Muhafazakarlık Meselesi (3): Neden oruç tutarız?

Ramazan ayındayız, malum yaz aylarında günlerin uzamasıyla beraber oruç tutmak giderek daha zor hale geliyor. Allah oruç tutanlara, tutabilenlere güç ve sabır versin. Özellikle çalışan insanlar için bir hayli bir zor ibadet dönemi. Oruç nefsi terbiye etmek olarak bilinir; peki nefsi doyuruyor muyuz, terbiye mi ediyoruz?

Muhafazakarlık Meselesi (3): Neden oruç tutarız?

Muhafazakarlık Meselesi (1)

Muhafazakarlık Meselesi (2)

Ramazan ve oruç kavramları üzerine çok düşünmüştüm bir zamanlar. Karşılaştırmalı dinler incelemelerini çok sevdiğimden pek çok dinde farklı şekillerle uygulana gelen oruç – niyet meselesi ayrıca dikkatimi çekmiştir. Ülkemizde şu anda uygulanan oruç ise sadece gıda kısıtlama şeklinde görüldüğü için bu kavramı sizlerle biraz tartışabilmek adına bu yazıyı kaleme alıyorum.

Neden oruç tutarız?

Dünyada binlerce dini inanç mevcut. Tüm sistemin bu dünyadan ibaret olduğunu zanneden inançlar neredeyse yok gibi. Çoğu inanç sistemi dünyadan öncede bir çeşit hayatın olduğunu, inanç sistemlerinin tümü ise dünyadan sonra bir hayat olduğunu söylemekte.

Dünyadan sonra hayat olduğu düşüncesiyle dünyada neden bulunduğumuzu sorguladığımızda çoğunlukla şunu görüyoruz; nefsi terbiye etme. Bu nefis kelimesinin içerisinde her şeyi koyabiliriz. Yalan söylememekten kul hakkı yememeye, mal paylaşımına kadar bize ibadetler ile öğretilmeye çalışan şeyler nefisi yönetebilmekle ilgilidir.

Dolayısıyla bu dünyada almamız gereken derslerin çoğunun nefisten geçtiğini söyleyebiliriz. İşin ilginç yanı gnostik İncillerden Zebur’a, on emir’ den paganlara, şamanlara, Müslümanlığa kadar dünyanın alınması gereken dersleri birbirine yakındır. Dinlerde; ibadet, şekiller, ritüeller, gelenekler, semboller farklı olsada bu dünyadan ayrılmadan tamamlanması gereken işler benzerdir.

Bu bilgiler oruç – niyet ve Ramazan konusunu çok önemli kılmaktadır. İbadetler arası ayrım yapmak belki doğru değildir ama büyük sistemin en önemli öğelerinden birinin oruç (nefsi terbiye) olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Nefsi doyurma değil nefsi terbiye

Tabi yukarıdaki girizgah çok ılımlı görülsede ülkemizde hiç bir mistik ve Mevlevi temele oturmadan tutulan oruçların o kadar ılımlı olduğunu söylemek mümkün değil. Tok açın halinden anlasın, nefsine hakim olsun”. Sadece akşam haberlerini bile izlemek bu cümleye inanmamak için yeterli.

Muhafazakarlık Meselesi (3): Neden oruç tutarız?
İftar mı, israf mı?

Ramazan alış – verişi diye bir şey var bir defa. Oruç tutan kişiler Ramazan ayında daha büyük bir tevazu içine girmektense adeta 11 ay lüzumsuz ve lüks gördükleri pek çok gıdayı evlerine almaktalar. Hani biz fakirleri anlayacaktık? Ayrıca şöyle bir durum daha var; akşam evinde yemeği olduğunu bilen, sahura kadar ertesi gün kendisine yetecek kadar şey yiyebileceğini bilen bir kişi nasıl bu imkana sahip olmayanı anlayabilir?

Geçen gün bir arkadaşımın sosyal medyada paylaştığı bir fotoğrafı gördüm. Sahur için bir lokantadalardı. Mükellef bir sofranın önünde resimlerini paylaşmışlar. Zaten yakınlarda değiştirdiği arabasında da tercihini, 50.000 TL’lik bir Japon arabasından yana değil de 150.000 TL’lik bir Amerikan arabasından yana kullanmıştı. Şimdi bu nefsi terbiye midir? Oruç mudur? Açın halinden anlamak mıdır? Tevazu mudur? Dini her ibadeti bir şekilde lükse dokundurmayı en iyi başaranlar Müslümanlar sanırım. Bu nefsi terbiye değil ki, nefsi doyurma!

Boşuna eziyet etmeyin kendinize!

“Manasını bilmeden ibadet eden kişi değirmen döndüren eşeğe benzer”. Abdulbakir Gölpınarlı hocanın hazırladığı bir hadis kitabından aldığım bu hadis bir rivayetten ibaret midir bilemeyiz ancak çok manidar olduğu açık. Bir ibadetin temeline inmeden, ne için o ibadeti yaptığını bilmeden yapılan ibadetler işte yukarıda örneğini verdiğim kadar olur, o da dejenere olur zaten.

Geçtiğimiz günlerde yaşadığım başka bir hadiseyi örnek vermek isterim; oruç tutan bir arkadaşıma döndüm ve dedim ki “sen genelde aç kalmaya fazla dayanamazsın, sinirli olursun ama bak maşallah orucu iyi idare ediyorsun” bu kişi ilk defa oruç tutmuyor ancak oruçluyken küfür etmemek gibi örnek bir kişi olmaya çalışmak gibi bir teamül vardır halk arasında o da ona uyuyor.

Ramazan ve sabır

Bakınız, eğer mistik – Mevlevi bir temele inilmeden tutulan oruçlar bu kişilerde bir işe yarasaydı o zaman bu kadar oruçtan sonra Ramazan dışındaki aylarda aç kaldığında sağa sola saldırmıyor oluyordu. Oruçta ulaşılması gereken nokta nefse hakimiyet değildir çünkü nefsinize sadece hakim olursanız Ramazan boyunca “sabrediyor” olursunuz.

Ancak nefsi terbiye ederseniz o zaman işte Ramazandan sonrada Allah nazarında makbul insan olarak yaşamayı sürdürebilirsiniz. Bu haliyle baktığım zaman orucu sadece bir sağlık yarışına çevirmiş durumda toplumumuz. Diyanet, 100 yılda daha kıbleyi bulamamış ki; bu yüzden sahur vaktini yanlış hesaplamasına şaşırmıyorum. Ramazan sofraları! Ramazan sanki nefsi terbiye ayı değil de bir çeşit lale devri. Bunun adı da Ramazan Bereketi!

Halbuki olması gereken tam tersidir. Eğer ben Ramazan boyunca yemek tercihimi o çorbadan değil bu çorbadan yana kullanabiliyorsam bir irade gösteriyorum demektir.

Kişiler eğer belirli saat hiç yemeyip sonra her şeyi yiyorsa irade bunun neresindedir? İrade, tercihin olduğu yerde geçerlidir.

Muhafazakarlık Meselesi (3): Neden oruç tutarız?
Belediyelerin kurduğu iftar sofraları

Öyle gözlemliyorum ki her ibadetine sadık olmasa da toplumumuzun hatta toplumların oruç ibadetine ayrı bir saygısı ve oruç tutmaya çalışmak yönünde bir eğilimi var

Bu sebeple istiyorum ki herkes ne yaptığının ne yapmaya çalıştığının farkında olsun. Bizim aç – susuz kalmamızın nefsimiz üzerinde gelişmeye yol açacak bir derinliği yoksa sadece aç ve susuz kalıyoruz demektir. Kullarının aç kalmasının yaradanın nezdinde nasıl bir haz yaratıyor olabileceğini düşünmektesiniz? Biz bir canlıyı kurban ederek ya da kendimizi aç kalarak yaratana hiç ama hiç bir şey katamayız. Sadece kendimizi eğiterek O’ nun gözünde makbul bir insan olma yolunda kendimizi geliştirebiliriz. Zaten tüm derslerin amacı bu değil miydi?

Lütfen önce kendinize dürüst olunuz.

Sizin için Allah’ ın gözünde makbul bir insan olmak mı daha değerli?

Yoksa kredi kartı bonusu gibi sevap toplamak mı?

Pek çok alimin ve azizin söylediği “nefsini öldür ölmeden” sözü sizin için dinde varılacak bir nokta mı?

Yoksa bu dünyadan ayrıldıktan sonra daha serin bir ebediyet istediğiniz için mi sabrediyorsunuz Ramazanda?

Ben hiç bir dini ritüelin boş ve amaçsız olduğunu düşünmüyorum. Ancak her ibadette hakkını vermek için vardır. Bunun ruhani temeline inmeye çalışmak gerekir. Diğer türlü aç kalmaktan başka bir şey yapmadığımızdan dolayı dünya için de insanlık için de bir işe yaramamış oluyoruz. Ramazan ayının başlaması ile çıkışında aynı kul isek Ramazanın ne anlamı var?

PAYLAŞ
Önceki yazıÖzgürlüklerin katlediliş hikayesi
Sonraki yazıUmut dolu yarınlara koşan umutsuz gençlik
İşletme ana bilim dalında lisans, Eğitim Bilimleri ana bilim dalında yüksek lisans eğitimi aldı. Romanya’ da sinerji iletişimi ve takım çalışması, Almanya’ da kariyer ve yetenek yönetimi konularında araştırmalarda bulundu. İki adet AB projesinde kolaylaştırıcı olarak görev aldı. Türkiye Etik Değerler Merkezi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi. Bu kapsamda çeşitli üniversitelerde etik üzerine konferanslar verdi. Firmalarda ve iş profesyonellerinde etik bilincinin arttırılmasına yönelik uygulama ve seminerler geliştirdi. Çeşitli eğitim ve danışmanlık firmalarında Proje Müdürü olarak, İstanbul’ da iki adet vakıf üniversitesinde Kariyer Uzmanı olarak görev aldı. Kendisi halen İndigo Dergisi’nde Yönetim Meselesi adlı köşesinde yazmaktadır. Motivasyon, Markalama, Liderlik, Etik, Satışta Bütünlük Sistemleri eğitimleri veriyor. Kısaca, yönetim sanatına gönül vermiş bir konuşmacı, danışman ve yazar.