Ver 400’ü Kurtul!

7 Haziran’dan önce 400 milletvekili istenmiş ve bu işin çözülmesi beklenmişti. Hangi iş bu? Başkanlık… Peki bundan sonra halk, erken seçimde 400’ü verebilir mi?

400 milletvekili vekil 400

Ver 400’ü Kurtul!

Ne güzel söylüyor aslında…

“400’ü verin, huzur içinde çözülsün bu iş!”

7 Haziran Genel Seçimleri’nden önce miting meydanları teker teker dolaşılıp bu ifade kullanılmıştı.

Peki 400 milletvekilini vermek bu kadar kolay mı?

Başbakan Ahmet Davutoğlu da sayı belirtmeyerek kendisi de başkanlık sistemini savunmuştu…

Mesaj netti her iki liderden de… Neydi o mesaj?

“Cumhurbaşkanı’nı da halk seçti, bizi de… Ülke çift başlılık ile yönetiliyor! O yüzden iktidarda bir ipte iki cambaz oynamaz. Bu ülkeye başkanlık gelmesi gerekiyor!”

Peki gelsin gelsin de, başkanlık gelirse Sayın Davutoğlu mu başkan olacak ki kendisi başkanlığı savunuyor, istiyor!

Tarafsızlık yemini edip, açılışlarda muhalefet liderleri; Kılıçdaroğlu, Bahçeli ve Demirtaş bir parti lideri gibi eleştirilmiş, onlara muhalefette bulunulmuştu. Kısacası Başbakan koltuğundaymış gibi eleştirilmeye devam edilmişti.

Seçim meydanlarında olmaması gereken, Çankaya Köşkü’nde oturması ve birleştirici, uzlaştırıcı bir üslupla taraflara, tarafsızca yaklaşılması gerekirken Beştepe’den meydanlara inilip parti lideri gibi davranıldı.

Başbakanlığı döneminde yaptığı, açılışlarına katıldığı yerleri överek, açıp meydanlarda gövde gösterisi yaptı ve milletten bir de isteği vardı…

Verin 400’ü bu iş çözülsün!..

Bunu isteyen Başbakan Ahmet Davutoğlu değil, ülkede tarafsızlık yemini etmiş biri olarak!..

Bu ifadesinden sonra bir cümle daha kurdu…

Neydi o cümle?

O cümle şöyleydi: “Parti ismi belirtmiyorum…”

Bu cümle ne kadar da ilginç değil mi? Meydanlarda Davutoğlu’nun karşısındaki siyasi rakipleri olan muhalefet liderleri sert bir dille eleştirilirken ‘parti ismi belirtmiyorum’ demek tuhaf değil mi?

images (1)Türk Milletinden 400 milletvekili isteniyor ama biz, 550 milletvekilini çoktan verdik zaten…

Aslında halk olarak çok ‘yüz’ vermedik mi değerli okurlar?

Gezi eylemleri sırasında hayatını kaybeden genç ‘yüz’leri,

Soma madeninde ölen 301 madenci ve onların arkalarında bıraktıkları yetim ‘yüz’leri,

Ermenek’te hayatını kaybeden 18 madenci ve onların geride bıraktıkları yetim ‘yüz’leri,

2004 yılındaki Sakarya-Pamukova’da tren kazasında hayatını kaybeden 41 ‘yüz’ü,

Ergenekon Davası’nda, Ergenekon’un para kasası olduğu iddia edilen, kanserden hayatını kaybeden Kuddusi Okkır’ın son ‘yüz’ünü,

Yine Ergenekon’da dava kapsamı içerisinde adı geçen, kanserden hayatını kaybetmeden önceki Türkan Saylan Hoca’nın evinin camından el sallarken ki ‘yüz’ünü,images (2)

2002’den itibaren artan şehitlerimizin ‘yüz’lerini,

“Aldatılmışız” ve “Ne istediniz de vermedik?” dediğiniz ‘yüz’leri,

Bu ‘yüz’leri topladığınızda zaten dört ‘yüz’ü çoktan aştık! Biz aslında çok ‘yüz’ verdik bakıldığında…

Bu yüzden unutulmamalıdır ki; önümüzdeki seçimde de bu halk sandık başında oy verirken size çok ‘yüz’ verdiğini muhakkak hatırlayacak, hatırlatacaktır!..

 

PAYLAŞ
Önceki yazıBilinçlenme: Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri
Sonraki yazıDüşünsel İnovasyon
Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…