Ravne Tüneli: 30 bin yıllık gizem

Ravne Tüneli, 10 bin yıllık geçmişiyle Mısır piramitlerinden, Stonehenge’den çok daha önce yapılmış. Göbeklitepe ile neredeyse yaşıt. Bölgedeki medeniyet ise 30 bin yıl önceye dayanıyor. Ravne Tüneli’nde neler keşfedileceği merakla bekleniyor.

Ravne Tüneli'nde gizemli keşif: 30 bin yıllık tarih

Gezegenimiz sessizce dönmeye devam ederken ve birçoklarımız kısır döngülerin içinde kaybolmuşken, yürekli ve umutlu insanlar dünyamızın ışıklı geleceği için iğneyle kuyu kazmaktadırlar.

Ravne tüneli, Bosna-Hersek’te, Bosna piramitleri olarak bilinen piramitler vadisinde, 2005 yılında bulunan bir mağaranın işlenmesiyle ortaya çıkmış, ucu bucağı belirsiz bir yeraltı labirentidir.

Tünel keşfedildiğinden bu yana hakkında çok çeşitli yorumlar yapıldı. Ancak Ravne tünelinin özellikleri artık biliniyor, çeşitli laboratuvar testleri ve enerji ölçümleriyle de bilimsel olarak kendini kanıtladı. Öte yandan tünelin içinde hissettikleri ve deneyimleriyle ikna olan çok sayıda insan artık Ravne tüneline akın ediyor.

Akın etmekten söz ediyorum; çünkü bugün sadece Vietnam’dan yüz elli kişi bu tünelleri gezmek, enerjisini algılamak, deneyimler yaşamak için burada ve tünele girmek için ilk kez sıra bekleniyor.

Ravne tünelini keşfim çok eski değil, henüz 2014 yılında gerçekleşti. Ravne tüneline girip etkilenmemek mümkün değil. Eğer enerjiyi biraz hissediyorsanız o zaman burası bir dünya harikası ve bizi kadim geçmişimizden henüz uzaklardaki parlak geleceğimize bağlayan özel bir tünel.

Ravne Tüneli'nin yapımı 10 bin yıl önceye dayanıyor.

Ravne Tüneli’nin yapımı 10 bin yıl önceye dayanıyor.

Bence tarih olarak şimdi tam ortada, kadim geçmişimizle ışık dolu geleceğimiz arasında bir yerlerdeyiz. Ravne tünelinin içinde ve tünelin dışını kaplayan güneş piramidinin yüzeyinde bulunan malzemelerin karbon testleri 10.000 ile 30.000 yıl sonuçlarını verirken, bu testleri yapan bazı Avrupa laboratuvarları test sonuçlarını saklamaya bile kalkışmışlar. Çünkü buradaki bulgular, dünya tarihini altüst edecek boyutta. Yaklaşık 10.000 yıl önce bir yaprak, ilahi bir görev alarak rüzgarla havalanıyor ve Güneş piramidinin yüzeyini oluşturan beton blokların içine düşerek binlerce yıl sonraya bir mesaj götürüyor. 2010 yılında gönüllü bir İtalyan arkeolog grubu bu yaprağın yapıştığı taş parçasını bularak karbon testleriyle piramidin yaşının bilimsel açıdan onaylanmasına aracılık ediyor.

Ravne Tüneli'ndeki kazılarda bulunan yaprak karbon testi sonuçlarına göre 10 bin yaşında
Ravne Tüneli’ndeki kazılarda bulunan yaprak karbon testi sonuçlarına göre 10 bin yaşında.

Biz en iyisi tünele şöyle en başından bakalım: Girişi bir mağaraya ya da maden ocağına benziyor. Burası, çevrede yaşayan çocuklar tarafından bir mağara olarak bilinirmiş. Bosna piramitlerini keşfeden arkeolog ve piramit uzmanı Dr. Semir Osmanagiç, tüm piramitlerin altında mutlaka tüneller olduğunu bildiği için burada araştırmaya başlamış, bölgedeki çocuklarla birlikte yaptığı keşiflerde kendisine bu mağara girişi gösterilmiş ve bu başlangıç olmuş.

Dr. Semir Osmanagiç bosna piramitleri ravne tüneli
Dr. Semir Osmanagiç

Mağaranın ağzı genişletilip içeriye doğru temizlik başlamış. Burada bir kazı söz konusu değil, herhangi bir cihaz kullanılmıyor, çünkü tüm duvar yumuşak çakıl taşı ve kum karışımı olan nemli bir dokudan oluşuyor.
2014 yılında buraya ilk kez geldiğimde meraklı turistler, bilim insanları ve enerjiyi hissedenler çoğunluktaydı ve tünellere rahatlıkla girilebiliyordu. Ancak bugünlerde Bosna Piramitleri ve Ravne Tüneli tüm dünya tarafından tanındı ve birçok araştırmacının, tarihçinin ve enerji çalışması yapanların odak noktası haline geldi.

Dünyanın her yanından buraya akın eden gönüllüler tünelin büyük bölümünü kazma ve küreklerle açıyor ve kazılarda yoğun titreşim oluşturacak hiçbir cihaz kullanılmıyor. Tünellerin içi, daha doğrusu tüneli oluşturan kanalların içi ise daha yumuşak olan başka bir malzemeyle dolu. Gezi sırasında rehberler bununla ilgili açıklama yapıyor ve yakından bakıldığında iki malzeme yapısının farkı oldukça açık belli oluyor.

ravne tünelleri nereye gidiyor?

Peki, bu tünelleri kim doldurup kapattı? Bu tüneller nereye gidiyor? Başkalarının ulaşımı neden engellenmek istenmiş ve bu varlıklar ya da insanlar kimlerdi?

Tünellerin içindeki karbon testlerinde üç farklı kültürel düzey bulunmuş: Tünellerde bulunan megalitleri oraya yerleştiren 32.000 yıllık ilk uygarlık, tünelleri ve piramitleri en az 10.000 yıl önce inşa eden diğer uygarlık ve tünellerle birlikte odaları malzemeyle doldurarak kapatan, 5.000 yıl önce yaşamış başka bir uygarlık…

Ravne Tüneli’nin Hunlar ve Türk tarihi ile bağlantısı olabilir mi?

Tünelin içindeki megalitlerin üstünde bazı harfler var. Bu harflere Tamga deniyor, anlamları henüz ortaya çıkarılamamış. Dün bir grup gezdiren rehber, tünelde elimizi biraz çabuk tutmamızı rica etti, çünkü dışarıda 70 kişilik Macar ziyaretçi bekliyormuş, ayrıca Macaristan’da hala bu harflerin bazıları kullanıldığını da ekledi. Macarlar denince akla Hunlar ve Hun-Türk imparatorluğu geliyor. Acaba buradaki bulguların kadim Türk tarihiyle de bir bağlantısı olabilir mi? Bir gün bu harflerin ve işaretlerin anlamı çözüldüğünde, o gün aynı zamanda insanlığın hazır olduğu en doğru zaman olacak. Evren bu tünellerin keşfedilmesine izin vermişse, o halde sırlarımızı öğrenmek içinde bir umudumuz var demektir.

bosna piramitleri güneş piramidi visoko
Bosna Piramitleri – Güneş Piramidi, Visoko, Bosna Hersek

Bosna Piramitleri‘nin bulunduğu Visoko kentine geldiğimde, tünelde çalışan gönüllülerle hep aynı otelde konaklamıştım. Onları izleyip bir gün birlikte çalışmayı ve neler hissettiklerini deneyimlemeyi geçen yıldan bu yana hep istemiş, ancak buradaki sorumluluklarım ve diğer görevlerim nedeniyle buna bir türlü zaman bulamamıştım. Bu kez seyahat planımı bu merakıma göre ayarlayıp bugün ben de aralarına katılıyorum. Aslında katılımcılar bu etkinlik için de ayrıca bir ücret ödüyorlar. Kısacası, hem çalışıyorlar hem bağış anlamında bir ücret ödeyip kazıya katkıda bulunuyorlar. Peki, bunu neden yapıyorlar?

Ravne Tüneli‘nin değerini biliyorlar ve orada günlerce çalışarak hem kendilerine hem de insanlığa hizmet ediyorlar. Dünyamızda böyle yüksek bilinçli insanların var olması ne güzel…

Çoğu Avrupa ülkelerinden gelen gönüllülere başka ülkelerden de katılan oluyor. Bunlar genellikle arkeolog, araştırmacı ve enerji ustaları. Karınca gibi çalışıp Ravne tünelinin derinliklerinde, güneş piramidinin içine, insanlık geçmişimize ya da insanoğlundan önceki tarihe doğru tünelleri kazıyorlar.

Alea Ferhan Gürbüz bosna piramitleri keşif
Alea Ferhan Gürbüz

220 metre yüksekliğiyle Bosna piramitlerinin en büyüğü, aynı zamanda dünyanın da en yüksek piramidi olan Güneş piramidine doğru yerin altında, iğneyle kazılan bir kuyu gibi, ellerle, alın teriyle ve sevgiyle açılan bir tünel. Böyle bir başarı tüm insanlığa ait olacak. Bu, yepyeni bir tarih ve gelecek anlamında. Çünkü burada her şey şeffaf.

Dr. Osmanagic diğer ülkelerdeki kazılarda elde edilen bulgu ve verilerin insanlıktan saklandığını söylüyor. Burada ise tüm bilgi paylaşıma açık. Burası aslında yepyeni bir dünyanın da başlangıç tüneli.

ravne tüneli arkeolojik kazı alanı bulgular

İlk gönüllü çalışma günündeyiz ve bizi Gaia’nın derinliklerine doğru bir macera bekliyor. “Önce güvenlik” diyerek hepimiz madenci kasklarımızı giyiyoruz. Islak, pürüzlü, dar tünel duvarlarından korunmak için yağmurluğumu giyiyorum. Eldiven bulamıyorum, tüm eldivenler kapılmış.

ravne tüneli turu

Bir metre yükseklikteki dar tünellerde heyecanlı ilerleyiş

Yeni bir grupla birlikte Ravne Tüneli’nde yeni açılmakta olan tünellere gireceğiz ve bu bölüme turistlerin girmesi henüz yasak. Bazen bir metrenin altına düşen dar geçitlerle devam eden tünelde başımızı korumamız gerek. 200 metre derine yürüyeceğiz, sıcaklık 12.5 derecede sabit ve hiç değişmiyor. Nem yüzde 85, oksijen yüzde 20.4.

Dar tünellerde ilerlerken soluklarımız oldukça rahat. Normalde böylesine dar ve derin bir yerde bu kadar temiz hava olması mümkün değil. Tünel bazı yerlerde genişleyip daralıyor. Hiçbir yorgunluk hissetmiyoruz. Yeni açılmaya çalışılan tünellerde ve biraz labirenti andıran bu dehlizlerde rehbersiz dolaşmak güvenli değil. Kim bilir, bir blok açılır ve başka bir boyuta geçiveririz!

ravne tüneli megalitler

Ravne tünelindeki megalitlere 32 bin yıl öncesinden mesajlar kazınmış

Ağır ağır 200 metre içeriye ilerliyoruz ama hiçbir fark algılamıyoruz. Oksijen kalitesi ve ısı da değişmiyor.
Tünelde, içi kristal ve üzeri seramik benzeri bir maddeyle kaplı megalitler var. K-1-2-3-4 olarak numaralandırılmış olan bu dev taşlar tonlarca ağırlıkta ve üzerlerinde 32.000 yıllık olduğu tespit edilmiş harfler kazılı. Runik harflere benzeyen bu semboller aracılığıyla geçmişten geleceğe mesaj vermek istemişler. Bu taşlar çok özel. Piramitlerin altında akan yeraltı sularının oluşturduğu elektromanyetik alanları yüksek bir enerjiye dönüştürerek bunu tünellere yansıtıyorlar.

Tünelin dibine geldiğimizde yol bitiyor. Burada daha önce çalışmaya başlamış olan gönüllüler bir yığın taş, toprak ve çakıl çıkarmışlar. Kazı projesinden sorumlu rehberimiz Jeolog Merja Kozlo önce bize bu alan hakkında bilgi veriyor, artık yeni tüneller bölümünde olduğumuz için oldukça derinlerdeyiz. Merja yeni bir tüneli nasıl keşfettiklerini, diğer tünellerle aralarındaki farkı ve açılmaya aday noktaları anlatıyor. Merja’yla birlikte 13 kişiyiz ve tünellerin içinde bazen iki büklüm durmak zorundayız. Arkada kalanlar her şeyi duyamadıkları için Merja bizi iki ya da üç gruba ayırıyor. Bugünkü görevimiz, çıkarılmış ve gün boyu çıkarılacak curufu el arabalarıyla yaklaşık 250 metre uzunluktaki yoldan dışarıya taşımak…

ravne tüneli boş el arabaları

Boş el arabaları sıralar halinde bizi bekliyor. Merja hepimizi ayrı bir noktaya yerleştiriyor. Benimle diğer noktaların arasında yaklaşık 30 metre mesafe var. Kısacası, biri bana dolu bir el arabası getirecek, ben de onu bir sonraki istasyonda bekleyen diğer gönüllüye götüreceğim ve el arabası böylece elden ele geçerek 250 metre uzunluktaki tünelden dışarı boşaltılacak. Sonra boş araba aynı yoldan kazı yapılan başlangıç noktasına geri dönecek. Grup İngiliz, Alman, Fransız, İsveç ve Türk gönüllülerden oluşuyor.

ravne tünelleri gönüllü ekip

Benim istasyon noktam tünelin 220’inci metresinde. Loş bir lambanın altında tek başıma bekliyorum. Bu çok tuhaf bir duygu. 220 metre derine inerken piramidin kaç metre altında bulunduğumu, burada göremediğimiz başka varlıklar olup olmadığını kendime soruyorum. Herkes birbirinden uzakta, sessizce bekliyor. Çevreme bakıyorum. Tavan neredeyse başıma değiyor, lambanın altında nemli çakıl taşları doğal, yumuşak bir harçla birbirine yapışmış halde duruyor. İçlerinden birkaç taşı çekmek belki de tünelin çökmesine bile neden olabilir. Tünelin ana girişinde maden ocağına benzer kalaslarla destek yapılmış. Bu bir çökme tehlikesine karşı değil, meydana gelebilecek bir depremde sabit kalması, esnediği takdirde zarar görmemesi için. Ancak bu kalaslar yeni açılan bölümlerde henüz yok. Bazı tüneller o kadar dar ki, buraya bir kalas konması bile mümkün değil. Ayrıca tünelin genişliğini kazı yapanlar belirlemiyor, sadece içine yığılmış diğer malzemeyi çıkardıklarında ortaya çıkan duvarları orijinal haliyle bırakıyorlar.

Tüm bu düşüncelere dalmışken, ilk yüklenmiş el arabamı bana getiren Fransız hanım arkadaşım şarkıyla karışık neşeli selamıyla geri dönüyor, ben de hayatımda ilk kez tıka basa doldurulmuş bir el arabasıyla ıssız tünellerde bir o yana, bir bu yana çarparak bir sonraki istasyona doğru yürüyorum ve arabayı orada bekleyen Fransız erkek arkadaşa bırakıyorum. Kendisi pek hevesli görünmüyor, Merja’nın ayrıntılı açıklamalarına karşın bana arabayla ne yapacağını soruyor. Ben de arabayı bir sonraki istasyona taşımasını söyleyip yerime dönüyorum. Bu henüz birinci tur ve derin bir soluk alma ihtiyacı hissediyorum. Sonra ikinci ve üçüncü araba geliyor, komşu istasyondaki Fransız arkadaş çok çalışkan; yine neşeli ıslıklar eşliğinde arabayı getiriyor, ancak diğer uçtaki Fransız herhalde işin zorluğunu anlamış olacak ki, bir daha geri gelmiyor.

ravne tüneli ingiliz fransız türk alman

Merja da zorlamadı, zaten kendimizi iyi hissetmediğimiz takdirde taşıma işini bırakabileceğimizi başta söylemişti. Fransız da çabucak pes edip gitti. Bu durumda yürümem gereken iki istasyon oldu, çünkü bir sonraki istasyonda alıcı olmadığı için arabayı 60 metre uzaktaki bir sonraki istasyona dek götürüp dönmem gerekiyor. Böylece kendimi tünellerin içinde el arabalarıyla mekik dokurken buluyorum. Bir kişinin eksilmesi, arabaların yığılmasına ve boş arabaların zamanında geri dönmemesine neden oluyor. Neyse ki daha sonra başka bir gönüllü daha bulunuyor ve taşımaya tekrar düzenli devam etmeye başlıyoruz.

Ancak bir saat sonra işin ne kadar zor olduğu ortaya çıktı. Ağır bir spor yapıyormuş ya da parkuru zor bir ‘trekking’deymiş gibi oflaya puflaya, ağır işçiler gibi terleyerek, bu arada bu tünellerin kaç gönüllünün teri ve emeğiyle açıldığını, bu nedenle ne kadar değerli olduğunu fark ederek çalışıyorum.

ravne tüneli 30 bin yıllık keşif

Sonunda üstümdeki yağmurluğu çıkarmak zorunda kalıyorum. Tüm bedenim ve tişörtüm terden ıslanmış durumda. İnşaat işçisinden farkım yok. Daha sonra biri bana eldiven verince işim biraz daha kolaylaşıyor. İki saat sonra arabayı artık ustaca kullanmaya başladım. Yolumdaki dar ve alçak eğimleri ezberleyip sağa sola çarpmadan, iki büklüm yürüyorum. Ancak her seferinde fazla alçak bir yerde kafamı çarptığım için sonunda kaskım başımdan uçuyor ve karanlığın içinde kaybolup gidiyor. Bu nedenle yeni bir kask almak için dışarı çıkmak zorunda kalıyorum.

Yeni bir kaskla geri dönerken yoluma çıkan turist grubu nedeniyle sıkışıklık yaşanan tünelde daha rahat yol almak için yan dehlizlerden birine sapınca yolumu kaybediyorum. Her yerde çıkışı gösteren yön levhaları bulunduğu halde tünellerin içi tam bir labirent. Dönüp dolaşıp aynı yere çıktığım ya da çıkmaz dehlizlere saptığım için yolumu bulmakta zorlanıyorum. Biraz dinlenmek üzere yolunu ezbere bildiğim 2 numaralı magalitin bulunduğu yere gidiyorum ve burada biraz zaman geçirip soluklanıyorum. Öte yandan yokluğum nedeniyle diğer arkadaşların nasıl zorlandıklarını düşünüp endişeleniyorum. Ama bu molaya da ihtiyacım var.

ravne tünelleri

Megalit K2’nin yanındaki bir posterde şöyle yazıyor: “Havada özel bir şey var. Sevgi. Diğer iyi şey ise negatif iyonlar” Böyle bir tanım kulağa oldukça yabancı geliyor. Burada negatif iyonlar 18.000 ons/cc ye ulaşıyor. Canlanma düzeyim zirvede. Çünkü burada negatif iyonlar çok yüksek. Havası temiz köylerde ortalama 1800, dağlarda 5000 ons/cc değerindeyken, Ravne tünelinin içinde girişten itibaren yükselerek 18.000 ons/kübikmetreye yükseliyor ve bulunduğum yerdeki diğer bir enerji ölçüm birimi olan Bovis ölçüsüne göre 40.000’e ulaşıyor.

Susayınca yanıma ağırlık yapmaması için su almadığımı hatırlıyorum. Su ihtiyacıyla ve o an gelen ilhamla tünellerin içinde bulunmuş olan su kaynağına gitmeye karar veriyorum. Bu yolu iyi biliyorum, çünkü geçen yıl bu suyu ararken yine tünelde kaybolmuş, bu nedenle bazı yerlere kendime göre özel işaretler koymuştum. Suyun bulunduğu yere girmek yasak ve önünde bir barikat var. Ama şansımı deniyorum ve oraya ulaştığımda çevrede hiç kimsenin bulunmadığını görüyorum. Kendime verdiğim özel izinle barikatı aşıyor ve sudan bir avuç içiyorum. Bu kadarı şimdilik susuzluğumu idare eder, çünkü bu su çok özel ve çok güçlü. Su binlerce yıllık, ancak bugünkü kadar taze.

Bu bir havuz ya da akarsu da değil. Bu kaynağa “Blue Lake” adı verilmiş. “Mavi Göl”de su eksilmiyor, yükselmiyor ve kalitesi bozulmuyor. Mavi gölün çok uzun hikâyesi var, ama ben yerime dönmek zorundayım.

mavi göl ravne tüneli yer altı su kaynağı

Eski tünel yolumu ararken arabaların ıslak zeminde bıraktığı izi fark ediyorum. İzleri takip ederek yerime ulaşıyorum ve yokluğumda yığılmış olan arabaları çabucak taşımaya koyuluyorum. Bunu yaparken kendime şaşıyorum; sonuçta yaptığım iş, genellikle inşaatlarda kullanılan taş dolu bu arabalarla bir aşağı, bir yukarı, metrelerce gidip gelmek ve hala pes edecek kadar yorulmadım. Bir sonraki arabayı beklerken her seferinde birkaç dakikalık mola süresi oluyor, ama normalde bu hızla çalışabileceğimi sanmıyordum.

Tünelin içi 12 derece olduğu halde sadece tişörtle çalışıyorum. Meditasyon ve şifa çalışmaları için tünele girdiğimde, üzerimde genellikle hep bir mont olur, oysa şimdi bedenimden buhar fışkırdığını görüyorum.Kendimi iyi ve enerjik hissediyorum.

Tünellerde derine inildikçe yaşam enerjisi daha yükseliyor. Bu arada çevremi kuşatan orbları göremiyorum. Onları daha sonra, çektiğimiz fotoğraflarda göreceğiz. Aslında bulunduğumuz noktadaki tünellerde orblardan oluşan bir nehir var. Adeta enerji toplarından oluşan bir nehrin içindeyiz ve bunu daha sonra videosunu çeken arkadaşlarda izledik. Bu video bende yok ancak Dr. Semir Osmanagic’in benzer videosu internette bulunuyor. Binlerce ya da on binlerce ışıklı varlık bir nehir gibi üstümüzden akıyor. Aslında deneyimlemek istediğim buydu. En saf olan yeni alanları fark etmek… Bu kadar çaba sarf ederek derinlerde, daracık bir alanda olmamıza karşın iyi hissetmek ve bu tünellerde daha önce kimlerin gezdiğini, neler yaptıklarını hayal etmek. Bunları düşünürken ansızın tüm ışıklar sönüyor ve karanlıkta kalıyorum, herhalde tüm diğer arkadaşlar da aynı durumda. Henüz neler olduğunu anlayamadan ışıklar tekrar yanıyor, o zaman yanıma aceleyle bir el feneri bile almadığımı hatırlıyorum.

ravne tüneli orb orblar meditasyon schumann rezonansı 7.83 hz elektromanyetik alan

Orbları görmek için bazen özel olarak karanlıkta meditasyon yapılıyor. Belki onları sadece fotoğraflarda görmenin dışında, karanlıkta da çıplak gözle görebilirim. Ancak ışıklar tekrar yanıyor, neşesini hiç kaybetmeyen Fransız arkadaş bana yeni bir araba getirerek ışıkların neden söndüğünü soruyor. Bunu ben de bilmiyorum, çevrede soracak kimse de yok.

Merja bize görevlerimizi bildirdikten sonra dışarı çıktı, çünkü tüneller iki kişinin yan yana çalışamayacağı kadar dar. Bir süre sonra çalışmaya kaldığımız yerden devam ediyoruz, ama yaklaşık on dakika sonra ışıklar ikinci kez kesiliyor. Teknik donanımı kusursuz olan Fransız arkadaş başında ışıklı kaskı ışıldayarak tekrar yanıma geliyor. Karanlık tünelin içinde böyle loş ışıklı haliyle oldukça gizemli görünüyor. Nedense yine hiç bir korku ve endişe yok. Burası insanın zihin ve ruh sağlığını her anlamda olumlu etkileyen, enerjisini yükselten bir yer. Doğa harikası diyemeyeceğim çünkü çok zeki varlıklar tarafından yapılmış ve içine, ortasında bir kristal olan, çevresi seramik benzeri dokuyla kaplı bizim bilmediğimiz bir teknoloji ile çalışan dev taşlar yerleştirilmiş. Schumann rezonansında titreşen; tüm kozmik ışınlara ve frekanslara kapalı, korumalı bir alan.

ravne tünelleri gönüllü ekip

Peki, biz neden Ravne Tüneli’nde çalışıyoruz? Macera tutkusundan mı?

Buradaki insanlar, dünyanın geleceğine ve kadim geçmişine ışık tutmaya gönüllü olanlar, deneyim yaşamak isteyenler ve bilinçli araştırmacılar. Belki de geçmiş yaşamlarında bu tünelleri yapan ya da kapatan kişiler. Buradaki bir günlük çalışma bende hem bir dünya insanı olarak hem de beni özel bir çekimle, çok güçlü buraya yönlendiren ruhum adına birçok çağrışım yaptı.

Işıklar tekrar yanıyor, kesinti belki yarım dakika sürdü. Karanlıktan ışığa geçiş, benim için çok anlamlıydı. Sonra diğer istasyondakiler tarafından çağrıldık, bataryalarda arıza olduğu için dışarı çıkacağımız söylendi.

Gün ışığına, bir başka dünyaya çıkıyoruz. Gönüllüler için ayrılmış banklarda sırtüstü yatıyorum. Bu boyuta dönünce bedenim de buna aynı bilinçte yanıt veriyor ve her yerimin ağrıdığını bana bildiriyor. Tüm kaslarım, bacaklarım, kollarım ağrıyor, acaba kaç kilo taşıdım? Belki bir ton olmuştur, bilmiyorum. Bir kilo bile olsa burada bir gün çalışmak, geçmişle geleceği birbirine bağlayan köprüde bir dünya insanı olmayı hissetmek, içimizde saklayacağımız muhteşem bir armağan. Umarım daha sonraki gruplarda daha fazla Türk arkadaş olur ve bu deneyimi diğerlerine aktarırlar.

ravne tüneli bosna piramitleri harita visoko

Güneşin altında gevşerken, uzaktan Merja’yı görüyorum ve aklıma takılan soruların yanıtları için hemen yanına gidiyorum:

Merja, sen jeologsun, tünellerin temizlenmesinde ya da araştırmalarda başka hangi meslekten çalışanlar var?

Ben ve arkeologlar, sadece bizler 2016 yılına dek tünellerde çalışanlar içinde bazı özelliklere sahip kişileriz. Tünellerin içindeki labirentlerde çalışan, zihinsel ve fiziksel açıdan güçlü, ayrıca beş işçimiz var. Bunu söylüyorum çünkü böylesine zorlu bir işte, yer altında çalışmaktan korkmayan, el arabalarını taşıyacak kadar güçlü insanlara ihtiyacımız var. Onlar el arabalarını tünellerin en dibinden dışarıya kadar taşıyorlar.

Tüm tünelleri çevreleyen bu malzeme, küçük taşlar ve kum. Tüm bunlar nasıl bir malzeme, bunları nasıl tanımlıyorsunuz?

Bu maddenin adı Conglomerat.

Burada profesyonel işçilerin dışında gönüllülerde içerideki cürufu dışarı taşıyorlar. Gönüllüler burada başka neler yapıyor?

Dört günlük gönüllüler programına katılanlar iki günü tünellerde, iki günü de güneş piramidinde geçirirler. Gönüllülerin üç ayrı işi vardır. İlki, el arabalarıyla tünellerin içinden çıkarılacak malzemeyi taşımak. İkincisi, tünellerde arkeologlarla birlikte araştırma yapmak, üçüncüsü ise güneş piramidinin yüzeyini oluşturan beton blokları temizlemek.

ravne tünelleri keşif kazı arkeolojik kazı arkeolog

Tüneller toplam kaç metre? Bunların keşfi kaç yıl sürdü?

Neredeyse 1500 metre temizlenmiş tünelimiz var. 2010’da başladık ve 6 yıl boyunca temizledik.

Tüneller giriş noktasından sonra ne kadar derinde ya da yüksekte? Örneğin girişten itibaren 250 metre ilerlediğimizde ne kadar bir derinlikte ya da giriş zemininden ne kadar aşağıda oluyoruz?

Girişten son temizleme noktasına dek 470 metre ilerledik. Üzerimizdeki yer yüzeyini göz önünde bulundurduğumuzda, şu an tüneller ortalama 2 metre yükseklikte ve yaklaşık 25 metre yerin altındayız.

Hangi yöne doğru gideceğinize kim karar veriyor? Ravne Tünellerinin özel bir yönü var mı?

Dr. Osmanagic, arkeolog Anela ve ben, birlikte hangi yöne doğru temizlemeye devam edeceğimize karar veriyoruz. Ve evet, aslında tünellerin spesifik yönleri var. Bu nedenle bir labirentten söz ediyoruz. Birçok farklı yöne giden tüneller var. Temizleme sırasında iç alanlara giden başka yönler bulduğumuzda, daima bizi güneş piramidine yönlendiren tünele odaklanıyoruz.

Peki, bu seçtiğiniz tünellerin hedefi neresi?

Son hedef elbette güneş piramidinin içi.

***

Hedefi güneş ve ışık olan bir tünel. Belkide güneş piramidinin tam altına gelindiğinde bir anda her şey değişecek. Dr. Semir Osmanagiç’e göre bu zaman çok belirsiz. Belki onlarca ya da yüzlerce yıl sürebilir. Dünyasal olarak ciddi bir destekçisi bulunmayan bu çılgın projenin sadece ilahi bir desteğe ihtiyacı var. İşte o zaman belki de Nikola Tesla’nın bize sunmaya çalıştığı sonsuz enerjiye ulaşacağız. Her ülkeden gelen gönüllüler ışıkla örülen bu dantele bir ilmek atarak gerçek bir birliğe ve gezegenimizin özlediği parlak zamana ulaşmak için çabalıyor.

dr. semir osmanagic

Dr. Osmanagiç şöyle diyor:

“Dünya için zamanı geldiyse, bir blok açılır ve labirentte bir tünel bizi bir anda güneş piramidinin altına götürür. Bu ancak doğru zaman geldiğinde olacak. Bu görkemli yapıları doğru anlayabilmek için onların fizik, enerji ve ruhsal dünyalarını incelemek zorundayız. İşte o zaman arkeolojinin sihirli değneği; geçmişten öğrenmenin, modern uygarlığın devleşmiş sorunlarını çözmekte nasıl bir anahtar olduğunu gösterecek. Yeni arkeolojik bulgular uygarlığın ortaya çıkışı hakkındaki anlayışımızı tamamen değiştiriyor. Eğer başlangıç değişiyorsa, onu izleyen her şeyinde değişmesi kaçınılmazdır.”

Hayal, umut, bilgi, cesaret, emek ve sevginin harmanlandığı muhteşem, sessiz bir proje. Yeni bir gezegen, yeni bir insanlık için. Heyecan ve inançla izliyorum. (Visoko, 2016)

Ege’ye bir gezi: Sardes Antik Kenti