İş hayatına dönüş: Tatil sendromu nasıl giderilmeli?

Psikolojik ve fizyolojik sorunlar ağırlıkla tatil sonrası yaşanıyor. ID Coaching Koç Eğitmeni ve Profesyonel Koç Hatice Yıldıran, çalışanların yeniden işlerine adapte olması sürecinde yöneticilere büyük iş düştüğünü belirterek, “Liderlik tarafını geliştiren yöneticiler, çalışanların değerlerine ve duygularına odaklanarak, onları sisteme adapte edebilirler” diyor…

Tatil sendromu nasıl giderilmeli?

Tatilin ve yaz döneminin sonuna geldik. Tatilciler artık işlerinin, masalarının başına dönüyorlar. Araştırmalara göre tatile gidenlerin yüzde 50’si dönüşte kendisini kötü hissediyor. Ayrıca en çok istifa da bu dönemde yaşanıyor. Tatil dönüşü sadece adaptasyon sorunu baş göstermiyor. Aynı zamanda baş ağrısı, uykusuzluk, sindirim problemi, iştahsızlık ve sabahları uyanamamak gibi problemler de kişilerin karşılaştığı sorunlar arasında.

Yöneticiler, tatil dönüşü işe başlayan insanların, kapıldıkları rehavetten çıkmaları için kilit rol oynuyor. Koç Eğitmeni ve Profesyonel Koç Hatice Yıldıran, çalışanların iş disiplinine tamamen adapte olmalarının bir aylık bir süre zarfında gerçekleştiğini anlatıyor. Yöneticilere vurgu yapan Yıldıran, “Yöneticiler, lider olurlarsa eğer, çalışanlar rehavetten çabuk çıkar. Liderlik tarafını geliştiren yöneticiler, çalışanların duygularını anlayarak, onları işe yavaş yavaş adapte edebilirler. İş yöneticide bitiyor. Yönetici liderlik ve koçluk becerilerini kullanarak, çalışanları tekrardan sisteme nasıl dahil edebileceklerini bulabilir” diyor.

Ortak vizyon rehaveti yok eder


Yöneticilerin işbaşı yapan çalışanlarla diyalog kurması gerektiğine değinen Yıldıran, “Çalışanların, tatil dönüşü iş yerindeki temposunun düşmesi halinde,  yöneticinin koçluk yaklaşımı sergilemesi ve biz ruhunu canlandırması gerekir. Eğer bir kurumda gerçekten “biz ruhu” varsa, paylaşılan bir vizyon varsa, bu rehavetler çok uzun sürmüyor. İnsanlar çalıştıkları kurumu sahiplendiğinde, tatildeyken bile işe dönmeyi isterler. Ancak böyle düşünen çok insan yok. Koçluk sistemi çalışanları kurumun vizyonuna entegre ettiği için başka bir açıdan da kazanç sağlıyor” açıklamasını yapıyor.

Tutum değişikliği şart

Kurumların insanı makine ya da kaynak olarak değil, değer olarak görmesi gerektiğinin altını çizen Yıldıran, bu sağlandığında kişilerin stresi yönetebildiğini, rehavetten çabuk sıyrılabildiğini ve hem psikolojik hem de fizyolojik sorunları aşabildiğini anlatıyor. “Tutum değişikliği” kavramını vurgulayan, Yıldıran, yönetici yetiştiren programların hep bilgi ve beceri odaklı olduğunu not düşerek, şöyle diyor: “Tutum değiştiren bir süreç yok o eğitimlerde. Tutumu değiştiren tek sistem koçluk sistemi. Tutumu değiştirdin mi işe bakış açısı da, dünyaya bakış açısı da değişiyor. Tutumu değiştirmek de kişinin kendisini geliştirmesiyle ilgili.”

Çalışma Hayatımızın Vazgeçilmezi: İş Sağlığı ve Güvenliği