Cumhuriyet Tam Biletin Yarısıdır

Cumhuriyet’in ilk yılları… Hepsi heyecanlı bu gençlerin çünkü Cumhuriyet ne demek biliyor… Adamlar okuyor, öğreniyor yeni bir dünya var etraflarında tanıyorlar! Adamlar okuyorlar…

cumhuriyet karaköy tramvay durağı aydın okur yazar cumhuriyet dönemi türkiye istanbul

Cumhuriyet’in öncesi Türkiye sınırlarında tramvay işletme hakkı Belçikalı bir firmaya aittir. Cumhuriyet’in ilanından sonra bu firmalarla yeniden anlaşma yapılması kararı alınır. Eski dönem bitmiştir, zaman; yeni ve güçlü Türkiye’nin zamanıdır. Türkiye Cumhuriyeti bütün yabancı firmalar ile yeni şartnameler imzalama kararı alır. Şartnamelerde ya öne sürülen istekler kabul edilecek ya da bu firmalar Türkiye sınırlarından çekilip gideceklerdir, şartlarda esneme gibi bir durum söz konusu dahi değildir.

Belçikalı şirket önüne de bu şartnamelerden biri konur. Şartnamenin önemli maddelerinden birisi; tramvaya binen öğrencilerin her birinin tam bilet fiyatının yarısı kadar ödeyeceğidir. Belçikalı şirket şartnameyi imzalar. Şartnamede bulunan imzanın anlamı; yazılı olan bütün şartlar kabul edildi ve uygulamaya konulacak demektir. 

Anlaşma imzalanmasına rağmen yeni uygulamaya geçilmez ve tramvayda çalışan görevliler bu şartları tanımaz. Ancak gençlerin her biri birer Cumhuriyet öğrencisidir ve bu öğrenciler haklarını bilmektedir.

cumhuriyet dönemi tramvay ulaşım taksim tünel istiklal caddesi cumhuriyet

Yapılan haksızlığa sinirlenen öğrenciler her tramvaya binme aşamasında bir gerginlik yaşamaktadır. Cumhuriyet’in onlara verdiği hakkı Belçikalı şirket ihlal etmektedir. Öğrenci adam işte; gözü kara, haksızlığa tahammülü yok… Üstelik Cumhuriyet’in ilk yılları… Hepsi heyecanlı bu gençlerin çünkü Cumhuriyet ne demek biliyor… Adamlar okuyor, öğreniyor yeni bir dünya var etraflarında tanıyorlar! Adamlar okuyorlar…

O dönem tramvaylarda tam bilet 80 para, yani öğrenci adamın vermesi gereken 40 para. Tam biletin yarısı kadar… Şimdilerde 40 paralık adam diye bilip bilmeden kullanılan o söz işte buradan gelir.

40 paralık adam… Ama nasıl adam!…

Durumu kontrol altına alınamaz her gün daha büyük olaylar yaşanılmaya başlanır. Hiçbir şekilde imzaladığı şartnameye uymayan Belçikalı şirketin görevlileri İstanbul Emniyet Müdürlüğü‘ne giderler, o dönem Sansaryan Han İstanbul Emniyet Müdürlüğü olarak kullanılmaktadır. Amaçları öğrencileri şikayet etmek. Hem suçlu hem güçlü bu dönemin tanımı olsa gerek…  Görevliler öğrencilerin huzuru bozduğunu iddia eder ve emniyet müdürlüğü bu şikayeti kabul ederek Belçikalı şirkette çalışan görevlilerin isteklerini yerine getirir.

İstek; her tramvayda bir güvenlik görevlisi olmasıdır. Bu olayları son hadde getiren uygulama olacaktır.

Tarih; 15 Kasım 1924, öğrenciler Cumhuriyet tarihinin ilk eylemini yapacaktır. Eylem dediysem; haklarının verilmesini talep edeceklerdir. Öğrenci kimliklerinin kendilerine verdiği hakkı kullanmakta kararlı olan gençler, kendilerine tanınan hakkı almaya kararlıdır. Eylem planı ise; bütün öğrenciler duraklardan tramvaya binecek, öğrenci kimliğini göstererek görevliye 40 para verecektir.

Bu adamlar öğrenci, üniversiteli hatta ve hatta yeni Cumhuriyetli. O ateşle tabii ki arayacaklar haklarını. Bu hakları almak için canını vermedi mi bir milletin yarısından fazlası… 

Harbiye durağına gelir sıra. Tramvayın kapıları açılır. Öğrenciler biner… Öğrenciler kimliklerini gösterir, 3 tıp öğrencisi 40 para uzatırlar fazlasını değil. Uzlaşma yok çünkü bu verilen bir hak ve görevliler göz göre göre bu hakkı gasp ediyorlar. Bir nevi Cumhuriyet’e saygısızlık ediyorlar. Kabul edilemez!

Tramvayda 3 öğrenci ve görevli arasında bir hararet … Herkesin sesi yüksek… Öğrenci hakkını istiyor, sadece haklarını! Birden tramvay durur. Belçikalı şirketin çalışanları o sırada tramvay raylarında olan bir sorunu çözmeye çalışıyorlardır. Yetkililer, işçiler hepsi orada… Tramvay içinde olan hareketlilik işçilerinde dikkatini çeker. Ardından tramvay görevlisi kapıları açar bütün öğrencileri aşağı indirir ve öğrenciler; işçiler, tramvay görevlileri ve şirket görevlileri tarafından dövülmeye başlar.

İki el ateş sesi duyulur. Kalabalık koşarak dağılır.

Tramvay yanında iki cansız beden, iki güzel tıp öğrencisi! Elinde silah tutan bir güvenlik görevlisi!..

Olay Ankara’da duyulur ve büyük bir sessizlik hakim olur şehirde. Hemen soruşturma başlatılır ve Belçikalı şirketin işletim hakları elinden alınır. İstanbul’dan tramvaylar kaldırılır ancak öğrenciler haklarını almışlardır. Cumhuriyet’i yaşama hakkını tekrardan kazanmışlardır.

Yani; Cumhuriyet demek tam biletin yarısı demektir!

 

Önceki yazıYetişkinlere Boyama Kitabı Terapisi
Sonraki yazıSusanna Tamaro: Yüreğinin Götürdüğü Yere Git
Hava soğuktur sanırım, malum Eskişehir Aralığı… 90’ların başında 28 Aralık gecesi doğdum. Hayata gözlerimi açtığım dakikalarda dışarıda etrafın bembeyaz olduğuna neredeyse eminim. Sonra eğitimci aile ile gezmeye başladığım bir dönem içine girdim. Akdeniz’den başlayan Marmara’da son bulan bir sefer. Hayatımda birçok şeyin değiştiği eğitim dönemi; Lise ve Üniversite oldu benim için. Yalova Anadolu Lisesi ardından Eskişehir Anadolu Üniversitesi. Yazmakla çok ilişkilendirilemeyecek bir bölüm okudum; Çalışma Ekonomisi ve Endüstriyel İlişkiler… Şimdi İstanbul maceram başladı. Biraz heyecanlı, biraz tarih kokulu… Yazmaya olan hevesim ne zaman başladı bilmiyorum; ama uzun süre devam edeceği kesin. Henüz hayatımın ilk çeyreği benim için. Belki anlam veremeyeceksiniz fakat inanıyorum ki güzel kitapların, müziklerin ve filmlerin dünyayı güzelleştirdiğine inanıyorum. Hatta bir adım ötesine giderek iyi insanların eserleri olduğuna yemin edebilirim…