Türkiye’de Kanlı Hesaplar mı Yapılıyor?

1 Kasım Genel Seçimleri yaklaşırken 10 Ekim’de Ankara’nın göbeğinde gerçekleşen, barış ve demokrasi mitinginde meydana gelen hain saldırılar sonucunda 97 vatandaşımız hayatını kaybederken 200’ün üzerinde vatandaşımız yaralandı. Buradan şehit vatandaşlarımızın ailelerine sabır, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.

Ne oldu da hükümet ile bölücü terör örgütü arasında 2,5 yıldır süren ateşkes sona erdi. Bu noktada 7 Haziran Genel Seçimleri bir milat oldu diyebilir miyiz?

bölücü terör örgütü genel seçimler hdp siyasi koalisyon seçim 7 haziran 1 kasım suruç ankara patlama

7 Haziran Genel Seçimleri

7 Haziran genel seçimlerine girerken HDP grubu bir karar alarak bağımsız olarak değil, yarışın içine parti grubu olarak girmeleri, bana göre bu seçimin kırılma noktası oldu. Zira seçim sonuçlarına baktığımızda MHP ve CHP beklentilere paralel oy alırken, en büyük sürprizi HDP %13 civarı oy alıp, meclise girmekle yaptı. Tabi böyle bir tablo karşısında AKP sandıktan %40 civarı oy almasına rağmen tek başına iktidar olamadı. Ne olduysa bu sonuçlardan sonra oldu. 2,5 yıldır süren ateşkes bozuldu. Ülkede hain terör saldırıları yeniden boy göstermeye başladı.

Kişisel Yorumum

Seçimlerden sonra tablo ortaya çıktığında hiçbir partinin tek başına iktidar olamayacağını ve hükümeti kurmakla görevlendirilecek ilk parti olacak olan AKP’nin ilk teklifi HDP grubuna götürerek, hükümeti birlikte kurmak isteyeceklerini düşünmüştüm. Bu düşünceye beni sevk eden;

  • Bölücü terör örgütü ile yapılan ateşkes sırasında AKP’nin HDP ile kurduğu diyalog.
  • Oslo görüşmeleri.
  • Hükümetin izini ile HDP grubundan temsilcilerin sık sık İmralı cezaevine yaptıkları ziyaretler.

Ancak AKP’nin koalisyon için görüşmelere başlamadan önce tüm siyasi partilerimiz ile koalisyon görüşmesi yapacağız HDP ile de yapacağız. Ancak HDP ile yapacağımız görüşme bir koalisyon görüşmesi değil bir ziyaret olacak diyerek, AKP’nin koalisyon için HDP’yi düşünmediğini açıklaması gerçekten beni şaşırttı.

İlk saldırılar ve olası komplo teorileri

Hükümet ile bölücü terör örgütü arasındaki ateşkes, 7 Haziran genel seçimlerinin ardından Suruç’ta meydana gelen saldırı ile son buldu. Çözüm süreci buzdolabına konarak, silahlar konuşmaya başladı. Bu noktada ateşkesin bozulmasına sebep olarak kamuoyunda oluşan 2 komplo teorisi mevcut. Bunlar;

  • AKP hiçbir siyasi parti ile koalisyon yapmak istemiyordu. Bu noktada ülkeyi erken seçime götürmek istiyordu. Ancak bu tablo ile seçime girmek AKP’ye tek başına iktidar getirmeyecek olup, bu nedenle HDP’yi saf dışı etmeleri gerekiyordu. Bunu da terör saldırılarını yeniden hortlatıp, HDP’yi kamuoyunun önüne atarak oylarını düşürmek ile yapacaklardı.
  • HDP grubu genel seçimlerin ardından AKP’nin kendileri ile koalisyon ortaklığı yapacağını düşünerek, ülke yönetiminde söz sahibi olmayı düşünüyordu. Böylece siyasi ideolojilerini gerçekleştirebilecek olup, silahları tamamen bırakabilirlerdi. Ancak AKP’nin koalisyon ortağı olarak HDP’yi düşünmemesi bölücü terör örgütü tarafında tam bir soğuk duş etkisi yarattı. Silahlar konuşmaya başladı.

Siyasi otorite boşluğu mu var?

Dün meydana gelen bu hain saldırı karşısında televizyonlarda birçok önemli şahsiyetin, ülkede bir siyasi otorite boşluğundan söz etmeleri akıl alır gibi değil. Bu ülke ne kadar seçim arifesinde olsa da tüm kurumları çalışmaya devam ediyor. Ayrıca tarafsızlığı ne kadar tartışılsa da bu ülkede halk iradesi ile seçilmiş, meşru bir cumhurbaşkanı var nasıl bir siyasi otorite boşluğundan söz edilebilir anlamak mümkün değil. Ancak bazı kurumlarda zafiyet olduğu oldukça açık, hani biraz daha zorlasalar MİT’in içinde patlatacaklarmış bombayı!

Bölücü terör örgütü Kürt halkının sesi olamaz

Bölücü terör örgütü eylemlerini, Kürt kökenli vatandaşlarımızın sözcüsü olma zemininde planlayıp gerçekleştiriyor. Ancak Kürt kökenli vatandaşlarımız da seslerini silahlar altında değil siyasi zeminde sürdürmek istediklerini HDP’yi meclise taşıyarak net bir şekilde dile getirdi. HDP, bölücü terör örgütü ile bırakın arasına mesafe koymayı, ilişkisini tamamen kesmeli ve halklarının sesini mecliste dile getirmelidir.

Ayrıca bir başka hassas noktamız ise Türkiye ile sorunu olan ve bunu diplomatik yollardan çözemeyen bazı devletlerin bölücü örgüt kartını kullanmaları. Yani bölücü örgüt bir nevi bir taşeron silah konumuna geldi. Kim parayı verir, kim onlara bağımsız bir devlet olma rüyası sunarsa bu örgüt onların sesi oluyor.

Umarım AKP gibi milletin tabanına inip, bu ülkenin önemli siyasi aktörlerinden biri olan partinin bölücü terör örgütünü kendi iktidarları için kullandıkları, bölücü terör örgütü kartını kullanarak HDP’yi meclis dışına itip kendi iktidarlarını güvence altına almak istedikleri iddiası bir komplo teorisinden ileri gitmez. Aksi takdirde ne tarih ne de millet bu hareketi asla affetmeyecektir.

Benim Komplo Teorim

Benim komplo teorim daha çok ekonomi ile ilgili. Şöyle ki Dünya’ yı yöneten bir sermaye grubunun var olduğunu biliyoruz. Bunlar gerek dünyada varlığı kabul edilen gerekse ismi açıklanmamış kişilerden oluşan bir grubun oluşturduğu ekonomi baronları.


Geçtiğimiz hafta nedensizce yükselen borsa ve serbest piyasada doların 3 TL’ nin altına gelmesi ekonomi baronlarını Türkiye’de bir operasyon yapmaya mı sevk etti dersiniz. Bölücü terör örgütü Ankara’ da ekonomi baronlarının sesi olmuş olabilir mi?

Sonuç olarak Türkiye’ de kanlı hesaplar yapılırken, bu tür hain saldırıların 1 Kasım seçimlerine kadar devam edeceğini millet olarak sağduyuyu elden bırakmadan dikkatli olmamız gerektiğini düşünüyorum.

BAŞIMIZ SAĞ OLSUN