Seks işçileri: Amonyak kokulu yatak aşkları

Günde 30 ila 40 müşteriye “ağır işçilik” hizmeti veren seks işçileri, sosyal güvenlikten yoksun, tümüyle sömürüye dayanan bir “sektörde” çalışmanın yanı sıra; cinsel hastalıklarla uğraşmakta, aşağılanma ve toplumdan dışlanmaya maruz kalmaktadır.

seks

Erkeklik kültürü

Ataerkil kültürümüzde tacından asasına, pelerininden kuşağına kadar bir hükümdar formatında bezenen erkek çocuklar, bir ritüel uğruna penislerinin bir parçasını geleneğe kurban verirler. Sünnet törenini erkekliğe büyük bir adım olarak gören gelenek, her durumda bunun kanıtlanmasını isterdi, gerdek gecelerinin kanlı çarşaflarının komşulara, akrabalara gösterilmesi gibi! Bu kültürde erkekliğin göstergeleri futbol, camiler, kahvehaneler ve sokak köşeleridir. Buralarda kadınlar, diğer erkekler, kendi bedenleri, yaşama dair bildikleri, makineler, teknoloji ve futbol üzerine sohbet ederek kendi egemen realitelerini kurar ve yaşarlardı. Kendi değerlerini diğer erkeklerle daima kıyaslayıp ölçen ve yargılayan delikanlı adamların baskın kültürü bunu gerektirmektedir!

Karaköy Zürafa Sokak

İstanbul Karaköy, tarihi Galata Köprüsü ve Galata Kulesi ile İstanbul’un küçük semtlerinden en ünlüsüdür. Tarihi dokusuyla turistlerin, çoğu işyeri ve bankaların merkezi olmasıyla iş insanlarının, boğaza kıyısı olması nedeniyle de balıkçıların uğrak yeridir. Türkiye’nin ilk tünel tramvayının da ev sahibidir aynı zamanda. İş merkezlerinin yoğunluğundan dolayı ailelerin yaşamayı tercih etmediği bir semttir. Semtin sakinlerini banka memurları, simitçiler, midyeciler, balıkçılar, polisler, bakkallar oluşturur. Karaköy, tarihi binalara ev sahipliğinin yanı sıra İstanbul’un en büyük ve tek genelevinin de merkezidir. İstanbul’da yaşayan 18 yaş üstü hemen her erkeğin bildiği, hakkında hayaller kurduğu Zürafa Sokak’ın bulunduğu bir masal diyarıdır.

Tek tek numaralandırılan evlerin dış cephesi taşlarla örülü; iç duvarları ağırlıklı olarak pembe, kırmızı ve maviye boyalıdır. Hava kararıp ışıklar yandığında evlerdeki renk cümbüşü avluya taşınır ve başka bir boyuta geçer istekler. Kapıları demir parmaklıklıdır, bir camekanın ardında renkli neonların loş ışığında, salondaki renkli koltuklara oturan kadınlar bakımlı, yüzleri makyajlı, saçlar yapılı; hayatın onlara yaşattığı her türlü hoyratlık süslerle perdelenmiş yüzlerinde ise şuh ve davetkar bir tebessüm ile müşteriyi “buyur” etmektedirler; dekolte bluzlarının altında dar, kısacık şort, etek veya mini elbise ve pazar işi takıları tüm aksesuarlarıdır. Müşteriler de kadınları tevekkülle süzmektedirler.

İlk erkeklik gururu, muhtemelen amcayla, dayıyla ya da bir tanıdık büyükle yapılan genelev ziyaretinde tadılırdı. Bu paralı orgazm deneyimi, arkadaşlar arasında kutlanır ve aylarca anlatılırdı. Oysa bekaretini yitiren (!) bir genç kız, babası, ağabeyi ve ailenin diğer fertleri tarafından yok sayılma riskiyle karşı karşıya kalırdı; iffetsizlik etiketi yapıştırılması bir yana hemcinsleri arasında da “kötü kadın” olarak anılırdı. Bu dayatılan gelenekte erkek, ilk genelev seksi sonrası milli olurken, bekaretini yitiren nikahsız kız orospu olurdu. O kötü kadın bir yandan erkeğe seksi öğretirken, diğer yandan yediği orospu damgasıyla da yine aynı erkeklik tarafından aşağılanırdı.

Seks İşçiliği: Fuhuş

indigo-bayram sarı-genelev

Emperyalizm “yenidünya düzeni” adı altında, emek örgütlerinin dağıtılmasını, ülkelerin işgal edilmesini, muhaliflerin katledilip tutuklanmasını meşrulaştırdı. Bu gerici dalga genel anlamda temel hak ve özgürlükleri nasıl etkilediyse, fuhuşa yönelik bakışı da etkisi altına aldı.

Fuhuşun meşrulaştırılması için öncelikle “herhangi bir iş” gibi gösterilmesi gerekiyordu. Yozlaşmış, paralı erkeklerin penisleri kadınların içinde ve üzerinde kalmaya devam edecek, ama kadınlar ve tüm dünya bunun normal bir şey olduğuna alıştırılacaktı.

Genel kadınlar ve genelevlerin tabi olacakları tüzüğe göre:

Madde 15 – Başkalarının cinsi zevkini menfaat karşılığı tatmin etmeyi sanat edinen ve bunun için değişik erkeklerle münasebette bulunan kadınlara “Genel kadın” denilir.

Madde 16 – Genel kadınların bir arada oturarak fuhuş yaptıkları veya bu maksat için toplandıkları yerlere “Genelev” ismi verilir.

Madde 20 – Mükerreren ve birçok erkeklerle münasebette bulunulması dolayısı ile bir kadının fuhuşu sanat edindiğinden şüphe edilir ve hakkında gizli ve etraflıca yapılan inceleme ile elde edilen müspet delilerle kendisinin 15. maddede yazılı genel kadınlar vasıflarını haiz olduğu meydana çıkarılırsa evvela bu kadını fuhuşa sürükleyen sebepler komisyonca araştırılır ve kendisinin tekrar namuslu bir hayata dönmesini sağlayacak tedbirler düşünülür. Bu tedbirlerin fayda vermediği hallerde bu kadın hakkında 21. maddedeki şartlar varsa “Genel Kadınlar” hakkındaki hükümler uygulanır.

Madde 21 – Komisyonca bir kadının genel kadın olarak tesciline karar verilebilmesi için aşağıdaki şartların bulunması lâzımdır: Fuhuş yapmayı kendisine sanat edinmek veya 20. madde gereğince hakkında komisyonca karar verilmiş olmak, 21 yaşını bitirmiş olmak, yabancı tabiiyetinde bulunmamak, tabiiyetsiz olmamak.

Madde 22 – Genel kadın olarak tescili gerekeceği komisyon tarafından 20. maddeye göre yapılan inceleme ile anlaşılan kadınların her biri için ekli örneğe göre “vesika” hazırlanır, numaralandırılır ve bu kartona kadınların bir fotoğrafı yapıştırılıp adları, soyadları, yaşları, doğdukları, ikamet ettikleri ve fuhuş yapacakları yerler kayıt altına alınır.

1970’lerin sonlarına kadar, dünyadaki ilerici mücadeleler için fuhuş derhal ortadan kaldırılması gereken bir insanlık ayıbıydı. Fuhuş, emperyalist sistemin kadını giysileriyle birlikte öznelliğinden, duygularından da soyup cinselliğine indirgemesinin doruğuydu. İkinci sınıf insan sayılan kadın, bu burjuva ataerkil mekanizma sayesinde cinsel organını, ağzını ve diğer uzuvlarını erkeklere para karşılığı kiralayabiliyordu.

“Seks işçiliği” kavramı, liberal teorilerden biri olan “özgür seçim” ve kişinin bedeninin kendi mülkü olduğu mantığına dayanır.

Buna göre, arz-talep ilişkisinin doğduğu ve pazarlamanın yapıldığı tüm alışverişler meşru bir iş alanıdır. Fabrikada emeğini satan işçiyle, cinsel ilişki karşılığı bedenini satan insan arasında fark yoktur. Dolayısıyla nasıl ki öğretmenlik işini ortadan kaldırmak ve onu okul batağından kurtarmak gerekmiyorsa, seks işçiliğinin de ortadan kaldırılması ya da kadının kurtarılması gerekli değildir.

Küreselleşmenin normalleştirdiği cinsel ticaret

indigo dergi-genelev-bayram sarı

Küreselleşen dünyanın akademisyenleri, fahişeliğin deneyimlerden bir deneyim olduğu, her kültürde farklı bir anlamının bulunduğunu ileri sürmektedir. Bu bakış açısına göre, fahişeliği toptan yanlış görerek kötülemek olmazdı. Esas olan öznel deneyimlere odaklanmaktı: Kadın eğer şiddete uğruyormuş gibi hissetmiyor, bundan zevk bile alıyorsa, para karşılığı cinsel ilişkinin kötü bir şey olduğunu söylemek bir dayatma olurdu. İnsanlar baskıcı yapıların kurbanı olan nesneler değil, kendi hayatlarını şekillendiren öznelerdi.

Kadınların cinsel hayatları, yaşayacakları duygular, alacakları haz, sosyal hayatları, yaşamda kendilerini gerçekleştirme ihtimalleri, hayalleri, huzurları çalınırken; ister gönüllü görünen, isterse zorunlu bir köleliğin, içinden çıkılması çok güç kısır döngüsü içinde yaşamlarını sürdürürlerken, kendi varoluşlarını kabullenmeye dönük bir eğilim ya da normalleşme çabası sergilemeleri ise psikolojik açıdan belki de son derece olağandır.

Biliriz ki insan davranışlarının bir kısmından toplum da sorumludur; lakin sözü geçen toplumsal sorumluluk, bireyin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı gibi, onu eyleminin sonuçlarını yaşamaktan da kurtaramayacaktır. Bunun aksini ileri sürmek ise büyük olasılıkla hem gerçekçilikten hem de hakkaniyetten uzaklaşmak anlamına gelir.

Yıllık cirosu büyük sektörlerle rekabet edecek ölçüde genişlemiş, metalaşmanın her tipini barındırdığı bilinen seks endüstrisi içinde özellikle fahişelik ya da seks işçiliği olarak tarif edilen alana odaklanmak, giderek daha zor bir hal almaktadır. Kapitalizm öncesi toplumlarda da görülen bir olgu olarak fahişeliğin, toplumsal değişime özgü şekilde ve sürekli olarak yeniden belirlenen tarafları; diğer yandan bugün ulaştığı endüstriyel özellikleri, bu zorluğun en temel sebepleridir.

genelkadın-indigo-bayram sarı

Fahişelik, kadınların cinselliği para karşılığında sunmak istemeleri ile ilgili değil, erkeklerin aksine kadınların büyük çoğunluğunun cinselliklerini sunmayışları ile ilgili bir olgudur. Alanlarla verenlerin razı olduğu, pazar mekanizmasının doğal olarak işlediği, faydalı olan her şeyin serbestçe bir mal olarak fiyatlandırılabildiği liberal bir dünyada, seks sektörünün varlık göstermesinde yadırganacak bir taraf bulunmamaktadır.

Toplumun ikiyüzlü ahlak anlayışı bu modern kölelik sisteminin sürmesini sağlamaktadır. Aile babası “masum” erkekler, devlet babanın kanunuyla koruduğu genelevlerden seks hizmeti talep etmekte, hizmet arzını karşılayan ‘kötü kadınlar’ ise bu sistemin bedelini ödemektedir.


Günde 30 ila 40 müşteriye “ağır işçilik” hizmeti veren seks işçileri, sosyal güvenlikten yoksun, tümüyle sömürüye dayanan bir “sektörde” çalışmanın yanı sıra; cinsel hastalıklarla uğraşmakta, aşağılanma ve toplumdan dışlanmaya maruz kalmaktadır. Böylece bir yandan kutsal aile kurumu korunurken, bir yandan da yakınları tarafından pazarlanan kadınlar çalışmak üzere genelevlere düşmeye devam etmektedir.

1969 yılında Vasıf Öngören tarafından yazılan “Asiye Nasıl Kurtulur” repliğindeki gibi:

Kolay değil her gelene yar olmak
Vazgeçmek sevgiden aşktan
Mal olmak
Belki mümkün şu dünyadan toz olmak
Ama elde değil bayan, yok olmak
Adı ne olursa olsun
Yaşamaya mecbursun…