniyetin, Balyoz ve Ergenekon gibi hayali davaların savcılığını üstlenmesi, insanları yıllarca cezaevlerinde tutması sona erecek mi? Sanmıyorum!

koalisyon devlet bahçeli mhp akp koalisyonu 7 haziran koalisyon 2015 genel seçimleri seçim sonuçları koalisyon

HDP’nin seçim barajını geçmesi, iktidar partisinin tek başına hükümet kuramayacak olması, bu ikiliyi ortak etmeyecektir. AK Parti’nin Yeni Türkiye vizyonunda önünün kesildiğini düşünmek biraz saflık olacaktır! Toplumu ikiye bölen bir siyaset anlayışına sahip olan iktidar partisinin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kaybetmesi, olası bir koalisyon ile HDP’nin AKP tarafından düşünülmeyeceğini göstermektedir. Başkanlık yolunda ilerleyen Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ve AKP’nin yeni yol arkadaşının Devlet Bahçeli olacağını düşünmek için kahin olmaya gerek yok. Seçim sonuçlarının açıklanması ile birlikte Devlet Bahçeli verdiği demeçlerde ilk uzlaşma adımını atmıştır!

Devlet Bahçeli, “Uyumlu bir koalisyon olması lazım. AKP çözüm sürecini sürdürmüştür, koalisyon HDP ve AKP arasında olmalıdır. İkinci model olarak AKP-CHP-HDP’yi bir araya getirebilirsiniz” dedi. Böyle bir koalisyon içinde Meclis’te denetimi üstlenecek bir ana muhalefet görevi almaya hazır olduklarını belirten Bahçeli, “Türkiye’yi AKP’nin azınlığına mahkum etmeye kimsenin hakkı yoktur. Olursa, ne zaman olursa erken seçim olur.” Bahçeli’nin bu önerisinin ardında yatan ise çözümsüzlüğü gösterip, teklifin AKP’den gelmesini beklediğinin gerçekliğini ortaya koymaktır. AKP’nin Kürt Çözüm Süreci’ni sürüncemede bırakma siyasetinden dolayı HDP’nin barajı geçmesi, arkasında PKK gibi silahlı bir gücün bulunması ve asıl ortağın Abdullah Öcalan olması, kurulacak koalisyon hükümetini olanaksız duruma getirmektedir. CHP’nin yolsuzluk, yargı ve özgürlükler üzerindeki siyasetinden dolayı Ana muhalefeti sürdüreceği görünmektedir. Emperyalist Batı ülkelerinin ve Kemal Derviş’in her ne kadar merkez sol ve Merkez sağ koalisyonunu Türkiye için uygun görmesi; Başkanlık yolundan geri dönmek olacaktır ki, bunu düşünmek bile olanaksızdır.

İran İslam Devrim Muhafızları, Şah’ın devrilmesinden sonra Ayetullah Humeyni’nin emriyle 5 Mayıs 1979 tarihinde kuruldu. İran Anayasası’na göre asli görevleri arasında iç düzenin sağlanması, devrimin korunması ve sapkınlığın önlenmesi bulunmaktadır. Kendisine bağlı resmi olmayan birimler ile muhalifleri bastırmakta baş rolü üstlenerek, toplum üzerinde iktidarın baskısını hissettirmektedir. Sokakta, evde, toplumun tüm sosyal ve çalışma hayatında İslami kuralların uygulamasını kontrol altında tutarak, kendisine verilen yetkilerle, gerektiğinde hukuksuz ve insan haklarına aykırı olarak cezalandırma uygulamasında da bulunmaktadır. Muhafızların alkol, İslami yaşam karşıtı tutumlar, kadınların araba kullanması, İslami örtünme kuralları yaptığı kontroller arasındadır.

Milliyetçi Hareket Partisi, 2010 yılında Üniversitelerde “türban özgürlüğü” konusunda AKP’ye destek verirken, düzenlemenin diğer öğretim kurumlarında uygulanmayacağı konusunda hükümetten söz aldıklarını, aksi durumda hukukun buna izin vermeyeceğini; Mart 2012, TBMM Genel Kurulu’nda “4+4+4” eğitim sistemi olarak bilinen ‘İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 9. Maddesi ‘Kur’an-ı Kerim ve Hazreti Muhammed’in Hayatı’ derslerinin seçmeli olarak okutulmasına; 2013 Mayıs, ‘Alkol düzenlemesini içeren Torba Yasa’ yetişecek olan yeni nesli korumak düşüncesiyle onaylanması gibi eğitimi, sosyal yaşamı ilgilendiren konularda iktidardan desteğini esirgemeyerek ‘Koltuk Değneği’ görevini üstlendi. Günümüzde sıklıkla eleştirdiği Suriye politikası için 2013 Ekim ayında, hükümetin ‘Tezkere yalnızca Suriye’ye askeri müdahale ile sınırlı olmayacak, Kuzey Irak Yönetimi ve Peşmergeleri de kapsayacak’ söylemi ile ‘Türk Askerinin yabancı ülke topraklarına girmesi’ ile ilgili teskereye de onay verdi.

[quote]MHP, İktidar’ın koltuk değneği rolünü üstlendiğinden dolayı, bugün türban, anaokullarına kadar iniyor; tüm eğitim kurumları İmam Hatipleşerek, laik öğretim sonlandırılıyor. Tüm muhalifler alkolik olarak suçlanıyor, deri pantolon, eldivenlerle tesettürlü kadınları taciz ediyor (!) Tezkere, Süleyman Şah Türbesi’nin yerinden alınıp, kaçılmasından başka neye yaradı? Kuzey Irak, Kobani ve Güneydoğu Anadolu sınırları Kürt Devleti’ne doğru hızlı adım yürümektedir.[/quote]

koalisyon hükümeti seçim bahçeli erdoğan akp mhp koalisyon

7 Haziran 2015 Genel Seçimleri’nin sonucunda Türkiye’nin hükümet şekli koalisyon olacağı görülmektedir. HDP’nin parti olarak seçimlerde barajı geçmesi AKP için sorun yaratsa da ortaklık için uygun görülmemektedir. “Ne Kürt sorunu ya!” söyleminin altındaki esrar, iktidarın B Planı’nda gizlidir. Kürt sorunu çözümsüzlüğe doğru giderken, bir zamanlar “Komünistler Moskova’ya” nidaları ile solcu avına çıkan zihniyetin değişmediğini göreceğiz. MHP, İktidar’ın fedailiğine soyunurken, radikal dinciliği, katı milliyetçilikle yoğurarak Türkiye için seçenek oluşturmadığını göstermektedir. Her devrimin muhafızlara ihtiyacı vardır. MHP, kendine bu görevi uygun görecek midir?

 

PAYLAŞ
Önceki yazıDemokrasi Sınavında Türkiye’de Seçim
Sonraki yazıTürkiye Dış Politikası’nda İslam Unsuru
Hayat, sadece biyografik bilgilerimizin çoğalması için yaşadığımız anlardan ve kariyer için oluşturduğumuz '' CV'' lerden ibaret değil diye düşünüyorum. 2010 Yılında bir suçtan dolayı 6 ay kadar tutuklu kaldım ve yaşamın anlamını 180 gün boyunca sorguladım, tutsaklığın dört duvarla sınırlı olmadığını öğrendim, düşünce sistemimde ve yazdıklarımda sınırlama olmamasına ve herhangi bir konuyu tabu olarak kabul etmemeye çalışıyorum. Bu büyük bir mücadele, gelişim, dönüşüm uzun bir yol ve bu yola gönüllü çıktım.