Gençlik ses veriyor: Bu bir özür yazısıdır!

Gençler okulları için, gelecekleri için ses veriyor. Türlü türlü sınavlarla beyni uyuşturulmaya çalışılan çocuklar, geleceğine sahip çıkıyor ve tüm bunları en demokratik haklarını kullanarak yapıyorlar.

Gençlik ses veriyor: Bu bir özür yazısıdır!

Gün haklıya hakkını verme günü. Gün senelerdir; apolitiklikle, asosyallikle, ülkesinden bihaber olmakla eleştirdiğimiz gençlere hakkını verme günü. Evet, hep eleştirdiğimiz milenyum çocukları ses veriyor.

İlk ses Kabataş Erkek Lisesi’nden

Peki ya sorun tam olarak nasıl başladı? İlk ses bilindiği üzere Kabataş Erkek Lisesi ile başladı. Bir mezuniyet töreni düşünün ki törende okul müdürü konuşurken mezun öğrencileri sırtını dönüyor. Aslında her şey o meşhur “proje okul” uygulamasıyla başlıyor. Proje okul, konumuzla ilgili olan kısmı müdürün direkt bakanlık tarafından atanması ve müdürlerle beraber değişen okul gelenekleri. Senelerdir bütçe sıkıntısı yaşamayan birçok okulda, ortaya çıkan bütçe sıkıntıları(!) sebebiyle ardı ardına iptal edilen gelenekler. Değişen sistemler, sisteme karşı çıkan gençler ve buna cevapsız milli eğitim! Peki ya milli eğitimin esasen görevi nedir? Sadece beyni bilgisayar gibi çalışan, sadece içinde bilgi olan yetişkinler yetiştirmek midir? Yoksa düşünen, tartışan, kendi fikrini savunan gençler yetiştirmek midir? Kısaca amaç tek tip bir gençlik oluşturmak mıdır yoksa fikri hür vicdanı hür bir gençlik midir?

Değişen sistemler, sisteme ses çıkaran gençler

Bakınız Gazi Paşa milli eğitimle ilgili şöyle söylüyordu:“Milli Eğitim’in gayesi yalnız hükümete memur yetiştirmek değil, daha çok memlekete ahlaklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılapçı, olumlu, atılgan, başladığı işleri başarabilecek kabiliyette, dürüst, düşünceli, iradeli, hayatta rastlayacağı engelleri aşmaya kudretli, karakter sahibi genç yetiştirmektir. Bunun için de öğretim programları ve sistemleri ona göre düzenlenmelidir.” 

Yıl 2016… Her yıl değişen eğitim ve sınav sistemleri altında: TEOG’a çalış, LYS’ye çalış, KPSS’ye çalış! Sonuç: bilgisayar hafızalı çocuklar! Ezbere 3 basamaklı rakamları çarpan ama bakkala gidemeyen, TEOG’da rekor kıran ama “günaydın” demesini bilmeyen çocuklar. Sistem çocukları… Çarkların içinde dönen, sisteme uymayanların öğütüldüğü, törpülendiği robotlar nesli ve tüm bu süreci yap – boz eğitim sistemiyle sağlıyorsunuz.


Sizin yüzünüzden, sizden dolayı mahvolan hayatlar. Sizin oluşturduğunuz çarkların arasında okul sistemini bitiren ve yine o sistemin içinde boğulan, yaşam mücadelesi veren yetişkinler. Sizin diyorum çünkü 30 ‘a 1 kala bitirmişken eğitim (!) sürecini, ben de geçtim hepsinden bir bir ve şimdi dişlilerin arasında sıkışıp kalan milyonlar gibi yaşam mücadelesi veriyorum. Tabii ki bir de varlık mücadelesi…

Tüm bunlara rağmen benden sonra gelenleri gördükçe umutluyum. Çünkü o eleştirdiğim çocuklar ses veriyor. Haydi, bu kez siz de ses verin seslerine! Ses vermiyorsanız kulak verin! Bir kez olsun bakın gözlerine, dinleyin sözlerini; ötekileştirmeden, ayrıştırmadan… Bu ses gençlerin sesi! Bu ses geleceğin sesi! Duyun bu sesi! Duyun ki temelli dönmesinler sırtlarını! İlla bir şeyler hissedecekseniz utanın! Utanın daha önce duymadığınız için! Utanın en doğal hakkınıza saldırılırken ses çıkarmadığınız için! Utanın ve anlayın çocukları. Bir de özür dileyin; bunca zaman hep dünyadan bir haber gördüğünüz için! Kendi adıma özür dilerim çocuk; bunca zamanı vurdumduymaz diye atfettiğim için!