Devlet Tiyatroları: Eğer Bu Bir Film Olsaydı

Eğer Bu Bir Film Olsaydı: 1992 Yugoslavyası… Savaş her yerde… Bosna Hersek bağımsızlığını ilan etmiş…
Saraybosna kuşatma altında…

Devlet Tiyatroları: Eğer Bu Bir Film Olsaydı

Bu dönemi yaşamakta olan Ziriç ailesinin hikayesini, evin büyük oğlu Alaaddin, aklında kalan anılarıyla anlatırken bizde yaşananları yakından izleme fırsatı buluyoruz..
Eğer Bu Bir Film Olsaydı…
Nasıl bir kurgu yapardı kimbilir….

Devlet Tiyatroları Eğer Bu Bir Film Olsaydı-2

Devlet Tiyatroları Eğer Bu Bir Film Olsaydı-3

Yazan: Almir İmsireviç  / Çeviren: Bilge Emin / Yöneten: Bilge Emin / Dekor tasarım: Nurettin Özkönü

Giysi Tasarımı: Nalan Alaylı / Işık Tasarımı: Serhat Akın / Müzik: Çağrı Beklen /  Yönetmen Yardımcısı: Eylem Yıldız / Yönetmen Asistanı: Serap Yılmaz / Sahne Amiri: Mahsuni Yılmaz / Kondüvit: Merve Akgül /  Işık: Kumanda Rüştü Karabayram
Oyuncular
Burak Şentürk, Mine Tüfekçioğlu, Burak Altay, Gönen Aykaç, Barış Bağcı, Berk Sezenler, Emre Yeşilöz
Devlet Tiyatroları: Eğer Bu Bir Film Olsaydı
Eserin konusu: Boşnak yazar Almir İmşireviç’in bu oyunu, Yugoslavya’nın 1990 yılından sonraki parçalanma ve bu ülkedeki halkların birbirlerinden ayrışma sürecine ilişkin bir öykü. Avrupa’nın ortasında yıllardır birarada yaşamış halklar, bu süreçte, uygar bilinen refah içindeki devletlerin kışkırtmalarıyla bir kaosun içine sürüklenirler. Oyun, tetiklenen etnik nefret duyguları, bağnaz milliyetçi görüşler ve İslamiyeti dışlama davranışları sonucunda Balkanlar’da yaşanan bu unutulmaz acıları, küçük bir aile içindeki ilişkiler çevresinde, duyarlı ve etkili bir sahne diliyle anlatıyor.

Yayınevi: Mitos Boyut Yayınları

Tür / Konu: Sahne Sanatları

Perde: 1 saat 10 dakika

Devlet Tiyatroları: Eğer Bu Bir Film Olsaydı

Oyun hakkında Ekşi Sözlük’teki yorumlar:

1992 yılı; saraybosna’nın kuşatma altında olduğu dönemde ziriç ailesinin hikayesini büyük oğulları Alaaddin’in ağzından anlatan oyun. İstanbul devlet tiyatrolarında mart ayından itibaren sahneleniyor.

***


istanbul devlet tiyatrosu’nun tek perde ve yaklaşık 70 dakikalık taze oyunu. metin olarak çok derin değil. büyük cümleler yerine daha yalın bir anlatım seçilmiş. biraz kimliksiz gibi. misal orası bir boşnak evi değil de herhangi bir ev de olabilir. belki yazar tam da bu evrenselliğin altını çizmek istemiştir. yine de insanın boğazına düğümlenen bir oyun. söylenemeyen sözler gibi. ve samimi. sürekli didişen baba-oğul gibi… paylaşılan bir haşlanmış patates gibi… indira gandhi gibi…

***

fakat oyunun ısınması biraz sürüyor. baştan oldukça durağan. oyunculuklar da biraz oturmamış ama oyunun tazeliğine veriyorum. dekor sade, oyuncak tren aşırmalık. özellikle araya giren anılar/haberler çok etkiliyor insanı. 90’lar sanki daha dünmüş gibi ama neler yaşamışız, neleri unutmuşuz yaa. yani eğer bu bir film olsaydı orta derece derdim ama gerçek olunca….