Olmak ya da olmamak! İşte asıl mesele bu!

Olmak ya da olmamak! İşte asıl mesele bu! William Shakespeare’in dizelerinde kayboldum yine kendimi ararken, anın içinde var olmaya çalışırken, ne önemi vardı olmanın  ya da olmamanın? Sonsuz, sınırsız evrenlerin içinde…

Olmak ya da olmamak! İşte asıl mesele bu!

Ama yaşamın içinde asıl meselenin bu olduğunu farkettim. Sonsuz ve sınırsız evrenleri gerçek kılmanın yolu olmaktan geçiyordu.. Kendin olmak, sonsuz olmak, ebediyen var olmak, kendini gerçeğinin içinde var edebilmek, içini dışınla bir edebilmek…

Kimileri için olmak kendi içinin dışına tam yansımasıydı. Olduğunca, olabildiğince, yargısızca,  koşulsuzca, sevgiyle, aşkla. Mevlana misali “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol”…

Her insan kendi bilinçaltı zeminindeki kayıtlarını ya tam yada  yarı yansıtır.Her yansıtmanın arkasında ihtiyaçlar vardır.  Kendi istekleri ve arzularıyla buluştuğunda  yaşam döngüsü dengelenir. Eğer zeminindeki kayıtları ona bir şekilde ailesi, ebeveynleri, öğretmenleri veya toplum tarafından öğretilmişse ve eğer insan bunları kendi içsel süzgeçlerinden geçirmeden olduğu gibi kabul etmişse kendisiyle ayrışacaktır..  Bunun anlamı öğrendikleri ve kabul ettikleriyle yapmak istedikleri arasında çıkan uyuşmazlıktır. İnsan buna karşı direniş gösterir. İhtiyacımız olan; farkında olmadığımız ihtiyaçlarımızla buluşup yaşam döngüsünü tamamlamaktır.


Bu durumda insanın nasıl mutlu olacağı ile ilgili  keşfetmesi gereken yer içsel dünyasıdır. Kendisiyle temasa geçen insan seçimlerinde de kendisiyle temas halinde olduğunun farkındalığı içinde olursa yaşamında değişimi gerçek kılar. Bu değişim kişinin ‘olmak ’ olan yolculuğunun başlangıcıdır.  Değişim yaşadığımız deneyimlerin sonuçlarını içimize almaktan, olanı olduğu gibi kabul etmekten geçer. Olan karşısındaki direnişimizi farkettiğimizde ve olan”ı olduğu gibi kabul ettikten sonra olan”ın altındaki çalışan dinamiklerin kişiyi nasıl etkilediğinin farkına varmamız  bizim olan ile uyumlanmamız anlamına gelir. Uyumlanmak, uyum içinde olmak; kişiyi sorumluluk sahibi, yaratıcı ve güvenli kılar.

Olmak ya da olmamak! İşte asıl mesele bu!

Ruh gücünün ardında dimdik durabilmektir olmak, kendimize; kendimizin en doğal ve saf halimizi yaşamamıza izin vermektir. Tüm evrenle birlikte gerçekten varolabildiğimiz gerçeğine uyanmaktır.Tamamlanmak ve bütünlenmektir.  Bu idrak ile seçimlerimizi yapmak ve olanın, olabilenin içinde direnmeden, sevgi ve saygıyla akmaktır olmak. Ne cesur olmak ne de korkuyu içimizde barındırmak sadece sevgi, uyum, neşe  ve denge içinde olabilmektir.

Ve asıl mesele hiç bir şey olmadığımızı zannettiğimizde aslında gerçeğin ta kendisi olduğumuz farkındalığı içinde yaşamı kucaklamaktır…