Gelecek Kaygısı ve Altın Varaklı Koltuk

20 senelik yırtık pırtık kanepesinde oturarak saraydaki altın varaklı koltuğun gerekliliğini savunan vatandaş, huzurlu ve mutluydu. Çünkü artık Cumhurbaşkanının Brunei Sultanı’nın altın varaklı koltuğuna eş değer bir koltukta oturduğunu biliyordu. Ödenmemiş faturalar, kredi borcu ve geciken ev kirasına karşın gelecek kaygısı yoktu. Çünkü biliyordu ki köprüler yapılıyordu hiç geçmeyeceği, hava alanları yapılıyordu hiç uçmayacağı…

erdoğan merkel altın varaklı koltuk gelecek kaygısı

İyi, güzel de bir kısım çıkarcının istismar ettiği, bir kısım hainin nefret ettiği, çoğunluğun ise gönülden sevdiği, hani bu ülkenin kurucusu Atatürk var ya, o niye haritadan yerini bile bulamayacağımız ama ülkenin sultanının sarayında bulunduğunu bildiğimiz altın varaklı koltuk konusuna falan kafa yormamıştı? Düşmanla savaşmakla, devrimlerle, yeniliklerle ve çağdaşlaşmayla insan ömrü için kısa sayılacak yaşamını bitiren Atatürk, görünen o ki altın varaklı koltuk konusunu ihmal etmişti.

Ağlanacak halimize bir miktar güldükten sonra şakayı bir yana koyup biraz düşünelim. Gelecek için yapıldığı söylense de iş hesap kitaba dökülünce israf gibi görünen yatırımları tartışıyoruz. Kimi İstanbul için yapılan 3. boğaz köprüsü ve hava alanını vatana büyük hizmet olarak görürken kimi de hali hazırda ikişer tane boğaz köprüsü ve hava alanı varken bir yenisini maddi külfetlerinden ve atıl olabileceklerinden dolayı birilerinin rantı olarak görüyor.

Atatürk’ün yaptıklarını incelediğimizde birçok adımın gelecek düşünerek atılmış olduğunu görürüz. Kadınların özgürlüklerini kazanması ve toplumun bir parçası olarak kabul görmesi, görsel modernleşme ve batılılaşma, bu adımların meyveleridir. Günümüze dönüp gelecek için planlananları gördüğümüzde ise pek iç açıcı şeylerle karşılaşamıyoruz. Çünkü kimileri için çıkar hep ön planda.

Dün hoca efendi hazretleri deyip öve öve bitiremedikleri, bugün terör örgütü lideri ilan edilebiliyor. Barış süreci dedikleri şey, iç savaşa dönüşebiliyor. Asgari ücret açlık sınırının altındayken, refah seviyemiz yüksek, gayrı safi milli hasıla şu kadar yükseldi denebiliyor. Hal böyleyken gelecek adına olumlu projeksiyon yapabilmek, pek mümkün olmuyor. Ancak neyse ki geçen gün gelen hükümet açıklaması ile içimiz biraz rahatladı. Altın varaklı koltuk, aslında Sultan Abdülaziz’in padişah tahtıymış! Bu sırrın çözülmesiyle ne kadar rahatladık değil mi? Gelecek kaygısı falan uçup gidiverdi.

 

14.03.1985 tarihinde Kadıköy'de dünyaya geldim. Kadıköy'de doğdum, Kadıköy'de büyüdüm. Yazma sevdası içime düşünce önce 2 roman yazdım, sonra da sinemaya dair yazılar yazmaya başladım. 2011'in başından beri bloğum cagrigirlangic.blogspot.com da 500'ü aşkın filme dair yazdım. Hala da devam ediyorum. Sonra metin yazarlığı yapmaya başladım ve yazarlık mesleğim haline geldi. Yazımına devam ettiğim Türk Sinema Tarihi Ansiklopedisi, emek ve zaman isteyen bir proje. Sabırla yazımına devam ediyorum. Bir sinema yazarı olarak yazmaya başladığım, sonrasında ise deneme, gündem, kritik, yaşam ve kişisel gelişim yazıları yazmaya başladığım İndigo Dergisi ise hem beni geliştiren, hem de bir parçası olmaktan haz aldığım yer.