23 Nisan neden kutlanmalı?

’23 Nisan Neden Kutlanmalı’ diye bir yazı yazıyorum. Bu bana cidden acı veren bir şey. Önümüz ve ardımız yas olmuş. Sağımız ve solumuz hüzün dolmuş. Göğe yükselmiş binlerce minik hayalet olmuş.

23 Nisan neden kutlanmalı

Çocuklar; masumdur onlar biliyor muyuz?

Bedenleri istismara maruz kalan melekler. Onlar çocuklarımız. 23 Nisan onların günü. Ama sadece 23 Nisan’da çocukları, 8 Mart’ta Kadınları yad edip de, diğer tüm günler bir çocuğun ve kadının katlinin ve tecavüzünün yıl dönümü olacak kadar çirkin bir yeryüzü yaratmışız biz. Ve bu boktan yeryüzünde, bir kaç saniyelik orgazm için bir ömür ter dökecek olanlara reva görülen bu mu dur?

Çocuk diyoruz. Masumdur onlar biliyor muyuz? ‘Çocuk’ kelimesini telaffuz ettiğimizde bile yüzümüzde bir tebessüm beliriyor öyle değil mi? Umarım beliriyordur. Umarım biz büyüklerin içerisindeki o çocuk halen yaşıyordur.

Ne ara bu kadar vicdansız olduk biz?

Loading...

Yaşadığına inandığım içimdeki o çocuğun aklına önce ölen çocuklar geliyor. Ölen çocuklar diyorum! Bomba yiyen, minik bedenlerine kurşun giyen, sokaklarda soğuktan titreyen, düzenli olarak istismara uğrayıp ruhları katledilen, daha 23 Nisan’ın bile ne olduğunu bilmeyen, o günü kutlaması için yaşaması gereken çocuklar…

Ve bize kaldıysa onlar için o günü kutlamak, vay hallerine diyorum. Bizler; ‘insanlar’. Şeytanı bile ürkütecek, onu bile kendi cehaletimizin ve karanlığımızın içine sürükleyip tövbe ettirecek kadar yozlaşmışız. Artık ‘insan’ sıfatını hak etmiyoruz. Yaptıklarımızla kendimizi kuruyorsak eğer. Kurduğumuz şeylere bir bakalım; Doğuda bir çocuk ölüyor. ‘Terörist çocuğu, büyüyünce aynı halt olacak, oh olsun’ diyenler oluyor. Batıda bir çocuk ölüyor biraz da onlar ölsün canım’ diyenler oluyor. Cesedi Türkiye sahillerine vuran bir çocuk, Aylan bebek vardı. O zaman insanlığın vicdanı ayyuka çıkmıştı bir kaç saat kadar. Haber kanalları bir kaç gün kadar konuştu. Sosyal medyada yazıldı, çizildi, konuşuldu, paylaşıldı ama, çocuklar ölmeye devam etti. Kimsenin yüreği yumuşamadı. Çocukların ölümleri engellenmedi. Birleşmiş Milletler birleşmedi. Haklılar çünkü bu işde kar yok!


Çocuğun dini veya milleti olur mu?

Ama bunu sorgulayacak, ölümlerini ayrıştıracak hatta buna sevinebilecek kadar umutsuz ve aşağılık olanlar var bu yeryüzünde. İnsan olun demiyorum size artık, siz onu aşmışsınız belli ki. ‘Ben çocuk öldürmedim, hiç de istismar etmedim!’ diyenlerin o masum zihinlerini bir sorgulayalım o halde. Peki sen ne yaptın bunca zaman, bunca şey olurken? Hiç elin bir çocuğun omzuna değdi mi? Hiç yemek aldın mı o sokakta yaşayan çocuğa? Hiç ayakkabıları boyayan o çocuğun dayağını engelledin mi? Hadi bunlara da gücün yetemedi diyelim. Tartı taşıyan, mendil satan çocuğa, onu terslemek yerine, insanca durumu anlattınız mı? Bunu kendinize olan saygıdan ve vicdanınızdan mı yaptınız peki? Yoksa yanı başınızda olan hatun/erkek veya çevredeki insanların dimağlarında iyi bir duyarlı profili çizmek için mi yaptınız? İçinizde bile yaptıklarınızın hesabını tutan bir defter var. Her yerde hazır ve nazır olan göz görmese yine de yapar mıydınız peki?

Çikolata ve şekerin tadını unutmuş, hiç balon taşımayan ama yarattığımız dünyanın acılarını omuzlarında taşıyan çocuklarımız var. Onlar 23 Nisan’ı  kutlamalı. Ve diğer günler de yaşamalı. Doyasıya hem de, olması gerektiği gibi. Tıpkı bizim fabrika ayarlarımıza geri dönüp, içimizdeki o çocuğun elinden tutmamız gerektiği gibi. Kutlayın 23 Nisan’ı buna yüzünüz varsa eğer!

Çocuğun Atatürk’e efsane cevabı: Benzemez kimse sana!