Ankara’da yine bomba: Vicdansızlar!

“Terör amacına ulaşamayacak.” Ulan amaç mı kaldı? Adam bomba patlatmış halkını öldürmüş, propagandasını yapmış, binlerce masum insanı katletmiş ve bunu alışkanlık haline getirip belli aralıklarla bomba patlatır hale gelmiş, biz halen “amaçlarına ulaşmayacaklar” diyerek kendimizi avutuyoruz 30 yıldır!

Adam bomba patlatmış halkını öldürmüş, propagandasını yapmış, binlerce masum insanı katletmiş ve bunu alışkanlık haline getirip...

Sabah kalkmakta zorlandın yine her zamanki gibi.

Yorgan üstünde, bir o yana, bir bu yana debelenip duruyorsun her zamanki gibi.

Loading...

Uyuşukluk üstünde, yine her zamanki gibi…

Güneş her gün yaptığı şeyi yapıyor. Yüzüne vuruyor sıcaklığı, yine her zamanki gibi.

Sonra inadı bırakıp kalkıyorsun yataktan. Tuvalete geçiyor, işini görüyor sifonu çekiyorsun yine her zamanki gibi.

Dolabından, anacığının yıkadığı tertemiz mis kokulu elbiselerden birini seçip giyiyorsun yine her zamanki gibi.

Annen sesleniyor, “Oğlum, yavrum, kuzum, hadi kahvaltı hazır” diye, yine her zamanki gibi…

Koşarak mutfağa iniyorsun. Etrafta mis gibi kokular. Annen yumurtayı kayısı kıvamında tam da senin sevdiğin gibi hazırlamış yine her zamanki gibi.

Ailen, annen, baban, kardeşlerin ile mutlu, huzurlu bir kahvaltı yapıyorsun yine her zamanki gibi.

Sonra kahvaltın bitiyor. Hazırlıklarını yapıyorsun okula gitmek için yine her zamanki gibi.

Babanın elini öpüyor, sarılıyor, harçlığı kapıyorsun yine her zamanki gibi.

Annen, kapıda boynuna sarılıyor, saçını okşuyor, seni uzun uzun kokluyor, oh aslan evladım diyerek seviyor seni ve sonra diyor ki; “Oğlum, yavrum, kuzum Allah sana zihin açıklığı versin”.  Seni uğurluyor yine her zamanki gibi.

Sonra okula gidiyorsun. Derslerin iyi. Hocalarını da üzmüyorsun. Dersleri dinliyor, öğrenmek için elinden geleni yapıyorsun yine her zamanki gibi.

Ders arası okulun kantininde oturuyorsun yine her zamanki gibi.

Sonra kapıdan, o içten içe sevdiğin, en saf duyguların ile aşk beslediğin Elif giriyor yine her zamanki gibi.

Deli oluyorsun. Kalbin yerinden fırlayacakmışçasına atıyor. Bu sefer gidip konuşacağım diyorsun. Ama bir türlü cesareti toplayıp konuşamıyorsun yine her zamanki gibi.

Okuldan çıkıyorsun. Otobüse binip eve gitmek için durakta bekliyorsun yine her zamanki gibi…

Beklerken bir anda bir şeyler ters gidiyor. Her zamanki şey olmuyor sanki. Kulakların delicesine çınlıyor, sesler bir birine karışıyor. Dilsiz, âmâ ve sağır oluyorsun bir anda.

Sonra ne mi oluyor? O hiçbir şeyden habersiz bedenin al kana bulanıyor…

Şimdi hangi güç, irade, akıl, mantık, yavrusunu sabah okula koklayarak gönderen, sonra yavrusunun al kana bulanmış bedeni kendisine gösterilen o anneyi teselli edebilir? Kim bu annenin içinde ölene kadar yanacak ateşi söndürebilir?!

Vicdansızlar!..

13 mart ankara terör saldırısında hayatını kaybedenler

Biz halk olarak her gün, her zamanki gibi aynı şeyleri yapıyoruz, yaşıyoruz. Hayattan beklentimiz de işte o kadar. Bir gün lanetlenmiş bir yapı çıkıyor, hayatımızı, annemizi, babamızı, kardeşimizi alıyor bizden. Hiçbir şey yapamıyoruz.

İşin ilginç yanı artık şunu söyler olduk; “Bomba patladı yine her zamanki gibi”

Sonrası mı?

Lanetlemeler, beddualar, küfür etmeler, 3 gün sonra yine aynı tas aynı hamam hayata devam…

Bir de şu tabir var; “Terör amacına ulaşamayacak”

Ulan amaç mı kaldı?

Adam bomba patlatmış halkını öldürmüş, propagandasını yapmış, binlerce masum insanı katletmiş ve bunu alışkanlık haline getirip belli aralıklarla bomba patlatır hale gelmiş, biz halen “amaçlarına ulaşmayacaklar” diyerek kendimizi avutuyoruz 30 yıldır!

Yav he he…

Ne olurdu, “her zamanki gibi” yaşasaydık hayatımızı? Kahpeler dokunmasaydı masumiyetimize. Bebeler, kuzular ölmeseydi. Kimimiz yetim, öksüz, kimimiz evlatsız kalmasaydık. Kan bulaşmasaydı üstümüze. Şarapnel parçaları yapışmasaydı bedenlerimize. İnsan gibi, kardeşçe yaşasaydık vatanımızda.

Adına terör denen ne kadar unsur varsa, destekçisi, sevicisi, iğne ucu kadar dahi olsa menfaatçisi hepinizi sadece Allah’a havale ediyoruz.


Mahkeme-i Kübra’da görüşeceğiz…

Terörün maşalarını değil, direkt maşayı tutanları yok etmedikçe bu ülkenin gözyaşı hiç dinmeyeceğe benziyor.