Doğru bilginin karmaşası

Doğru bilgi sahibi olmak için elit, okumuş, üniversite mezunu olmanız gerekmez. Asıl sorun, doğrunun sizin zihninizdeki tanımıdır. Kimden ve ne anlamda öğrendiğinizdir.

doğru bilgi öğrenmek yargısızlık yaşam

İnsanlara söylediğimiz bazı kelimeler veya yakıştırmalar onların üzülüp, sinirlenmelerine sebep olabilmektedir. Bunlar bir bakıma aynı sayılabilen kavramların doğru olarak algılanmaması veya nasıl öğrenildiği ile ilgilidir.

Net olarak anlamak istediğim alenen edilen bir küfür değil toplumda eş anlamlı sayılabilecek tanımlar, isimler, hayvanlar, benzetmeler olabilir. Bir şeyin aslında iyi mi kötü mü olduğunu veya size benzetilen şeyin aslında ne anlama geldiğini tam bilmeden de insanlarda tavır koyabiliyor. Bu, ailemizden veya sosyal çevremizden o tanım veya benzetmeyi nasıl öğrendiğimiz ile ilgili aslında.

Mesela;

Bir oğlunuz var. Bir akrabanız oğlunuzun saçını okşayıp, yanağını sıkıp, öpüp, oğlunuza şöyle bir benzetme yapsa tepkiniz ne olur;

“Maşallah oğlun öküz gibi”

Belki kızarsınız veya şaşırırsınız; “Benim çocuğuma neden öküz dedi ki; neden öküze benzetti ki” diye hayıflanırsınız.

Peki, akrabanız, aynı buna benzer bir davranış içine tekrar girse ve oğlunuzu severken;

“Maşallah oğlun tosun gibi” dese tepkiniz ne olur?

Sevinirsiniz. Mutlu olursunuz. Oğlunuzun güçlü, kuvvetli, heybetli biri olduğunu düşünürsünüz.

Aslında öküzle, tosun arasında bir fark yoktur. İkisi de boğa cinsinden hayvandır.

Aynı durum kadın, erkek kavramları arasında da geçerlidir.

Eğer bir erkek çocuğuna; “Sen aynı kız gibisin” denildiğinde sinirleniyor, çıldırıyorsa, buradaki asıl soru; “Aile ve sosyal çevrede ona kadın nasıl öğretiliyor?” olmalıdır.

Doğru bilgi sahibi olmak

Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Lakin asıl olan toplumun kavramlara yüklediği gerçek veya yanlış anlam ve çocuklarımıza aktardığımız yanlış veya doğru bilgilerdir. Sosyal çevre, kurulan beşeri ilişkilerin deryasında şekillenirken öğrenilenler babadan oğula veya anneden kıza geçebilir. Doğru bilgi sahibi olmak için elit, okumuş, üniversite mezunu olmanız gerekmez. Asıl sorun doğrunun sizin zihninizdeki tanımıdır. Kimden ve ne anlamda öğrendiğinizdir. Öküz ve tosun benzetmelerinde olduğu gibi aynı olan kavramların toplumda uyandırdığı anlamı sizi mutlu ederken, aynı zamanda mutsuz da edebilir.

Özellikle ülkemiz bu konuda gerçek bir örnek. Kullanılan kelimelerin aslı dışında yüklenilen anlamı, insanların aklına getirdiği düşünce paranoyak boyutlarda. Bazen bir konferansta konuşmacının kullandığı o kelime sizde farklı bir anlam içerdiği için, kendi kendinize gülersiniz. Aslında konuşmacının anlatmak istediği, sizin o an anladığınız mana değildir. O kelimeler nelerdir şimdi tek tek yazmayacağım, lakin bu yazıyı okuyanlar hangi yüzlerce kelime olduğunu anımsayacaklardır. Kendimiz ve çocuklarımız için doğruyu gerçek anlamlarında keşfedip anlamalıyız ve aktarmalıyız. Aksi halde bizden sonraki nesillerde tanımlara ve gerçek anlamlara farklı başka anlamlar yükleyecekler.

“Doğru bilgi, insanların ruh aynasıdır. Ruh da insanın aynasıdır. Bilgin ne kadarsa ruhun da o kadardır.

İlgili yazılar  


Bilginin Sınırları

Bilgisizlik Bilimi ve Dağılım Tezi

Fert ve Şahıs Arasında Kalan Toplum