Doğalgaz vs. Gerçekler

Doğalgaz vs. Gerçekler: Eğer bir ülke başka bir ülkenin egemenlik haklarını ihlal ediyorsa buna verilecek olan karşılık o ülkeyi yöneten hükümetin ve ona bağlı askeri kuvvetlerin tasarrufu altındadır. Bu konuda uluslararası hukuka saygı gösteren ve BM şartına imza koymuş tüm devletler hemfikirdir.

erdoğan putin dogalgaz enerji rusya türkiye ekonomi güvenlik ihlali

Türkiye herhangi bir dış politika meselesiyle ne zaman karşılaşsa hemen ülke içinde bir panik havası yaratılır, Türkiye’nin yarın savaşa gireceğinden tutun da tüm olumsuzluklar toplumun beynine televizyon ekranlarındaki sözde ‘analistler’ aracılığıyla güzelce kazınır. Bu korku perdesiyle gerçeklerin tam olarak ne manaya geldiği henüz anlaşılamadan türlü komplo teorileriyle halk istenen kıvama getirilir. Bu nedenle böyle bir olay karşısında sakin kalınarak geçmişteki birçok örnekte olduğu gibi haklıyken haksız durumuna düşülmemelidir. Türkiye’de bugün yaşadığımız uluslararası hukukun devletlere tanımış olduğu temel haklarından biri olan egemenlik hakkının ihlalidir. Bu noktada saniyelerin ya da dakikaların bir önemi yoktur. Eğer bir ülke başka bir ülkenin egemenlik haklarını ihlal ediyorsa buna verilecek olan karşılık o ülkeyi yöneten hükümetin ve ona bağlı askeri kuvvetlerin tasarrufu altındadır. Bu konuda uluslararası hukuka saygı gösteren ve BM şartına imza koymuş tüm devletler hemfikirdir.

Her ne kadar Soğuk Savaş sona ermiş olsa da uzunca bir süredir bölgede yeni Soğuk Savaş olarak tabir edilebilecek gelişmeler yaşanmaktadır. Rusya’nın Suriye’ye askeri olarak müdahil olmasıyla daha da net bir şekilde görülen bu çekişme, Türkiye’nin Rus jetlerine müdahalesiyle artık sıcak bir hale evrilmiştir. Ancak Türkiye’nin bugün yaşadığı, salt kendini ilgilendiren bir durum da değildir. Kore Savaşı’ndan bu yana ilk defa bir NATO üyesi ülke, Rusya’nın uçağını düşürmüştür. Bu nedenle Türkiye her ne kadar egemenlik hakları çerçevesinde haklı olsa da bu beklenmedik müdahale uluslararası alanda bir şaşkınlığa yol açmıştır. Bundan sonraki süreciyse başta ABD olmak üzere NATO’daki müttefiklerinin, Türkiye’nin egemenlik haklarını ne kadar savunacakları belirleyecektir.

Türkiye’nin Rus jetlerine müdahale sonrasında ülkede başlıca tartışılan konuysa iki ülke arasındaki ilişkilerin temel taşı mahiyetindeki doğalgaza ilişkin oldu. Acaba Türkiye’nin bu hamlesine karşılık Rusya da doğalgaz kartını oynayarak bir karşılık verir mi gibisinden birçok soru hemen hemen herkesin aklına geldi. Zira Türkiye’de elektrik üretiminden tutun da ısınmaya dek hemen hemen çoğu temel ihtiyacın kaynağı olan doğalgazın kesilmesi demek bir nevi ülkenin karanlığa gömülmesi anlamına geliyor. Ancak Rusya Enerji Bakanlığı’ndan yapılan açıklamayla şimdilik korkulan olmadı ve ülke topluca rahat bir nefes aldı.

Peki, Rusya gerçekten doğalgaz vanasını kapatabilir mi?

Bunu engelleyen güç ne? Her ne kadar Rusya’nın Türkiye karşı uygulayabileceği tek yaptırım bu olmasa da elindeki en önemli yaptırım gücünün doğalgaz olduğu yadsınamaz bir gerçek. Ancak Türkiye nasıl Rusya’ya bu konuda bağlıysa Rusya da Türkiye’ye o denli bağlı durumdadır. Bu noktada iki ülke arasındaki karşılıklı bağımlılık ilişkilerini gözden kaçırmamak gerekiyor. Rusya’nın ihracat ortakları arasında Türkiye, önde gelen ülkelerden biri. Ukrayna krizi sonrasındaki yaptırımlarla iyice beli bükülen Rusya ekonomisinin can damarını ise doğalgaz ihracatı oluşturuyor. Dahası küresel petrol fiyatlarındaki düşüşle birlikte doğalgaz gelirlerinde büyük bir düşüş göze çarpıyor. Ekonominin bu denli kırılgan bir hal aldığı böyle bir ortamda Rusya’nın doğalgaz kartını ‘şimdilik’ oynamamasını ise bu açıdan bir zorunluluk hali olarak değerlendirmek mümkün gözüküyor.

Peki, Türkiye’nin önümüzdeki süreçte yukarıdaki duruma tam zıt bir şekilde Rusya’ya ben artık senden doğalgaz almayacağım diyerek Rusya’yı cezalandırması mümkün mü? Mevcut koşullar altında bunun imkânsız olduğunu belirtmek gerek. Zira Türkiye’nin doğalgazının yüzde 60’ına yakınını Rusya’dan alıyor ve bu durumun yakın bir zamanda değişmesine de pek bir olanak bulunmuyor. Bu nedenle Türkiye’nin bu bağımlılığı acilen asgari düzeye indirerek doğalgaz ithalatı yaptığı ülkeleri çeşitlendirmesi gerekiyor. Rusya’yla bu denli yakın temasta bulunulduğu bir dönemde bu durum artık sadece bir gereklilik değil aynı zamanda bir zorunluluk hali taşıyor. Aksi halde yakın dönemde ülkenin karanlığa gömülmesi çok da sürpriz değil.

 

Önceki yazıKabine Hazır: Babacan ve Zeybekçi Yok!
Sonraki yazıABD Dış Politikası Türkiye’yi Nasıl Etkiliyor?
Berlin Duvarı'nın yıkılmasının hemen ertesinde, Sovyetler Birliği'nin dağılmasına bir adım kala büyük değişimlere gebe 1990 yılının Mart'ında Ege'nin güzide kentlerinden Denizli'de dünyaya geldim. İlk ve orta öğrenimimi burada tamamladıktan sonra yazarlığa ilk adımımı atacak olduğum yere, Ankara'ya yola koyuldum. Sonunda hayallerime ulaşmış, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nü kazanmış taze bir Mülkiyeli olmuştum. Mülkiye'de okumanın ayrıcalıklarını her daim hissederek en başta eleştirel bir bakış açısına sahip olmak üzere birçok kendi açımdan olumlu değişim ve dönüşümle 2013'te mezun oldum. Bu süre sarfında 2010 yılından itibaren ATAUM (Avrupa Toplulukları Araştırma ve Uygulama Merkezi) bünyesinde aylık internet üzerinden çıkarılan ATAUM E-Bülten'de yazarlığa başladım. Çok şükür ki yazmanın o sonsuz zevkini burada tattım ve hala da buna devam edebiliyorum. Hâlihazırda yine Ankara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde tezli yüksek lisansıma devam ederek alanımda uzmanlaşmayı sürdürüyorum.