Doğu’da Görev Yapan İdealist Bir Öğretmen Ne İster?

Ben Kuzey Irak sınırına 400 metre uzaklıkta bir köyden yazıyorum sizlere.

Buraya yeni atandım. Daha önce Ankara’da çeşitli özel okullarda Fen Bilimleri ve Teknoloji öğretmenliği yaptıktan sonra buraya atanınca insan sanki tüm deneyimlerini unutmuş gibi oluyor. Nerede o Başkentteki bilim meraklısı öğrencilerim diyorsunuz. Burada ki çocuklar Kürtçeye alışmış Türkçe anlamıyorlar dolayısıyla onlara Fen Bilimlerini anlatmak, sevdirmek çok zor.

doğuda eğitim doğu eğitim köy okulu eğitim

Çocuğun gittiği en uzak yer Şırnak şehir merkezi. Bu ve benzeri sebeplerden ötürü bu çocukların ufkunu açmak için hayatta dağlardaki yaşamlardan farklı merak edilmesi gereken şeyler olduğunu göstermek gerekiyor.

Çocukların dağa çıkmalarını önleyip dünyaya başka bir açıdan bakmalarını sağlamak ve onlara yıldızları göstermek için öğrencilerime bir Teleskop istiyorum. Birileri onları; araştırmaya, okumaya ve ilme özendirmeli ve başka şeylerden uzak durmalarını sağlamalı.


Eğitim politikalarının değiştirilmemesi yönünde gerekli tedbirler alınırsa, hedeflere ulaşmak daha kolay olacaktır. Ancak, bizim eğitim sistemimiz, sürekli değişen eğitim politikaları nedeniyle, ulaşılmak istenen amaçlardan giderek uzaklaşmaktadır/uzaklaştırılmaktadır.

Yapılması gereken değişiklikler o kadar çok ki sistemde sürekli oynama söz konusu oluyor ve yeni uygulamalarda süreklilik sağlanamadığı için başarılı sonuçlar alınamıyor. Sonuç olarak Türkiye siyasi tarihinde iktidara gelen hemen hemen her parti ilk hedef olarak kendi ideolojisini topluma empoze etmeyi tercih etmiştir. Bu yönde gerçekleştirecekleri çalışmalara  da en kolay “eğitim” yoluyla ulaşabilmektedirler. Durum böyle olunca Türk Eğitim sistemi üzerinde “düzeltme amaçlı”  süreklilik arz eden bir çalışma ola gelmiştir. Tıpkı belediye seçimlerinde yeni seçilen partinin önceki partinin yaptığı yolları bozarak tekrardan yol yapması gibi.

Tüm bunlara bağlı olarak ortaya çıkan eğitim sorunu, çözüme kavuşacağı yere gün geçtikçe kangren olmuş bir yara gibi daha da kötüye gitmektedir. Tüm bu süreçlere bağlı olarak öğrenci ve okul arasındaki ilişki kopma noktasına gelmiştir. Bu olumsuz hava, eğitim masraflarının dağılımına da etki etmiştir. Bu durum ortaya bölgeler arasında pozitif ayrımcılığı ortaya çıkarmıştır. İktidara gelen her siyasi parti, eğitim sistemiyle çok fazla oynamadan eşitlikçi bir yapı oluşturmalıdır. Böylece oluşturulacak bu eşitlikçi yapı; doğudan batıya, kuzeyden güneye her bölgedeki çocukları okula, araştırmaya, ilme çekmeyi başarabilecektir.