MHP Git Şimdi Kumda Top Oyna!

2015 Kasım seçim sonuçları AKP’nin bir zaferiyken diğer partilerin de çöküşü oldu! Bu çöküşte en büyük yarayı alan ise MHP oldu. Peki MHP’nin % 12 oy almasının nedeni ne oldu, bu sonuç nasıl değerlendirilmelidir?

devlet bahçeli mhp

MHP Git Şimdi Kumda Top Oyna!

İtiraf etmeliyim ki 2015 Kasım seçim sonuçları tüm Türkiye’de olduğu gibi beni de çok şaşırttı. Burada bu kadar çok şaşırmamızın nedeni de belki de anket şirketlerinin seçimden önce ortaya koyduğu anketlerdi. AKP taraftarı olan anket şirketleri dahi AKP’yi % 43 – 44 gibi gösterdiler. Tabi bizde bu anketler üzerinden yorumlarda bulunduk…

Peki bu kadar anket şirketlerini bile şaşkına çeviren fark nereden, nasıl gerçekleşti?

AKP’nin şu an itibari ile oyu % 49… 7 Haziran seçimlerinde AKP’nin oy oranı ise % 40’dı. AKP 5 ay içerisinde oyunu tekrar yükselterek 9 puan daha arttırdı. Seçimden önce AKP’lilere böyle bir sonuç çıkacak deseniz bu sonuca onlar dahi inanmazdı…

Ortaya çıkan bu sonuç başarı mıdır? Evet, kesinlikle bir başarıdır. Başarıdan da öte bir zaferdir. Tarafsızlığı ne kadar tartışılsa da bu zafer bir Recep Tayyip Erdoğan zaferidir. 7 Haziran’dan sonra halka koalisyonun bir kaos olduğu ifade edildi. Öyle bir algı oluşturuldu. Hatta Erdoğan 7 Haziran sonra Çin gezisinden dönüşte koalisyonun Türkiye için hayır olmayacağını belirtmişti…

Adım adım koalisyonun Türkiye için iyi olmayacağı algısı 7 Haziran’dan itibaren Türkiye’nin önüne koyulmasının ardından 1 Kasım da AKP istediği sonucu almış oldu.

7 Haziran’dan sonraki süreçte ne oldu?

20 Temmuz’da Suruç’ta bomba patladı. Onlarca kişi hayatını kaybetti…

10 Ekim’de Türkiye’nin kalbi diyebileceğimiz Ankara’da bomba patladı 100’ü bulan ölü sayısı…

Dolar 3 TL’yi buldu…

Çeyrek altın 180 TL’yi geçti..

200’e yaklaşan şehit sayısı…

Yani AKP’li Burhan Kuzu’nun 8 Haziran’da dediği gibi oldu: “Millet kaosu tercih etti; hayırlı olsun!”

Kuzu’nun dediği kaos da oldu!..

Bundan sonra patlamalar olur mu, IŞİD terör örgütü bir daha bomba patlatır mı, tekrar şehitler gelir mi onu bilemeyiz ama bunla ilgili ilk mesajı AKP İzmir İl Başkanı Bülent Delican “Artık ülkemize şehit gelmeyecek, o şehitlerimizden Allah razı olsun.” dedi.

Herhalde onun da bir bildiği vardır diyorum ve geçiyorum!

Ülkede çeşitli kanlı olaylar yaşanırken koalisyon sürecinde ve bu 5 aylık süreçteki MHP’nin son seçimdeki tutumu MHP’nin dibe vurması ile sonuçlandı.

Devlet Bahçeli aslında televizyon ekranlarında neden koalisyon kurulamadığını anlatmıştı. Halkın da bunu anlamasını istemişti. Bahçeli’nin bu tutumunu doğru olduğunu kabul edebiliriz belki… Ya diğer olaylar…

Örneğin, 7 Haziran’dan sonra meclis toplandıktan sonra meclis başkanlığı yarışında MHP, kendi adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’nun seçilemeyeceğini anlayınca CHP ve HDP’ye “4. tura adayımız kalmazsa 80 geçersiz oy çıkar!” diyerek rest çekmişti. Öyle de yaptılar…

CHP’nin meclis başkanı adayı Deniz Baykal seçilemeyince AKP’ye vagon olan MHP, AKP’nin adayı İsmet Yılmaz’ı meclis başkanı yaptı!

Daha sonra?.. Suruç olayı…

oktay vural meclis kontrol mhpSuruç olayının ardından CHP’nin Suruç olayının araştırılması için meclise verdiği önergeyi AKP ile birlikte MHP de “hayır” dedi. Bu önergeye HDP dahi araştırılması için evet derken Milliyetçi parti MHP, Oktay Vural’ın meclisteki önderliği ile AKP’nin arkasına takılarak vagon oldu!

MHP’nin koalisyon sürecindeki düşüncelerini anlayabiliriz ancak bu olanları da görmezlikten gelemeyiz!

Bahçeli’nin AKP’ye karşı tutumunu, saygı ile karşılayabiliriz; fakat “HDP olduğu için CHP’nin de yanında yer alamayız!” düşüncesi, hatta Kılıçdaroğlu’nun “Gel sen başbakan ol!” söylemine “hayır” ifadesi bir çocuğun “Top benim, sizi de oynatmam” düşüncesinden öteye geçmedi!

Şimdi de MHP’ye ancak şu söylenebilir bundan sonra: “MHP git şimdi kumda top oyna!”

 

PAYLAŞ
Önceki yazıBiz Hep Muhalefet Kaldık
Sonraki yazıMedeniyet Dediğin Tek Dişi Kalmış Televizyon
Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…