Bir çocuğumuz olursa adı Deniz olmalı!

Sözleri Hüseyin Karakuş’a ait olan “Adı Deniz Olmalı” türküsünü dinledikten sonra ölümünden 44 yıl sonra Deniz Gezmiş’i anmak için hissedilenlerin kağıda dökülmesi gerekirdi… Sen asla kurumayacaksın Deniz Gezmiş!

deniz gezmiş

Bir çocuğumuz olursa adı Deniz olmalı!

Bak, gülüm!

Bir çocuğumuz olursa adı Deniz olmalı!

Deniz olmalı ki; deniz gibi mavi, dalgalı ve hırçın olmalı!

Yani öyle bir şey…

Gökyüzünün mavisi, denizle buluşsun, ufuk çizgimiz olsun!

Ama, asla ucu bucağı olmasın, kesilmesin çizgisi…

Bir çocuğumuz olursa adı Deniz olmalı!

Zaman zaman durgun, vakti geldiğinde ise dalgası boyu aşmalı!

O kadar boyu olmalı ki biri, dokuzu, bir biri daha olmalı…

Ağırlığı, özgül ağırlığı olmalı…

Avuçlayıp kaldırdığımda sekizi, yedisi olmalı; birleştirdiğimde rakam 87 olmalı!

Bir çocuğumuz olursa adı Deniz olmalı!

Deniz olmalı ki; deniz gibi baksın; deniz gibi genç olmalı ve yaşı 25…

İdealleri, düşünceleri bir ömür olmalı…

Hayata karşı arsızlaşmalı!

Burcu, balık; kabanı, deniz yosunu yeşil kalmalı…

Deniz’im büyümeli, yürümeli, serpilmeli…

Bedeni, kendisi gibi; fikirleri, işledikleri…

Sabahın köründe sen; börek, çörek açmalısın, ben ise gazetemi…

Arkadaşları gelmeli, Yusuf’u, Hüseyin’i, Mahir’i…

Onlara güneş vermeli, büyütmeli…

O güneş, yakmalı; seni, beni, herkesi…

Direnmek nafile; kırılmış bir kere kalemi,

Yakacaktır, oğlumuz Deniz’i…

Olsun, üzülme gülüm; aydınlatır onun ateşi ülkemi…

Kanatları olur, alır seni, beni, bizi…

Bir çocuğumuz olursa adı Deniz olmalı!

Halkın aldığı nefes, sıhhat olmalı…

Anıları kalmalı, onunla yoğrulmalı…

Bir küçük tebessümü bana umut olmalı…

Ona sarılmalı, teselliyi onda aramalı…

Yokluğuna alışmalı…

Canın sıkılırsa Mayıs 1972’yi aç bak!

Ama, ağlama, sızlama…

Unutulur mu, unutulabilir mi?

Saydık, tam 44 kere bak!

Tekrar, tekrar…

Arkasından kaç Deniz geldi bilinmez!

Sevgisi, özlemi; bitmez, tükenmez…

Bir çocuğumuz olursa adı Deniz olmalı!

Kavgası kundaktaki çocuk, bastonlu Ahmet Amca için;

Köylü Hasan, madenci Orhan, şoför Burhan için olmalı…

Haksızlığa karşı haykırmalı, boğuşmalı…

Elinde orağı, çekici; başında kızıl beresi olmalı…

Özgürlüğün adını dağa taşa yazmalı!

Ateş Böceğinin Peşine Düşen Denizler

***

NOT: Bu yazıda Hüseyin Karakuş’un türküsünden esinlenilmiştir…

Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…