Kazanan mı yoksa kurban olan mı olmak istersiniz?

Oyunda ne kazanan ne de kaybeden vardır aslında. Her iki taraf da birbirine karşı görevli ve herkes kendinden sorumlu olduğunu fark ettiğinde her iki taraf da kazanmakta ve gizli bir işbirliği içerisindedir.

Kazanan mı yoksa kurban olan mı olmak istersiniz?

“Hayatınızı yaşamanız için sadece iki yol vardır: Biri hiçbir şey mucize değilmiş gibi yaşamak, diğeri ise her şey öyleymiş gibi.” Albert Einstein

Yaşamımızı bir dizi deneyimle sürmekteyiz. Bunların bir kısmının farkındayız bir kısmını ise sadece deneyimledikten sonra anı olarak hatırlıyoruz. Yani olan olmuş ve bizde izleri kalmıştır sadece. Şüphesiz her bir deneyim kendi içinde derslerini gizlemekte.

Biz bu dersleri görene kadar ve yaşadığımız deneyimde kendimizi ve deneyimi paylaştıklarımızla bize öğrettiklerini fark edene kadar benzer deneyimler tekrar eder durur. Belki oyuncular değişir ama sahne benzerdir, deneyimlenen duygular ise aynıdır.

Her seferinde duygular daha da şiddetlenir ta ki biz dibe vurana kadar, “yeter” diyene kadar. İşte o an bildiklerimizin dışında bir şeylerin de olduğunu fark ederiz. Bazen bu dibe vuruşlar kendi farkındalıklarımızın içinde olurken bazen de görmezden geldikçe kendimizi hasta etme noktasına getiririz. Bu durumda artık davranışlarımızda değişme kararı almışızdır, biz değişince o deneyimdeki kişilerin de bize karşı görevleri de bitmiş demektir, onlar da değişir.

Bu oyunda ne kazanan ne de kaybeden vardır aslında. Her iki taraf da birbirine karşı görevli ve herkes kendinden sorumlu olduğunu fark ettiğinde her iki taraf da kazanmakta ve gizli bir işbirliği içerisindedir.

Yaşadığımız deneyimlere anlam vermek bizim seçimlerimizi ifade eder

Kazanan mı yoksa kurban olan mı olmak istersiniz?

İstersek kazanan tarafı seçeriz. Kazanan her zaman kişisel sorumluluğu alma cesaretini gösterebilendir. Bu kişiler hayattan ödüllerini alırlar. İstedikleri her şeyi yaratabilirler. Çünkü kendi içlerindeki güce inanırlar, kendilerine güvenirler. Sorumluluk almak seçimlerimizin arkasında durmak anlamına gelir. Kararlığımız ve inancımız yeni davranış biçimleri, yeni düşünceler ve yeni duygular kazandıracaktır. Bu sayede hayat, mucizeler dizisi haline gelir.


Oysaki yaşamlarını kendi gerçekleri dışında görenler, yaşamlarının sorumluluğunu başkalarına bırakanlar yaşamın mucizelerini göremezler. Onlar için hep dışarıda bir şeyler olmaktadır ve olanların kendileriyle hiç bir bağlantısının olmadığını düşünürler. Yaşamlarının, oluşturdukları dünyanın farkında olmazlar. Adeta kurban edilmiş gibidirler.

Bazen farkında olmadan yarattıklarının yükü altında kendilerini ezilmiş hissederler. Onların dibe vuruşları karşısında tepkileri isyandır. Sorumluluğu kendilerinde aramadıkları için yaşadıkları deneyimin getirdiği sorumluluğu alamadıklarından bu sorumluluğu üzerlerinden isyan ederek atmak isterler. Böylece kaybeden olurlar.  Kendilerini masum ve mağdur zannederler. Yazık ki bazen yarattıkları mucizeleri bile kendileriyle ilişkisini kuramadan yaşamlarını sürdürürler.

Evet, arkadaşlar yaşam hepimizin, seçimler hepimizin! Ne istersek o oluruz.