Kimin saati 9’u 5 geçmiyor?

Gördüğüm ve bildiğim bir gerçek var ki; Türkiye’deki ana, baba ve çocukların saati hiçbir zaman 9’u 5 geçmedi. Öğretmeni sırf  “Atatürk ölmedi, o içimizde yaşıyor” dedi diye Atatürk’ün boğulmaması için su içmeyen otistik diye adlandırdığımız çocuklarımız ve 9’u 5 geçmeyen saatlerimiz var bizim.

10 kasım Kimin saati 9'u 5 geçmiyor atatürk

Kimin saati 9’u 5 geçmiyor?

Penceresinin dışına astığı Türk Bayrağı’nı odanın içinden bile daima net şekilde görmek için her hafta kirlenen camını silen zihinsel engelli diye adlandırdığımız çocuklarımız ve 9’u 5 geçmeyen saatlerimiz var bizim.

Göndere asılı olan bayrak indirildi diye kendini tehlikeye atarak metrelerce tırmanıp onu tekrar göndere büyük bir gururla asan normal zeka diye adlandırdığımız çocuklarımız ve 9’u 5 geçmeyen saatlerimiz var bizim.

Ülke içi veya dışında kazandığı başarısını en zirvede onurlandırmak için Atatürk ve Türk Bayrağı ile paylaşan yetenekli ya da dahi diye adlandırdığımız çocuklarımız ve 9’u 5 geçmeyen saatlerimiz var bizim.

Yolda yürürken rüzgar ile yüzüne savrulan Türk Bayrağı’nı tutup üç kere öpüp alnına koyduktan sonra Atatürk’ün izinde yoluna devam eden çocuklarımız ve 9’u 5 geçmeyen saatlerimiz var bizim.

Çocuğu şehit düştüğünde yüreğindeki en büyük yangına rağmen “Vatan Sağolsun” diyebilen, tüm bu yiğitleri yetiştiren ana babalarımız ve 9’u 5 geçmeyen saatlerimiz var bizim.

Rahat uyu Atam!

Gördüğüm ve bildiğim bir gerçek var ki; Türkiye’deki ana, baba ve çocukların saati hiçbir zaman 9’u 5 geçmedi. Tüm Türkiye’yi 77 yıldır 1 dakika boyunca hareketsiz bırakacak kadar; saygı, sevgi ve ninnet duyduğumuz, siren sesleri yayılmaya başladığında saygı ve minnetten gözlerimizi ve yüreğimizi dolduran, 365 günün tamamında “Korkma Sönmez Bu Şafaklar” sözlerini yüreğinden hiç çıkartmayan; analarımız, babalarımız, çocuklarımız ve 9’u 5 geçmeyen saatlerimiz var bizim; Yetişen ve yetiştirene saygı ve hürmetle…

Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu, tüm dünyanın kabul ettiği büyük lider Mustafa Kemal Atatürk, seni saygı, sevgi ve minnet ile anıyoruz.

Büyük başarılar, değerli anaların yetiştirdikleri seçkin çocukların yardımıyla meydana gelir. Çocuklarımızı artık düşüncelerini hiç çekinmeden açıkça ifade etmeye, içten inandıklarını savunmaya, buna karşılık da başkalarının samimi düşüncelerine saygı beslemeye alıştırmalıyız. Aynı zamanda onların temiz yüreklerinde; yurt, ulus, aile ve yurttaş sevgisiyle beraber doğruya, iyiye ve güzel şeylere karşı sevgi ve ilgi uyandırmaya çalışılmalıdır.

En önemli ve verimli vazifelerimiz milli eğitim işleridir.

Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.

Bütün ümidim gençliktedir.

Mustafa Kemal Atatürk

Atatürk’ün son günleri ve 11 Kasım 1938 gazete manşetleri

Önceki yazıSözüm Sana Çocuk!
Sonraki yazıKötülüğün sıradanlığı ve Türkiye
1973 İstanbul doğumluyum. Çalışma ve ilgi alanlarımı sınırlamam pek mümkün değildir. Kimi zaman kalemim bana sırdaş olmuş, kimi zaman toplumun faydasına olan cümleleri dökmüş, kimi zaman da toplumun yaralarına dokunarak dile gelmiştir. Kalemi kullanırken en keyif aldığım taraf ise "sessizin sesi" olabilmektir. Yeri geldiğinde bir taşın sesi, yeri geldiğinde bir kedinin serzenişi, yeri geldiğinde konuşamayan engelli bir çocuğun dili, yeri geldiğinde ise bir saç örgüsünü dile getirebilmek en keyif aldığım şeylerden biridir. Hayatın her alanında gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bağımlılık ile mücadele, kadın ve çocuk istismarına karşı destek, eğitime katkı amaçlı kütüphanaler kurulması, yardımlaşma derneklerinde faaliyetler, tüketicinin her tür hakkı (sağlık, hukuk...) üzerine destek çalışmaları, kültür sanat projelerine koçluk, danışmanlık, tutuklu çocukların topluma kazandırılması amaçlı eğitim organizasyonları, kan bağısı, organ bağışı, ilik bağışı üzerine organizasyonlarda koordinatörlük, özel eğitim öğretmeni olmam sebebiyle engelli çocuklarımızın ailelerine danışmanlık, okullarda çocuklarımızın yardımlaşma güdüsünü pekiştirme amaçlı seminerler ve sayamayacağım daha pek çok alanda, neredeyse hiç durmadan yıllardır gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bu alanlarda hakkıyla faaliyet gösteren kurumların yanında bulunmanın yanısıra, mağdurların şahsen yanında istikrarla olabilmenin de güzelligini yaşayabilenlerdenim. Yönetiminde ya da genel kurulunda faaliyet gösterdiğim derneklerde doğru ekip çalışması ile "olmaz" denilenin aslında ne kadar kolaylıkla olabileceğini yaşayanlardanım. "Şunun uzmanıyım, bunun uzmanıyım" demek elbet güzel, ben direkt sahaya dalarak takım çalışmasına hızla uyum sağlayarak, iş ve zihin gücünü sergileyerek faydalı olmaktan keyif duyanlardanım. 1998 doğumlu dünya tatlısı, mutlu mu mutlu, sevimli mi sevimli, şamatacının teki olan zihinsel engelli Cansın adında bir oğulun annesiyim. Onun bana öğrettiklerinin arasında "sessizliği dinleyebilmek" en değerlilerinden biridir diyebilirim. İnsanoğlunun değer biçilemeyecek kadar değerli olan, ne kadar çok şeye sahip olduğunu unutmadan yaşamak ve bunu unutanlara da hatırlatabilmenin gururunu yıllardır şahsen yaşayanlardanım. Ailem olan İndigo'ya duyduğum sevgi, saygı ve sadakat 1 Ağustos 2011'de başladığım andan itibaren hiç bitmeden devam etmektedir. İndigo aileme ve siz okuyucularıma sonsuz sevgi, saygı ve teşekkürlerimi gönderiyorum. Ben 1 Ağustos 2011'den beri: Yazdım, yazıyorum ve yazacağım! Çocukluğumdan beri insanlık için çalışmalar: Yaptım, yapıyorum ve yapacağım! Daima huzurla kalmanız dileğimle...