Ölüm Galoş Giyer mi?

“Evimize 4 polis ayakkabılarıyla girdi. Kızımı vuran polise ‘galoş giyin’ dedik. Onlar da ‘giymeyiz’ dediler. Sonra silahı bize doğrulttu. Bir anda kızımı vurdular. Kızımı öldü zannettim…”

Dilek Doğan cinayeti ölüm polis emniyet adalet masum
Dilek Doğan

Adın yere batmaz mı ölüm? O neden öldü, bilen var mı? Gülüşü ciğerinden vurmak için hangi hain gerekçeler üretilebilir; hangi ağıt acıyı hafifletebilir ki?

Kuvvetli şüphe yasalarınız ve vur emirlerinizle ölüyor kızlarımız ve oğullarımız!

Kaldı işte; çayımız bardakta…
Çocukluğumuz sokaklarda…
Mutluluğumuz kursağımızda…
Sevdiklerimiz uzaklarda
Gülüşlerimiz fotoğraflarda…

Yusuf Hayaloğlu’nun dizelerinde yolcu etmek esmer bir umudu ve devletin karşısında çaresizliğimizle eğmek başımızı!..

Ne çok genç ölüm, ne çok acı, ne çok yeniliş! Bayraklara sarılan şehit ölümleri! Reddedilmenin yaftasını boynunda taşıyan, mezarını içinde hazır tutan ötekiler!..

Annelerin gözyaşlarını ayırabilir misin mezhebine, milliyetine göre? Sütün rengi her dilde beyaz değil mi? Umut ölmekte, yarın ölmekte ve kurşunu atan her silahı hep aynı el tutmakta. Anneleri kim ağlatıyor?

Bir sürek avıdır kentin sokaklarında yaşanan. Korkunun girdiği her sokak karanlığa gömülürdü; sessiz öfkelerin kustuğu nefret kuşatsa da insanları, bir şiir saklanmaktadır esmer gülüşlerin zulalarında.

Evimize 4 polis ayakkabılarıyla girdi. Kızımı vuran polise ‘galoş giyin’ dedik. Onlar da ‘giymeyiz’ dediler. Sonra silahı bize doğrulttu. Bir anda kızımı vurdular. Kızımı öldü zannettim. Polisler panikleyip dışarı kaçmaya başladılar. Evde kesinlikle bir çatışma olmadı. Kızımız vurulduktan sonra polislerle itiş kakış yaşadık. Benim beş tane çocuğum var. Dilek benim tek kızım…

Dilek hepimizin kızı olmalı ki, acıyı bal eylemek için bir nedenimiz olsun!

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün açıklamasına göre:

10.08.2015 tarihinde ABD Başkonsolosluğuna yönelik DHKP/C terör örgütü tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırının firari şüphelisi olan H.R.K. isimli şahsın yakalanabilmesi ve muhtemel başka bir silahlı eyleminin önlenebilmesi amacıyla 18.10.2015 günü 16 ayrı adrese eş zamanlı operasyon düzenlenmiştir.

Arama işleminin devam ettiği sırada aile fertlerinin çıkardıkları kargaşa ve aile fertlerinden olan M.D. isimli şahsın operasyon güvenliğini sağlamakla görevli personelin silahını elinden almaya çalışması esnasında yaşanan arbede sonucu ikamette bulunan D.D. isimli şahıs göğsüne isabet eden tek mermi girişiyle yaralanmıştır. Yaralı şahıs olay yerinde bulunanlar tarafından hastaneye intikal ettirilmiştir.

Söz konusu olay ile ilgili adli ve idari tahkikat başlatılmıştır.

Ülkenin Başbakanı konu ile ilgili tek cümlelik bir açıklama yaptı; “Yanlış bir uygulama varsa peşi bırakılmaz gereği yapılır” dedi. Tek cümlelik açıklamalara kurban veriyoruz çocukları!

Bu açıklama bildik aksiyonu beraberinde getirir. Gizlilik kararı! Oysa bir yasal mermi, Dilek kızın göğsünün ortasından girip, akciğerini delmiştir. Bu gizli değildir. Sabah 04.30’da şafaktan önce kapıyı çalan ölüm gizlenme gereği duymadı.

Bir ülkede neden şiddet kol gezer? Yorulmaz? Gelincik tarlalarını neden hep boranlar talan eder?

Boşanan kadınlar öldürülür, baklava çalan çocuklar, taş atan çocuklar tutuklanır ve tutukevlerinde ses geçirmeyen, kamerası olmayan “mavi odalarda” dövülür, tecavüz edilir…

Bu düzeni sürdürmek isteyen iktidarlar, insanları sürekli ötekileştirerek, kendi seçmen kitlesini ötekine karşı tahrik ederek, öfkenin yönünü masumiyete çevirirler.

Kısaca şiddet, yoksulluğun ortaya çıkardığı bir olgudur. Bizler, seçime giren partilerin ekonomik olarak ne önerdiğine baksak ne olacak, desteklesek ne olacak?


İnsanca bir yaşam sunabilecek kim var? Dilekleri yaşatmayı kim garanti edebiliyor ki?

Aynaya bakın güzel kardeşler! O aynada işlenen cinayetin zanlılarını göreceğiz. Korkma! Hepimiz seri katiller haline geldik. Suç ortaklığımız açığa çıktı!