Kravatlı ve Saygılı Tecavüzcüler

“Maktule ile ayrılmayı düşünmeyen, evlenmeyi isteyen sanık, maktülenin evlenme isteğini bir türlü kabul etmemesi, ayrılma düşüncesini kendisine hissettirip açıklaması sonucu içindeki tutku derecesindeki aşırı sevgiden kaynaklı duygusallığın etkisi ve ruh hali üzerinde yarattığı hiddetle yanına bıçak alarak maktule ile her zaman buluştukları parka gitmiş ve o hiddetin sonucu olarak maktuleye bıçak darbelerini vurmuştur”

şiddet tecavüz kadın tecavüzcüler

Kravatlı ve Saygılı Tecavüzcüler

Ana akım medyada kadına karşı gerek tecavüz, gerekse şiddet kaynaklı davaların sanık lehine sonuçlandığı izlemekteyiz.

Yaşamda değersiz ve kalitesiz olanla olmayanı birbirinden ayırt eden, insanlara kılavuzluk eden yapıcı eleştirinin önemini tartışmak bile gereksiz.

Ama buna karşın eleştiri, değerlendirmek, çözümlemek, açıklamak işlevinden sıyrılıp, intikam amacıyla kullanılırsa tahrip edici korkunç bir silaha dönüşebilir.

Böylece eleştiri devlet ile halk arasında bir köprü olmaktan öte, bu geçişi engelleyen olumsuz bir durum olarak ortaya çıkar.

Oysa kamusal alanda yapılan bir eylem çok daha fazla sorumluluk gerektirir. Çünkü yapılan iş bireysel olmaktan çıkmış kamuya mal olmuştur. Dolayısıyla yapılan bir hatanın, bir haksızlığın artık geri dönüşü yoktur ve binlerce tanığın önünde gerçekleşmiştir.

Tanıklığımız bu davaların seyrini değiştiremiyor yazık ki.

“Maktule ile ayrılmayı düşünmeyen, evlenmeyi isteyen sanık, maktülenin evlenme isteğini bir türlü kabul etmemesi, ayrılma düşüncesini kendisine hissettirip açıklaması sonucu içindeki tutku derecesindeki aşırı sevgiden kaynaklı duygusallığın etkisi ve ruh hali üzerinde yarattığı hiddetle yanına bıçak alarak maktule ile her zaman buluştukları parka gitmiş ve o hiddetin sonucu olarak maktuleye bıçak darbelerini vurmuştur”

2014 yılında TRT sanatçısı Hatice Kaçmaz cinayeti için Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi bu yorumu yaparak, müebbet hapis cezasına çarptırılan suçlunun cezasında indirime gidilmesinin yolunu açtı. On altı kere bıçaklanan bir kadını ölüme yollamak için nasıl bir aşırı sevgi sonucu büyük tutkuya sahip olmak gerekmektedir?

Yaşadığı uzak kentlerden İstanbul’a getirip günlerce bir kadına cinsel istismarda bulunmak, hortumla dövmek, tehdit etmek ve sonrasında mahkemelerde saygılı tutum nedeni ile beraat etmek! Kadının ifadesine baktığımız da yaşadığı dehşetin empatisini yapabilecek gücü kendimizde bulabilir miyiz?

“İnternetten fotoğrafını gönderdi. İstemem halinde gelip beni İstanbul’a götüreceğini söyledi. Önce gelip tanışmasını istedim. 16 Ekim 2013 günü köye geldi ve buluştuk. Beni arabasına bindirip Çermik’e götürdü. Sonra Ergani’ye gidip yemek yedik. Vaktin geç olduğunu, eve gitmek istediğimi söyleyince silah göstererek, ‘Artık ailen yok. Ancak ölün gider’ dedi. Bu sırada cep telefonumu aldı. Sonra otobüsle İstanbul’a gittik. Defalarca kendisiyle gitmek istemediğimi söyledim. ‘Gelmezsen seni öldürürüm’ diyerek silah gösterdi.

İstanbul’da benimle ilişkiye girmek isteyince gidip ailemden beni istemesini söyledim. ‘Başka şansın yok. Benimle ilişkiye gireceksin yoksa seni öldürürüm’ dedi. Korktuğum için kabul ettim ve burada kaldım. Bir hafta boyunca her gün defalarca benimle ilişkiye girdi. Her seferinde yapmamasını söyledim. Ama beni dinlemedi. Eve gitmek istediğimi söyleyince beni şofben hortumu ile dövdü.

tecavüzcüler kadın şiddet istismar cinsel taciz saygiliTelefonumu isteyince bana tokat ve yumruk attı. Sonra Diyarbakır’a geldik. Burada da istemememe rağmen benimle çok kez ilişkiye girdi. Duşa girince cebinden anahtarı alarak kilitli kapıyı açıp kaçtım. Polisi görünce yanlarına gittim ve durumu anlattım.”

Kafasına taşla vurulup, tecavüze uğrayan bir kadının davasında mahkemenin verdiği saygılı duruş ve iyi hal indirimini hangi sağlıklı akıl kabul edebilir ki?

İzmir Karabağlar Polis Merkezi’nde polisler tarafından dakikalarca feci şekilde dövüldüğü kamera kayıtları ile ortaya çıkan Fevziye Cengiz’in davasında savcılıktan bir temyiz istemi geldi.


Mahkemenin taraflara aynı cezayı vermesine itiraz eden savcılık, polislerin cezalarını düşürecek, mağdurun ise daha ağır cezaya mahkum edilmesini sağlayacak bir temyiz başvurusu yaptı. Temyiz başvurusunda polise hakaretten ceza alan ancak “direnme” suçundan beraat eden mağdura, eliyle polisi ittiği gerekçesiyle yedi yıla kadar hapis cezası verilmesi istendi.

Mağdurun eliyle polisi itmesini “cebir kullanarak direnme” sayan savcılık, mağduru dakikalarca döven ve işledikleri suçu, işkence yerine basit yaralama sayarak polislere verilen bir yıllık hapis cezasını da çok gördü. Polislerin “kızgınlıkla” ve “haksız tahrik” altında Fevziye Cengiz’i dövdüklerini ileri süren savcılık, cezanın dört aya düşürülmesini istedi.

Polis Merkezinde iki memurun bir kadını masa arkasına götürerek küfür edip, darp etmesi basit yaralama olarak görülürken; kadının savunma güdüsü ile verdiği tepki ‘’Polise Direnme” olarak algılanmaktadır.


Nazım Hikmet nasıl tanımlamıştı kadınları ve biz güçlü görünmeye çalışırken aslında ne kadar güçsüz olan erkek dünyasını? Korkunç ve mübarek elleri ve kocaman gözleri ile soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen kadınlarımıza kıymayı ne zaman bırakacağız?