Önce bir düşman yarat; Sonra o düşmanı yen

Ben çok güçlüyüm. Her istediğimi yapabilirim. Bana yamuk yapanı kesinlikle affetmem. Elimden geleni ardıma komam… Yolumu kesen herkesi düşman bellerim.

Önce bir düşman yarat; Sonra düşmanı yen

İç ses

Ben çok güçlüyüm. Hem de çok zenginim. Sadece ben değil, ailem ve çevremdeki herkes zengin. Ama hiçbiri benden güçlü değil. Gene de beni sayar severler, sağ olsunlar.

Ayrıca benim sınırsız yetkilerim var. Bana verildi bir kere bu yetkiler, kullanmayıp da ne yapacağım? Sonuna kadar kullanırım yetkilerimi elbette. Benden beklenen de bu değil mi zaten? Hatta yetkim dışına çıksam bile sorun değil. Kendime yeni bir yetki verdirtirim ya da ne yapmışsam sonradan kanuna uydururum.

Evet; güçlü, zengin ve iktidar sahibiyim.

Masaya yumruğumu vurdum mu herkes sus pus olur. Bir parmak şıklatmasıyla ölüm emri verebilirim mesela. Beni seven böyle seviyor zaten. Onları hayal kırıklığına uğratmak istemem.

Sevenlerim sağ olsunlar, resmen tapıyorlar bana. Ne desem inanıyorlar, ne istesem veriyorlar. Hatta benim istemediğim, hayal bile edemeyeceğim çok enteresan şeyler de vermek istiyorlar. Çok fantastik insanlar benim sevenlerim. Bazen düşünmüyor değilim; “Acaba onlar mı bana muhtaç, ben mi onlara muhtacım?”

Ha bu arada; beni sevmeyenler de yok değil. Çok kötü şeyler söylüyorlar hakkımda. Halbuki ben onlara da hizmet ediyorum. Ama olacak o kadar. Aslında beni kıskandıkları ve çekemedikleri için yapıyorlar bütün bunları.

Hepsi bana sinek vızıltısı. Beni sevenler onlara kulak asmaz. Zira ben aynı zamanda medya patronuyum. Beni sevenler benim gazetemi okur. Gerçi pek bir şey okumazlar ama televizyon seyretmeyi çok severler. Ben de onların keyif alacağı bir sürü program ve dizi yaptırdım. Bu şekilde haberleşiyorum sevdiklerimle.

Aldatıldım

X kişileri beni aldattı. Halbuki aramız bir zamanlar ne kadar da iyiydi, her konuda anlaşmıştık. Al gülüm, ver gülüm olacaktı. Beraber düğün dernek bile yapmıştık. Simdi çark ettiler. Bütün planlarım bozuldu. Ama onlar benim kim olduğumu henüz anlamamışlar. Beni sevenlerin bana olan inancını görmezden gelmişler. Yetkilerimin ne kadar büyük olduğunu görmemişler. Beni nasıl alt edebileceklerini sanıyorlar ki?

Bir suç işletirim, üstlerine yıkarım. Ya da hazır işlenmiş bir suç bulur, “onlar yaptı!” diye bağırırım. Zaten sicilleri kirli, suç işlemek de yapmadıkları şey değil. O yüzden sevenlerimi inandırmam çok kolay oluyor. Beni sevmeyenler bile inanıyor.

Herkes bir şeye inanmak istiyor zaten. Ben de onlara inanacakları gerçekleri sunuyorum, onlar boşuna kafa yormasınlar. Bu şekilde hem benim emellerim gerçekleşiyor, hem de suçu onlara atıp temize çıkabiliyorum. Alan memnun, satan memnun. Zeki bir adam olduğumu da söylemiş miydim?


Bu yöntemi çok iyi buldum ben valla. Aslında benim yabancı meslektaşlar da aynısını yapıyor. Evet biraz esinlenmiş olabilirim onlardan. Ben de onlar gibi önümü kapayan, yolumu kesen herkesi düşman belliyorum ve beni sevenleri (hatta sevmeyenleri) kendi düşmanımın herkesin düşmanı olduğuna inandırıyorum. “Hayır, bu suçu biz işlemedik” deyip duruyorlar. Ama kim inanır ki onlara? Herkesin aradığı suçlu bulundu bir kere. Gerçeğin ne önemi var?

Düşman kimse, adresini belirledikten sonra gerisi kolay. Dedim ya çok güçlüyüm. Bu durumda yetkilerimin sınırlarını aşsam bile karşı çıkan olmaz. Kolaylıkla yenerim o ‘düşman’ı. Zaten önceden planlanmıştı izlenecek yol. Herkes bir sorumlu aramıyor muydu? Ben buldum işte o sorumluyu…

Dedim ya bana yamuk yapmayacaklardı! Kesinlikle affetmem! Ben çok güçlüyüm!


Demokrasi treni son istasyona ulaşır mı?

PAYLAŞ
Önceki yazıCFO Zirvesi: Üretim ile finans arasında kopukluk var
Sonraki yazıBrexit tartışması: İngiltere Avrupa Birliği’nden çıkar mı?
1974 Ankara doğumlu ama 2 yaşından beri Istanbullu. Çocukluk ve gençliği cimnastik ve dans çalışmalarıyla geçti. 2000 yılından beri yoga yapıyor. 2002 yılında evlenip yurtdışına yerleşti ama bir ayağı hep Istanbul'da oldu. Çocuklardan sonra, Norveç'te hayalindeki işin eğitimini alma fırsatı geçti eline. Trondheim Üniversitesi'nde Medya Bilimi ve Görsel Kültür dalında lisans ve yüksek lisans okudu. İki yıl Zürih, 10 yıl Trondheim'da yaşadıktan sonra 2014 yazında eşinin memleketi Almanya'ya yerleşti. Şİmdi iki oğlu ve eşi ile sakin bir hayat sürmekte, ve Türkiye'nin Gezi Gençleri'nce yönetileceği çağdaş bir ülke olduğu hayalini kurmakta. // ENGLISH: Born in Ankara in 1974, moved to Istanbul at age 2. Spent lots of time with gymnastic and contemporary dance at early ages but last 15 years practices rather yoga. Married to an German man in 2002 and move to Zurich. Later lived 10 years in Norway/Trondheim and eventually settled down in Germany. Studied Media Science in Trondheim and finished master degree in 2012. Has two sons. Looking forward the days that Turkey is eventually leaded democratically by the Gezi youth.